13°
PodcastArşivGaleri

GDH TV

Ana Sayfa

Gündem

Dünya

Ekonomi

Savunma

Teknoloji

Kültür & Sanat

Spor

Sağlık

Yakın Plan

Yazarlar

Haftalık

‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌

GDH, dünya gündemini yakından takip eden haber platformu.

Gizlilik politikamızı okuyun.

Ana SayfaCanlı GelişmelerHava DurumuGazete ManşetleriİnfografikPodcastGaleriGündemDünyaYerel Haberler
EkonomiSavunmaTeknolojiSporKültür & SanatTarihSağlıkYaşamEğitimYakın Plan
YazarlarCuma HutbeleriDeprem HaritasıBiyografiUzayPozitifTeknofestHaftalıkTelevizyonSeçim
Hakkımızdaİletişim BilgileriKünyeReklam ve İş BirliğiBize Haber GönderGizlilik PolitikasıKullanım KoşullarıÇerez PolitikasıSosyal MedyaKariyer
© 2026 gdh.digital
Bizi Takip Edin:
HEMEN İNDİR
App Store
HEMEN İNDİR
Google Play
13°
PodcastArşivGaleri

GDH TV

text
text

Ana Sayfa

Gündem

Dünya

Ekonomi

Savunma

Teknoloji

Kültür & Sanat

Spor

Sağlık

Yakın Plan

Yazarlar

Haftalık

  • GDH
  • Yakın Plan
  • Asia Times: Trump'ın İran yaklaşımı blöf mü savaş hazırlığı mı?

Asia Times: Trump'ın İran yaklaşımı blöf mü savaş hazırlığı mı?

Trump'ın İran'a maksimum baskı politikası ve askeri tehditleri müzakereleri nasıl etkileyecek? ABD'nin İran yaklaşımı, blöf mü yoksa gerçek bir savaş hazırlığı mı?

0:00

--:--

Son Güncelleme: 17.02.2026 - 00:20

editor avatar
Adem Kılıç

Editör

Abone Ol

Google News Logo
Paylaş
Asia Times: Trump'ın İran yaklaşımı blöf mü savaş hazırlığı mı?

Kanada merkezli önemli yayın organlarından Asia Times'da, İran ve ABD arasında devam eden müzakerelerin ve Trump'ın maksimum baskı ve askeri tehditlerininin olası geleceğinin değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.

ABD ve İran arasında yıllardır defalarca tekrar eden bir “tehdit” döngüsünün yine tekrarlandığına dikkat çekilen analizde, Trump yönetiminin maksimum baskı politikasının ve askeri tehditlerininin ise müzakereleri etkileyecek bir noktaya geldiği ve sürecin artık savaşa doğru gittiği tespiti yapıldı.

Analizde ayrıca; büyük bir bombalama sürecinin olası sonuçlarına dair değerlendirmelere yer verildi.

İşte Asia Times'da yayınlanan analiz:

Bir ABD-İran krizi daha, bir uçak gemisi konuşlandırması daha, karşılıklı ültimatomlar ve giderek artan savaş riski.

Son kırk yılda neredeyse rutine dönüşen bir gerilim koreografisi yeniden sahnede ve Washington ile Tahran arasındaki bu brinkmanship (uçurum siyaseti) artık öngörülebilir bir döngü haline gelmiş durumda.

Mevcut gerilim, İran yönetiminin iç protestolara yönelik sert müdahalesi ve ABD’nin USS Abraham Lincoln uçak gemisi taarruz grubunu Basra Körfezi’ne göndermesiyle tetiklendi.

Donald Trump bir yandan “çok sert bir şey” tehdidinde bulunurken diğer yandan görüşmelerin sürdüğünü kabul ediyor.

İran’ın dini lideri bölgesel savaş uyarısı yaparken dışişleri kanadı Umman aracılığıyla “adil ve dengeli” müzakereler yürütüyor.

Türkiye, BAE ve Suudi Arabistan gibi bölgesel aktörler ise kimsenin istemediği bir savaşı önlemek için diplomatik trafik yürütüyor.

Maksimum baskı stratejisinin sınırları

ABD’de özellikle bazı çevrelerde hakim olan “maksimum baskı ve askeri tehdit İran’ı teslim olmaya zorlar” varsayımı defalarca test edildi ve her seferinde başarısız oldu.

Örnek olarak; 2018’de nükleer anlaşmadan çekilme ve ardından gelen maksimum baskı politikası İran’ı çökertmedi. Hatta aksine uranyum zenginleştirme seviyelerini silah eşiğine yaklaştırdı.

