Türkiye'de doğurganlık alarmı: Nüfus kendini yenileme eşiğinin altına indi

Türkiye'de doğurganlık oranı, 2024 TÜİK verilerine göre tarihin en düşük seviyesi olan 1,48'e geriledi. Bu gidişatın sürmesi halinde ülkenin yaşlanan nüfus ve ağırlaşan sosyal güvenlik yükü gibi büyük ekonomik sorunlarla karşı karşıya kalacağı öngörüldü.

0:00

--:--

Son Güncelleme: 13.11.2025 - 17:32

NSosyal Logo
Türkiye'de doğurganlık alarmı: Nüfus kendini yenileme eşiğinin altına indi
  • 2001 yılında kadın başına ortalama 2,38 çocuk düşerken, 2024'te bu sayı 1,48'e inerek Türkiye'yi nüfusunu yenileyemeyen ülkeler arasına soktu.
  • Nüfusun sabit kalabilmesi için gerekli olan 2,1 seviyesinin altına inilmesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından "intihar gibi" olarak değerlendirildi.
  • Uzman görüşlerine göre, doğurganlık hızındaki düşüş devam ederse 2070 yılında bir çalışanın neredeyse bir emekliye bakmak zorunda kalacağı ve bu durumun ekonomiler üzerindeki yükü ağırlaştıracağı belirtildi.

TÜİK verilerine göre, Türkiye'de doğurganlık oranı son yıllarda tarihin en düşük seviyelerine indi. 2001 yılında kadın başına ortalama 2,38 çocuk düşerken, 2024'te bu sayı 1,48'e düştü.

Kısırlık tedavileri konusunda dünyanın önde gelen AR-GE firmalarından Merck İlaç Türkiye Genel Müdürü Şehram Zayer, toplumların nüfusunun sabit kalabilmesi için doğurganlık hızının en az 2,1 seviyesinde olması gerektiğini ve Türkiye'nin bu oranın altına düştüğünü söyledi.

Bu düşüş, nüfusun genel profilini değiştirerek birkaç on yıl içinde Türkiye'nin yaşlanan nüfus sorunuyla karşı karşıya kalacağını gösteriyor.

2070’te bir çalışan bir emekliye bakacak

Çalışan nüfusun azalması ve yaşlı nüfusun artışının ekonomik gelir ve yaşlıların gençlere bağımlılık oranını artırdığına dikkat çeken Zayer, bu durumun ekonomiler üzerindeki yükü ağırlaştırdığını belirtti.

Tayvan örneği verilerek, 1980'de bir yaşlıyı destekleyen yaklaşık 15 çalışan varken, 2022'de bu rakamın 4'e düştüğü bilgisi paylaşıldı. Fertilite hızındaki düşüş trendinin devam etmesi halinde 2070'te bu oranın neredeyse bire bir seviyesine düşeceği öngörülmektedir. Bu tablo karşısında hükümetlerin ve toplumun sürdürülebilir enerji, altyapı, eğitim, sağlık, ulaşım ve çevre projelerine yönelik yatırımlarını artırması gerektiği vurgulandı.

Kariyer planları biyolojik saati zorluyor

Uzmanlar, doğurganlık hızındaki düşüşün ardında yalnızca ekonomik sebeplerin olmadığını belirtiyor. Çevresel faktörler ve kariyer planlarının kadınların doğurganlık kabiliyetini azalttığını açıklayan Zayer, kadınların eğitim düzeyi arttıkça evlilik yaşının yükseldiğini ve iş hayatına katılımın arttığını; bunun da çocuk sahibi olma kararını geciktirdiğini ve biyolojik saatle yarış anlamına geldiğini söyledi.

Geciken annelik, doğurganlık penceresini daraltırken; ekonomik kaygılar, iş güvencesizliği, yüksek konut fiyatları ve çocuk bakımı maliyetleri de çiftlerin çocuk sahibi olma kararını öteliyor.

Türkiye’de bir milyon kadın çocuk sahibi olamıyor

Merck'in 2020 yılında yaptırdığı araştırmaya göre, Türkiye'de kısırlık oranları yaklaşık yüzde 13,2 olarak bulundu. Bu verilere göre toplamda 1,07 milyon infertil kadın olduğu tespit edilmiştir. Zayer, bu kadınlardan yaklaşık 100 bininin çocuk sahibi olmuş veya olma sürecinde olduğunu, ancak geri kalan yaklaşık 1 milyon kadının uygun tedaviye erişim, bilinçlenme ve doğru merkezlere başvuru için yönlendirilmesi gerektiğini aktardı.

Her altı kişiden biri kısırlık yaşıyor

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada her 6 kişiden birinin, hayatının bir döneminde kısırlık sorunu yaşadığını belirten Zayer, kısırlığın sadece bir sağlık problemi olmadığını, aynı zamanda ekonomiler ve jeopolitik dengeler üzerinde derin etkiler oluşturduğuna dikkat çekti. Stres, çevre kirliliği, sağlıksız beslenme, sigara ve alkol kullanımı da infertilite oranlarını artıran faktörler arasında sıralandı.

Çözüm önerileri: Şirket desteği ve üreme sağlığı dersleri

Merck İlaç Türkiye Genel Müdürü Şehram Zayer, doğurganlığın korunması ve üreme sağlığı ile ilgili çözüm önerilerini de sıraladı:

İnfertilite tedavisinde sadece kadın değil, erkek kaynaklı infertilite artışı nedeniyle tedavi sürecinin bir çift olarak ele alınması ve doktora danışılması önemlidir.

Okullarda üreme sağlığına ilişkin dersler verilmelidir.

Büyük şirketler, çocuk sahibi olmak isteyen çalışanlarına ekonomik ve çalışma şartlarına ilişkin destek sağlamalıdır.

Kaynak:

GDH Haber

GDH Digital Telegram kanalına abone olabilirsiniz.

Abone Ol
Loading Spinner