8 Haziran 1967 günü Ortadoğu'da savaş devam ediyordu. İsrail, Mısır, Ürdün ve Suriye arasında yaşanan Altı Gün Savaşı bölgenin kaderini değiştirirken, savaşın en tartışmalı olaylarından biri Akdeniz'in doğusunda yaşandı. Olayın tarafları ise düşman ülkeler değil, dünyanın en yakın müttefiklerinden sayılan Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail'di.
O gün Amerikan Donanması'na ait USS Liberty adlı istihbarat gemisi Sina Yarımadası açıklarında uluslararası sularda görev yapıyordu. Liberty sıradan bir savaş gemisi değildi. Üzerinde çok sayıda elektronik dinleme sistemi bulunuyordu ve görevi savaşan tarafların haberleşmelerini takip ederek Washington'a bilgi aktarmaktı.
Gemide yaklaşık 300 mürettebat görev yapıyordu. Amerikan bayrağı açıkça görünüyordu ve gemi savaşın dışında kalmaya çalışıyordu. Ancak öğleden sonra beklenmedik bir gelişme yaşandı.
İsrail Hava Kuvvetleri'ne ait Mirage ve Mystère tipi savaş uçakları USS Liberty üzerinde alçak uçuşlar yaptı. Kısa süre sonra saldırı başladı. Roketler, makineli tüfek ateşi ve napalm bombaları gemiyi vurdu. Amerikan denizcileri ne olduğunu anlamaya çalışırken gemide yangınlar çıktı ve iletişim sistemleri ağır hasar gördü.
Hava saldırısından sonra bu kez İsrail donanmasına ait torpido botları bölgeye ulaştı. Atılan torpidolardan biri geminin sancak tarafında büyük bir delik açtı. Saldırıda özellikle istihbarat bölümünde görev yapan çok sayıda personel hayatını kaybetti.
Yaklaşık iki saat süren saldırının ardından İsrail kuvvetleri geri çekildi.
Sonuç ağırdı.
34 Amerikan askeri ölmüş, 171 kişi yaralanmıştı. USS Liberty ise batmamasına rağmen kullanılamayacak kadar ağır hasar almıştı.
Olayın hemen ardından İsrail hükümeti saldırının yanlışlıkla gerçekleştiğini açıkladı. Resmî açıklamaya göre USS Liberty, savaş sırasında Mısır'a ait bir gemiyle karıştırılmıştı. İsrail daha sonra özür diledi ve hayatını kaybedenlerin ailelerine ve ABD hükümetine tazminat ödedi.
Ancak kriz bununla sona ermedi.
Hayatta kalan mürettebatın önemli bir bölümü saldırının yanlışlıkla gerçekleştiğine hiçbir zaman inanmadı. Onlara göre Amerikan bayrağı açıkça görülüyordu. Üstelik saldırıdan önce İsrail keşif uçakları geminin üzerinden defalarca geçmişti.
Bu nedenle yıllar boyunca farklı teoriler ortaya atıldı.
Bazı araştırmacılar İsrail'in geminin kimliğini bildiğini, ancak savaş sırasında yürütülen bazı askerî operasyonların dinlenmesini engellemek istediğini öne sürdü. Başka bir teoriye göre İsrail, Mısır'a yönelik bazı gizli planların ortaya çıkmasını istemiyordu.
İsrail ise bu iddiaları reddetti ve olayın savaş şartlarında yaşanan trajik bir hata olduğunu savundu.
Amerikan hükümeti tarafından yürütülen soruşturmalar da genel olarak saldırının kasıtlı olduğuna dair kesin kanıt bulunamadığı sonucuna vardı. Buna rağmen olay hakkındaki tartışmalar hiçbir zaman tamamen sona ermedi.
USS Liberty hadisesini ilginç kılan nokta yalnızca saldırının kendisi değildir. Asıl dikkat çekici olan, olayın ABD ile İsrail arasındaki ilişkileri kalıcı biçimde bozmamış olmasıdır. Böyle büyük bir askerî olayın ardından iki ülke arasındaki ittifak devam etmiş, hatta sonraki yıllarda daha da güçlenmiştir.
Bugün USS Liberty olayı hâlâ tarihçilerin, askerî uzmanların ve araştırmacıların tartıştığı konular arasında yer alıyor. Bir kesim bunun savaş kaosunda yaşanmış trajik bir dost ateşi vakası olduğunu düşünürken, diğerleri gerçeğin hiçbir zaman tam olarak açıklanmadığına inanıyor.
Aradan 59 yıl geçti.
Fakat 8 Haziran 1967 günü Akdeniz'de yaşananlar, modern tarihin en tartışmalı askerî olaylarından biri olmayı sürdürüyor. Çünkü bazen tarihte cevabı hâlâ tam verilemeyen sorular vardır.
USS Liberty olayı da onlardan biridir.