2025 Haziran ayında ABD ve İsrail’in İran nükleer tesislerine yönelik saldırıları da programı ortadan kaldırmadı ve muhtemelen Tahran’ın caydırıcılık kapasitesi edinme kararlılığını hızlandırdı.

Bugün yeniden uçak gemileri göndererek ve uzun süreli bombardıman tehdidi savurarak farklı bir sonuç alınacağı iddiası, zorlayıcı diplomasinin nasıl işlediğine dair temel bir yanlış anlamaya işaret ediyor. Bir ülkeyi bombalarken aynı anda zayıf pozisyondan müzakere etmesini beklemek stratejik bir çelişki.

Operasyonel gerçeklikler de bu yaklaşımın risklerini gösteriyor. ABD’nin haftalar sürebilecek hava operasyonları yürütmesi gerekebilir; ancak İran Katar’dan Irak’a kadar bölgedeki ABD üslerini vurabilecek füze kapasitesine sahip. Vekil güçleri zayıflamış olsa bile tamamen etkisiz değil. Küresel petrol akışının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı hâlâ kırılgan bir boğaz noktası.

Daha kritik soru ise bombardıman sonrasında ne olacağıdır. İran tesislerinin vurulmasının Washington’ın şartlarını kabul etmeye hazır bir rejim üretmesi beklenemez. Daha olası sonuç; milliyetçi reflekslerin güçlenmesi, sertlik yanlılarının konsolidasyonu ve nükleer silah arayışının iç meşruiyet kazanmasıdır.

Tarihsel dersler ve bölgesel gerçeklik

Ortadoğu’da ABD müdahalelerinin sicili bu konuda uyarıcıdır. 1983 Lübnan, 2003 Irak ve 2011 Libya örnekleri, askeri müdahalelerin çoğu zaman çözmek istediği sorunlardan daha ağır sonuçlar ürettiğini gösteriyor. Kağıt üzerinde parlak görünen stratejiler, bölgesel gerçeklikle temas ettiğinde çöktü.

İran’daki iç huzursuzluk önemli olsa da bu stratejik denklemi kökten değiştirmiyor. Rejim meşruiyet sorunu yaşıyor olabilir; protestolar gerçek toplumsal rahatsızlıkları yansıtıyor olabilir.

Ancak dış askeri müdahalenin demokratik güçleri güçlendireceği varsayımı, milliyetçiliğin doğasını anlamamaktır. Bir ülke bombalandığında toplumun refleksi genellikle hükümete karşı değil dış tehdide karşı olur.

Bölgesel boyut da Washington’ın manevra alanını daraltıyor. Türkiye, Körfez ülkeleri hatta İsrail’in mevcut yönetimi dahi tam ölçekli bir ABD-İran savaşına istekli görünmüyor.

Böyle bir çatışmanın bölgeyi istikrarsızlaştıracağı, enerji piyasalarını sarsacağı, Rusya ve Çin’i sürece çekebileceği ve Suriye iç savaşından bile daha karmaşık bir kaos üretebileceği görülüyor.

Diplomasinin kaçınılmaz rolü

Bu nedenle krizin gerçekçi çözüm yolu zaten sahnede: taraflar tehdit söylemi sürdürürken aynı anda yürütülen diplomatik temaslar. Umman’ın başkenti Maskat’taki görüşmeler muhtemelen tek uygulanabilir çıkış yolu. Bu görüşmeler kapsamlı bir çözüm üretmeyecek; ABD-İran ilişkisi bunun için fazla karmaşık ve çatışmalı.

Ancak geçici düzenlemeler mümkün: sınırlı yaptırım gevşemesi karşılığında zenginleştirme kısıtları, bölgesel davranışlara dair mutabakatlar ve askeri kazaların tırmanmasını önleyecek mekanizmalar. Bu sonuç kimseyi tam tatmin etmeyecek, ancak askeri seçenekten çok daha yönetilebilir olacaktır.

ABD açısından da iç siyasi gerçeklik önemli. Kamuoyu araştırmaları Amerikalıların büyük çoğunluğunun İran’la savaşa karşı olduğunu gösteriyor. Uzun süreli bir çatışmanın siyasi ve ekonomik maliyeti Washington için sürdürülebilir olmayabilir.

Stratejik tercih ve olası sonuç

Trump yönetimi, iki yol arasında seçimle karşı karşıya: baskı ve tehditlerle İran’ın çökeceği varsayımına dayalı riskli strateji ya da karşılıklı taviz içeren daha gerçekçi bir düzenleme yaklaşımı.

Bu, ABD çıkarlarından vazgeçmek anlamına gelmez; aksine uygulanabilir politikalar geliştirmek anlamına gelir.

