Al Jazeera: İran ordusu ABD-İsrail savaşına hazır mı?
Füze ve İHA doktrini, hava üstünlüğü sorunu, istihbarat zaafları ve alınan dersler. İran ordusu ABD-İsrail savaşına nasıl hazırlandı?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 27.02.2026 - 02:18
Katar merkezli önemli yayın organlarından Al Jazeera'de, olası bir ABD-İSrail saldırısına karşı İran'ın askeri olarak nasıl bir yol izleyebileceğinin değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.
ABD’nin 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu’daki en büyük ve en güçlü askeri yığınağını gerçekleştirmiş olmasının, savaşın artık kaçınılmaz olduğunu ortaya koyduğu tespiti yapılan analizde, İran'ın ise olası yeni bir çatışma dalgasının haftalar sürebileceği yaklaşımı üzerinden hareket ederek hazırlandığı belirtildi.
Analizde ayrıca; İran'ın füze ve İHA doktrini, hava üstünlüğü sorunu, istihbarat zaafları ve 12 gün savaşı başta olmak üzere önceki çatışmalardan aldığı dersler konusunda değerlendirmelerde bulunuldu.
İşte Al Jazeera'da yayınlanan analiz:
ABD’nin 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu’daki en büyük ve en güçlü askeri yığınağını gerçekleştirmiş olması, İran’la olası bir savaşın her an patlak verebileceği yönündeki değerlendirmeleri artırıyor.
Washington yönetimi, İsrail’in 12 gün süren savaşı sırasında Haziran ayında İran’ın nükleer tesislerini bombalamıştı. Olası yeni bir çatışma dalgasının ise haftalar sürebileceği ve çok daha tehlikeli sonuçlar doğurabileceği ifade ediliyor.
Haziran ayındaki ağır saldırılara rağmen İran ordusunun kayda değer kapasitesini koruduğu belirtiliyor. Bu durum, sahadaki askeri dengelerin sanıldığından daha karmaşık olabileceğine işaret ediyor.
İran’ın askeri hazırlıkları
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Ali Laricani, ülkesinin son aylarda askeri zafiyetlerini tespit edip giderdiğini belirterek, “Kesinlikle eskisinden daha güçlüyüz. Son yedi-sekiz ayda hazırlandık, zayıflıklarımızı bulduk ve düzelttik.” açıklamasında bulundu.
Laricani, İran’ın savaş başlatma niyetinde olmadığını vurgulasa da, zorlanmaları halinde karşılık vereceklerini ifade etti.
Geçtiğimiz yıl İsrail’in başlattığı çatışmalarda İran’ın askeri liderliği ve balistik füze rampaları hedef alınmıştı. Buna rağmen Tahran yönetimi İsrail’e yaklaşık 500 balistik füze fırlatmayı başardı. Bu saldırılar İsrail hava savunmasını zorladı ve ciddi maddi hasara yol açtı.
ABD ise 22 Haziran’da B-2 hayalet bombardıman uçaklarıyla İran’ın ana nükleer tesislerini sığınak delici bombalarla vurdu. İran’ın Katar’daki bir ABD üssüne önceden haber verilen balistik füze saldırısıyla karşılık vermesinin ardından ateşkes sağlandı.
İç baskı ve dış tehdit dengesi
Ocak ayında İran yönetiminin sivil protestoculara yönelik sert müdahalesi, ülke içindeki siyasi baskıyı zirveye taşıdı. ABD Başkanı Donald Trump ise Tahran’ı cezalandırma sözü vererek bölgeye savaş uçakları, ilave hava savunma unsurları ve bir deniz “armadası” sevk etti.
Nükleer müzakereleri yeniden başlatmasına rağmen Trump, askeri seçeneği masadan kaldırmadı.
Uzmanlar, İran’ın mevcut askeri kapasitesinin küçümsenmemesi gerektiği görüşünde. Boston Üniversitesi’nden Arash Azizi’ye göre İran ordusu, 12 günlük savaşa kıyasla bugün daha hazırlıklı.
Azizi, İran içinde bazı askeri unsurların ABD’ye karşı doğrudan mücadele fırsatını stratejik bir gereklilik olarak gördüğünü belirtiyor. Bu çevrelere göre kontrollü bir çatışma, Tahran’ın müzakere pozisyonunu güçlendirebilir.
İstihbarat zaafları ve dersler
Mount Allison Üniversitesi’nden James Devine’e göre İran, son savaştan önemli dersler çıkardı. Özellikle sabit füze silolarının kırılganlığı nedeniyle mobil lançer sistemlerine yöneldi. Ayrıca İsrail istihbaratının siyasi ve askeri yapılara ne kadar derin sızdığını fark etti.
İstihbarat açıklarının tamamen kapatılıp kapatılmadığı net olmasa da, bilgi sızıntısı riskinin azaltıldığı değerlendiriliyor. Bu durum, olası “lider kadroyu hedef alan ani saldırıları” geçmişe kıyasla daha zor hale getirebilir.
