gdh'de ara...

İngiltere Savunma Bakanı Wallace: Tüm Avrupa tehlike altında

1. resim

İngiltere Savunma Bakanı Ben Wallace Ukrayna-Rusya krizine dair bir makale kaleme aldı. Makalede Wallace Putin'i "saman adama" benzeterek Batı'yı ve NATO'ya karşı provokasyonlarında devam ettiğini yazdı.

İngiltere Savunma Bakanı Ben Wallace Ukrayna-Rusya krizine dair bir makale kaleme aldı.

Makalede Wallace Putin'i "saman adama" benzeterek Batı ve NATO'ya karşı provokasyonlarında devam ettiğini yazdı.

ABD'nin Ukrayna’ya kimyasal silah gönderdiği iddiası üzerine Ben Wallace bunun deli saçması olduğunu belirtti.

Rusya’nın provokasyon yaparak dünyayı domine ettiğini iddia eden Wallace Putin’in ülkeleri gerçek gündemden uzaklaştırmak için bu yolu seçtiğini belirtti.

Kırım konusunda da Rusya’nın aynı tavrı sergilediğini ve ardından işgal girişimi gerçekleştirdiğini sözlerine ekleyen Wallace Ukrayna'nın bağımsız egemen bir ülke olarak kalacağını belirtti.

Bakan Wallace'ın makalesinden satır başları:

