- Tokat'ta 1411 yılında inşa edilen Hisariye Medresesi, Cumhuriyet döneminde jandarma karakolu olarak kullanıldıktan sonra 1936'da özel mülk haline geldi.
- Yaklaşık 90 yıldır aynı ailenin yaşadığı 21 odalı tarihi yapı, zamanla yıpranmaya başladı ve bazı bölümleri hasar gördü.
- Aile, kendi imkanlarıyla onarım yapmak istese de yapının tarihi eser statüsünde olması nedeniyle Vakıflar Bölge Müdürlüğünden izin alamadıklarını belirtiyor.
- Yapının sahipleri, bu önemli kültürel mirasın restore edilerek devlete kazandırılmasını ve gelecek nesillere aktarılmasını talep ediyor.
Medreseden karakola oradan da eve dönüştü
Tokat'ın Camikebir Mahallesi'nde bulunan ve 1411 yılında inşa edildiği bilinen Hisariye Medresesi, Anadolu mimarisinin eşsiz örneklerinden birini teşkil ediyor. Tarih boyunca eğitim yuvası olan yapı, Cumhuriyet döneminde bir süre jandarma karakolu olarak da kullanıldı.
Yapının şu anki sahiplerinden 53 yaşındaki Sadi İnci, dedesi Teyfik Akyüzoğlu'nun binayı 1936 yılında satın aldığını belirterek, "Dedem tarafından bina alınıyor, 90 yıla yakındır biz de burası." dedi. İnci, medresenin üst katının eskiden gençlerin eğitim gördüğü dershaneler olduğunu, daha sonra karakol olarak kullanıldığını ve son olarak ailesine geçtiğini ifade etti.
Aile onarım için izin alamıyor
Sadi İnci, 21 odalı tarihi yapıda çocukluğunun geçtiğini ve burada yaşamanın çok güzel bir duygu olduğunu dile getirdi. Ancak binanın ön cephesinde ciddi yıpranmalar meydana geldiğini ve bu durumun kendilerini endişelendirdiğini söyledi.
Kendi imkanlarıyla onarım yapmak istediklerini ancak başarılı olamadıklarını belirten İnci, "Ön tarafında bir kısım yıpranmış durumda buranın yapılmasına da izin verilmiyor. Tavan kısmını yaptıralım dedik ama Vakıflar Bölge Müdürlüğü bize izin vermedi," ifadelerini kullandı. Aile, binanın geleceğinin ne olacağı konusunda belirsizlik yaşıyor.
'Bu binanın devlete kazandırılmasını istiyoruz'
Tarihi yapıya olan ilginin hala devam ettiğini ve sık sık ziyaretçilerin geldiğini anlatan İnci, bu nedenle kapıya "özel mülktür rahatsız etmeyin" yazısı asmak zorunda kaldıklarını belirtti. Ailenin en büyük isteği ise binanın aslına uygun bir şekilde restore edilmesi.
İnci, bu konudaki taleplerini şu sözlerle özetledi: "Biz bu binanın devlete kazandırılmasını istedik ama nasip olmadı. Elimizden geldiği kadar muhafaza etmeye çalışıyoruz ama binanın restorasyonunun yapılması gerekli." Aile, 600 yıllık bu değerli mirasın yıkılıp yok olmadan önce kurtarılması için yetkililere çağrıda bulundu.