Füze ve İHA doktrini
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), onlarca yıldır konvansiyonel kuvvet modernizasyonu yerine balistik füze ve askeri İHA geliştirmeye odaklandı. İran hava kuvvetleri hâlâ 1979 öncesi dönemde ABD’den alınan ve artık yaşlanmış platformlara dayanıyor.
DMO doktrini, yüksek sayıda füze ve İHA ile düşman hava savunmasını doyuma ulaştırmayı hedefliyor. Deniz kuvvetleri ise süratli küçük bot sürüleri ve asimetrik taktiklere dayanıyor.
Washington Enstitüsü’nden Farzin Nadimi’ye göre özellikle gemisavar kabiliyete sahip seyir füzeleri ve balistik sistemler ciddi tehdit oluşturuyor.
Basra Körfezi, Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nin çatışmanın ilk sahnesi olması bekleniyor. Bu bölgeler hem ABD’nin seyrüsefer serbestisi taahhüdü hem de İran’ın alan engelleme (A2/AD) stratejisi nedeniyle kritik önemde.
Deniz boyutu ve asimetrik seçenekler
Uzmanlar, olası bir savaşta deniz boyutunun daha belirleyici olacağı kanaatinde. İran; kısa menzilli gemisavar füzelerle donatılmış hücumbotlardan, seyir füzesi atabilen denizaltılara kadar uzanan çeşitlendirilmiş bir deniz gücüne sahip.
Ayrıca patlayıcı yüklü deniz dronları, sürü halinde hava dronları, süperkavitasyon roket torpidoları ve anti-helikopter mayınları gibi asimetrik unsurların kullanımı ihtimal dahilinde. İran’ın Abu Mehdi gibi gemisavar balistik ve seyir füzeleri, Umman açıklarında konuşlu bir uçak gemisi grubunu teorik olarak hedef alabilecek menzile sahip.
Ancak ABD uçak gemileri, gelişmiş füze savunma sistemleriyle donatılmış destroyerler tarafından korunuyor. İran’ın etkili sonuç alabilmesi için bu savunma şemsiyesini doyuma ulaştırması gerekecek.
Hava üstünlüğü sorunu
İsrail’in 2024 ve 2025’teki saldırıları İran hava savunmasını ciddi şekilde zayıflattı. Uzmanlara göre İran, yeni bir savaşta hava sahasının büyük ölçüde ABD ve İsrail kontrolünde olacağını kabul etmek zorunda.
Elektronik harp unsurlarında hareketlilik gözlense de, bunların en fazla insansız sistemlere karşı kısmi etki sağlayabileceği değerlendiriliyor. Bu nedenle İran, stratejik silah sistemlerinin gizlenmesi ve hayatta kalabilirliğini artırmaya yönelik “aşırı önlemler” almak zorunda.
Sonuç: Yüksek riskli bir denge
Genel tablo, tarafların karşılıklı olarak caydırıcılık üretmeye çalıştığı ancak kontrolsüz tırmanma riskinin yüksek olduğu bir dengeye işaret ediyor.
İran’ın teknolojik olarak ABD’nin gerisinde olduğu açık; ancak füze envanteri, İHA kapasitesi ve asimetrik deniz doktrini, Washington açısından maliyetsiz bir senaryoyu imkânsız kılıyor.
Dolayısıyla olası bir çatışma, klasik bir konvansiyonel üstünlük mücadelesinden ziyade; füze doyum saldırıları, deniz hatlarının kesintiye uğraması ve bölgesel yayılma riski üzerinden şekillenecek çok katmanlı bir kriz potansiyeli taşıyor.
Kaynak:
Al JazeeraGDH Digital NSosyal hesabını takip edebilirsiniz.
İLGİLİ HABERLER
The Conversation: Dünyada yeni bir emperyal çağ mı başlıyor?
The Hill: Asya'daki “güç oyunu” nasıl şekillenecek?
Responsible Statecraft: İsrail'in teoloji üzerinden işgal inşaası
Nükleer müzakerelerde Viyana kararı: İran stokları ülke dışına çıkarmayı reddetti
Putin'in eski danışmanından gdh'a özel açıklamalar: İran'a neden asker gönderelim?
Netanyahu'dan skandal çıkışı: Osmanlı işgali altındaydık!
DİĞER HABERLER
Responsible Statecraft: İsrail'in teoloji üzerinden işgal inşaası
Newsweek: ABD Venezula'daki başarısını İran'da neden tekrarlayamaz?
Yeni dünya düzeninde “Avrupa yapısı” yok mu olacak?
Hudson Institute: Trump'ın “güç yoluyla barış” stratejisi İran'da neden çöktü?
The Realist Review: ABD'nin İran saldırısı neden kaçınılmaz?
Middle East Monitor: İsrail Türkiye'yi neden tehlike olarak görüyor?
Foreign Affairs: Trump ABD'nin gücünü nasıl otokrasiye dönüştürüyor?
Arab News: Türkiye'nin Afrika politikasında sert ve yumuşak güç
Middle East Eye: ABD'nin Ortadoğu'daki askeri varlığı ve transferler
The New Arab: Oslo'dan günümüze İsrail Batı Şeria'daki ilhakı