Son zamanlarda Avrupalı müttefiklerime kaç kere “saman adam” terimini açıklamak zorunda kaldığımı unuttum. Çünkü şu anda yaşanan durumu en iyi açıklayan deyim “saman adam”dır. Kremlin, NATO tehdidi altında olduğu iddia ediyor. Rusya Savunma Bakanı geçtiğimiz haftalarda ABD'nin “Ukrayna'nın doğusuna kimyasal göndererek provokasyon hazırladığı” şeklindeki yorumu, bu “saman adam”ı daha da büyüttü. Rusya Federasyonu Başkanı gerçek gündem yerine, hepimizi bu düzmece iddiayla meşgul etmeye çalışıyor. Gerçeklerin incelenmesinin, NATO aleyhindeki iddiaların düşürülmesi anlamına geldiğini Putin biliyor. Birincisi, NATO savunma amaçlıdır. Eğer ve aması olmadan tüm üyeler 5. madde nedeniyle, saldırı altında olan bir üyeye yardım etmeye mecburdur. Karşılıklı meşru müdafaa NATO'nun temel taşıdır. Bu yükümlülük hepimizi korur. Türkiye ve Norveç kadar birbirinden uzak müttefikler ya da Letonya ve Polonya kadar yakın olan herkes pakttan yararlanır. Bu gerçek bir savunma ittifakıdır. İkincisi, eski Sovyet devletleri NATO'nun talebiyle değil, kendi istekleriyle katılmıştır. Kremlin, bunu NATO'nun kendi topraklarına tecavüz etmek için bir Batı planı olarak sunmaya çalışıyor, ancak gerçekte ittifak üyeliğindeki büyüme, bu devletlerin kendi habis faaliyetlerine ve tehditlerine karşı doğal tepkisidir. Üçüncüsü, NATO'nun Rusya Federasyonu'nu kuşatmaya çalıştığı iddiası temelsizdir. Otuz müttefikten sadece beşi, Rusya'nın sınır komşusudur. Eğer kuşatılmış olmanın tanımı çevrenizin yüzde 6'ysa o zaman İkinci Dünya Savaşı'nda Arnhem ya da Leningrad'da savaşan cesur adamların bu konuda söyleyecek bir şeyleri olacaktır. Kremlin'i fiilen tehdit eden, NATO güçleri değildir. Eyleme geçen Başkan Putin'in tarih yorumunun ne olduğu ve Ukrayna'ya yönelik bitmemiş hırsları olduğunu biliyoruz. Putin geçen sene Kremlin'in resmi web sitesinde “Rusların ve Ukraynalıların Tarihsel Birliği Üzerine” adlı makale yayınladı. Vaktiniz varsa okumanızı tavsiye ederim, çünkü Putin'in argümanları kapsamlı olsa da doğruluk açısından çelişkilerle dolu. Hepimiz endişelenmeliyiz, çünkü bizzat Başkan Putin'in kaleminden dökülen, etno-milliyetçiliği hırslarının merkezine koyan yedi bin kelimelik bir makale. Okuyanlar anlayacaklar ki bu makale en iyi ihtimalle Ukrayna'nın boyun eğdirilmesini ve daha da kötüsü bu egemen ülkenin zorla birleştirilmesini haklı çıkarmak için çarpık bir akıl yürütmedir. Başkan Putin'in makalesi, Ukrayna vatandaşlarının isteklerini tamamen görmezden gelirken, Avrupa'da yüzyıllardır devam eden ve hala eski nefretin yıkıcı güçlerini uyandırma potansiyeline sahip olan aynı tür etno-milliyetçiliği çağrıştırıyor. Okuyucular sadece makalenin üslubuna değil, NATO'dan ne kadar az bahsedildiğine de şaşıracaklar. Ne de olsa, Kremlin'in tüm endişelerinin kaynağı NATO 'yayılmacılığı' değil mi? Aslında, NATO'ya sadece bir paragraf ayrılmış. Makalede üç iddia var. Birincisi: Batı, Rusya'yı “yönetmek” için dağılmayı kullanmaya çalışıyor. İki: 17. yüzyılda geliştirilen Büyük Rusya hayali dışındaki oluşan her şey yapay bir kurgudur ve tek bir dille tek bir halkın arzularına meydan okur. Üçüncüsü, aynı fikirde olmayan herkes bunu Rusya'ya olan nefretinden veya fobisinden yapmaktadır. İlk suçlama temelsizdir. Kimse Rusya'yı yönetmek istemiyor. Her devlet gibi Rusların da kendi geleceğini belirlemesi gerektiğine herkes inanıyor. Rusya'nın Çeçenya gibi çatışmalardan çıkardığı dersler kesinlikle etnik ve mezhepsel çatışmaların onlarca yıl süren çekişmeler içinde çıkmaza girmesiyle binlerce masum hayata mal olduğu olmalıdır. Ukrayna'ya gelince, Rusya'nın kendisi bağımsız bir ülke olarak egemenliğini tanıdı ve sadece 1994'te Budapeşte Memorandumu'nu imzalayarak değil, aynı zamanda 1997'de Ukrayna ile olan Dostluk Antlaşması'nı imzalayarak toprak bütünlüğünü garanti etti. Kremlin bu süreçlerin ardından Ukrayna, Avrupa ve diğer birkaç ülkedeki bölünmeleri büyütmeye başladı. Rus İstihbaratının ve diğer Rus kurumlarının demokratik seçimlere müdahale etmeye yönelik sayısız çabası belgelidir. Böl ve yönet stratejisi NATO'nun değil, Moskova'nın daha işlevsel kullandığı bir yöntem. Ukrayna, çok uzun bir süredir Rusya'dan ayrı. Putin'in tek dediği; Belarus, Rusya ve Ukrayna'daki tüm halkların "Eski Rus'un torunları olduğu ve bu nedenle bir şekilde hepsinin Rus olduğu" iddiası. Ama gerçekte tarihçi Profesör Andrew Wilson'a göre, “Rusya ve Ukrayna: 'Putin'in İddia ettiği gibi 'Tek Halk' mı?” başlıklı makalesinde en iyi ihtimalle iki halk akraba ama aynı aileden değil. Aynı şekilde milattan sonra 900 civarında İngiltere de Mercia, Wessex, York, Strathclyde ve diğer modern öncesi krallıklardan oluşuyordu, ancak sonunda Birleşik Krallığı oluşturan birçok halk ve etnik kökenden oluşan bir ulus. İronik olarak, Başkan Putin makalesinde “Gelişme sürecinde olan milletlerin bir kısmı, bazı sebeplerden ve tarihsel koşullardan etkilenerek, ayrı bir millet olarak kendisini görebilir. Buna karşı nasıl davranmalıyız? Tek bir cevabım var: Saygılarımla!”. Putin'in bu makalesi en hafif tabirle şaibeli Kırım işgalini haklı çıkaran bir perspektif değil. Ukrayna, bağımsız bir egemen ülkedir. Rus hükümeti Kremlin'e karşı olanları Rus düşmanı olarak görüyor. Rus ajanlarının İngiliz sokaklarında siber saldırı ve suikastlar yapması Putin'i yalanlamaya yeter. Rusya ve Birleşik Krallık, bir tarihi paylaşıyor. Bağlılığımız Napolyon'u ve daha sonra Hitler'i yenmeye yardımcı oldu. Çatışmanın dışında, yüzyıllar boyunca teknolojiyi, tıbbı ve kültürü paylaştık. 18. yüzyılda Rusya ve İngiltere derinden bağlıydı. 1704-1854 yılları arasında, I. Pedro'dan Büyük Catherine'e ve 19. yüzyıla kadar İngilizler, Rus Mahkemesinin en üst düzeyinde amiraller, generaller, cerrahlar ve mimarlar olarak yer aldı. Rus Donanmasının babalarından olan Samuel Greig Inverkeithing'de doğdu. Bu ortak hayranlık bugün de geçerlidir. İngiliz Hükümeti Rusya ve Rus halkıyla ihtilaf içinde değildir ancak Kremlin'in kötü niyetli faaliyeti sorun teşkil ediyor.

Wallace makalesini şu sözlerle bitirdi:

Bu yazdığım nedenlerden dolayı Soğuk bir ocak veya şubat gecesi, Rus askeri güçleri bir kez daha Ukrayna’ya geçerse, NATO saldırganlığına ilişkin ‘saman adam’ anlatılarını ve ‘sahte bayrak’ hikayelerini görmezden gelin ve Rusya Devlet Başkanı’nın geçen yaz kaleme aldığı makaledeki kendi sözlerini hatırlayın. Bu tehdidin sadece Ukrayna için değil, bizim için ne anlama geldiğini sorgulayın. Bir dahaki sefer ne anlama geliyor…