Muhtemel senaryo ise geçmiş krizlere benzer şekilde şekillenecek: İran nükleer eşik kapasitesini koruyacak seviyede zenginleştirmeye devam edecek, ABD askeri varlığını ve yaptırımları sürdürecek, taraflar dönemsel diplomasi yürütecek. Bölgesel aktörler de her iki tarafla ilişkilerini dengelemeye devam edecek.

Bu sonuç dramatik bir zafer sunmaz. Ancak bazı sorunların çözülmekten ziyade yönetilebileceği gerçeğini yansıtır. Ortadoğu’da ABD’nin “çözüm üretme” girişimlerinin çoğu zaman durumu daha kötü hale getirdiği düşünüldüğünde, yönetim yaklaşımı bile stratejik bir bilgelik sayılabilir.

Alternatif ise daha tehlikeli. ABD’nin bölgede karşılaştığı en güçlü rakiplerden biriyle yeni bir savaş. Böyle bir senaryo ironik biçimde İran’ın en çok istediği sonucu hızlandırabilir. Washington güç gösterisi yapmak isterken kendi nüfuzunu aşındırabilir.

Sonuç olarak İran meselesi askeri hakimiyet fantezisiyle değil; diplomasi, bölgesel koalisyonlar ve sabırlı stratejiyle yönetilebilir. Mevcut kriz de muhtemelen bir savaşa evrilecek. Ancak asıl soru, ne kadar maliyet ödeneceği.

Kaynak:

Asia Times

GDH uygulamasını indir,

gelişmelerden anında haberdar ol!

etiketler

İranİsrailABDSavaşNetanyahuHamaneyTrump

İLGİLİ HABERLER

The Conversation: Dünyada yeni bir emperyal çağ mı başlıyor?

The Conversation: Dünyada yeni bir emperyal çağ mı başlıyor?

The Hill: Asya'daki “güç oyunu” nasıl şekillenecek?

The Hill: Asya'daki “güç oyunu” nasıl şekillenecek?

Eurasia Review: Epstein, İsrail ve cezasızlık düzeninin mimarisi

Eurasia Review: Epstein, İsrail ve cezasızlık düzeninin mimarisi

ABD'de sosyal medya hesaplarının fikir özgürlüğü hedefte

ABD'de sosyal medya hesaplarının fikir özgürlüğü hedefte


Gazze’nin Selahaddin bölgesinde Filistinliler yıkımın ortasında yaşam kurmaya çalışıyor

Gazze’nin Selahaddin bölgesinde Filistinliler yıkımın ortasında yaşam kurmaya çalışıyor

Taliban'dan İran çıkışı: ABD saldırısına karşı desteğe hazırız

Taliban'dan İran çıkışı: ABD saldırısına karşı desteğe hazırız

ÖNE ÇIKAN KÖŞE YAZISI

Yazar
Yasin Tekşen
[email protected]

Beşiktaş: En büyük rakibi, kendisi

DİĞER HABERLER

Eurasia Review: Epstein, İsrail ve cezasızlık düzeninin mimarisi

Eurasia Review: Epstein, İsrail ve cezasızlık düzeninin mimarisi

Cato Institute: Avrupa'nın savunma bağımsızlığı mümkün mü?

Cato Institute: Avrupa'nın savunma bağımsızlığı mümkün mü?

Arab News: Esed sonrası yeni bölgesel ortaklıklar

Arab News: Esed sonrası yeni bölgesel ortaklıklar

Gulf State Analytics: İsrail ateşkesi nasıl bitirmeye çalışıyor?

Gulf State Analytics: İsrail ateşkesi nasıl bitirmeye çalışıyor?

The Hill: ABD, İran'da bataklığa mı saplanacak?

The Hill: ABD, İran'da bataklığa mı saplanacak?

The National Interest: ABD İran'ı tekrar vuracak mı?

The National Interest: ABD İran'ı tekrar vuracak mı?

Middle East Monitor: “İsrail istisnacılığı” küresel düzeni nasıl yok etti?

Middle East Monitor: “İsrail istisnacılığı” küresel düzeni nasıl yok etti?

The New Arab: “ABD-İran dizisinin yeni bölümünde” neler olacak?

The New Arab: “ABD-İran dizisinin yeni bölümünde” neler olacak?

The Guardian: İsrail'in Batı Şeria'da işgal adımları ve tepkiler

The Guardian: İsrail'in Batı Şeria'da işgal adımları ve tepkiler

The European Conservative: Yeni küresel düzende Avrupa hayatta kalabilecek mi?

The European Conservative: Yeni küresel düzende Avrupa hayatta kalabilecek mi?

Download GDH App
Download GDH App
Loading Spinner