- Küba lideri Fidel Castro, 26 Eylül 1960'ta BM Genel Kurulu'nda 4 saat 29 dakikalık bir konuşma yaparak Guinness Rekorlar Kitabı'na girdi.
- Konuşmasında Castro, ABD'nin Küba'ya yönelik "emperyalist" ve "saldırgan" politikalarını sert bir dille eleştirdi.
- Castro'nun bu maraton konuşması, Soğuk Savaş'ın en gergin dönemlerinden birinde Küba'nın uluslararası arenadaki duruşunu net bir şekilde ortaya koydu.
- Bu tarihi konuşma, Castro'nun hitabet gücünün ve devrimci duruşunun en bilinen simgelerinden biri haline geldi.
Soğuk Savaş'ın gölgesinde tarihi bir hitabet
1959'da gerçekleşen Küba Devrimi'nin ardından Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkilerin son derece gergin olduğu bir dönemde BM kürsüsüne çıkan Fidel Castro, bu platformu uluslararası kamuoyuna kendi tezlerini anlatmak için kullandı. Askeri yeşil üniformasıyla yaptığı konuşma, sadece süresiyle değil, içeriğiyle de büyük yankı uyandırdı.
Castro, konuşmasının merkezine ABD'yi koyarak, Washington yönetimini Küba'nın iç işlerine karışmakla, ekonomik ambargo uygulamakla ve adayı sömürgeleştirmeye çalışmakla suçladı. Bu eleştiriler, iki ülke arasındaki diplomatik krizin ne denli derinleştiğini tüm dünyaya gösteriyordu.
ABD politikalarına karşı sert eleştiriler
Konuşması boyunca ABD'nin Küba'daki devrim öncesi Batista rejimine verdiği desteği hatırlatan Castro, ülkesinin bağımsızlık ve egemenlik hakkını savundu. ABD'yi "emperyalist bir sömürgeci" olarak niteleyen Küba lideri, yönetimin Küba halkının iradesini hiçe saydığını belirtti.
Castro'nun eleştirileri sadece Küba ile sınırlı kalmadı; aynı zamanda ABD'nin Latin Amerika'daki diğer ülkelere yönelik politikalarını da hedef aldı. Bu kapsamlı ve sert eleştiriler, BM Genel Kurulu'nda bulunan pek çok delege tarafından dikkatle takip edildi.
Kırılan bir rekor ve unutulmaz bir an
Fidel Castro's speech was not only a political manifesto but also a physical performance of endurance. He held the attention of the delegates for nearly four and a half hours without a significant break.
Bu olay, Castro'nun sadece Küba'da değil, tüm dünyada tanınan bir figür haline gelmesinde önemli bir rol oynadı. Bugün bile 26 Eylül 1960 tarihi, BM'nin tanıklık ettiği en sıra dışı anlardan biri ve diplomasi tarihinde eşine az rastlanır bir hitabet rekoru olarak anılmaktadır.



