Atlantic Council: Nükleer görüşmelerin geleceği nasıl şekillenecek?
Nükleer program, balistik füzeler, silahlanma ve “vekil güçlerin” geleceği. ABD ve İran'ın nükleer görüşmelerinin geleceği nasıl şekillenecek?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 21.04.2025 - 00:03

ABD'nin önde gelen düşünce kuruluşlarından Atlantic Council'de ABD ve İran arasında devam eden nükleer görüşmelerin geleceğinin son iki haftada yapılan görüşmelerin detaylarının değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.
ABD Başkanı Trump'ın ilk döneminde, İran ile imzalanan 2015 Nükleer Anlaşması'ndan çekildiğine dikkat çekilen analizde, gelinen noktada ise yaşanan gelişmelerin, Trump'ın daha kötü bir anlaşmaya razı olabileceği bir aşamaya doğru gittiği tespiti yapıldı.
Analizde ayrıca, görüşmelerin sadece nükleer kapsama değil, balistik füzeler ve İran'ın vekil güçlerine dair kısıtlamalara da odaklanması nedeniyle anlaşmanın giderek zorlaştığı belirtildi.
İşte Atlantic Council'de yayınlanan analiz:
Geçtiğimiz Cumartesi günü Roma'da gerçekleşen ABD-İran görüşmeleri, aslında ABD Başkanı Donald Trump için politik anlamda bir dönüşe işaret ediyordu.

Trump 2018'de yani ilk döneminde, selefi Başkan Barack Obama tarafından müzakere edilen nükleer anlaşmayı sona erdirmiş ve İran'a yaptırımların hafifletilmesini ve İran'ın balistik füze programını ve bölgesel kötücül etkisini ele almamasını eleştirmişti.
Diğer yandan aslında 2015 yılında, İran'ın işleyebilir bir nükleer silaha sahip olmasının aylar ya da yıllar alacağı yaygın bir şekilde anlaşılmıştı.
O dönemde, İran'ın anlaşmaya riayet etmemesi halinde nükleer silaha sahip olmaktan aylar ya da yıllar uzakta olacağını bilerek, sorunu kalıcı ve tam olarak çözen bir anlaşmaya varmaya çalışmak için bir fırsat vardı.

Ancak uzmanlara göre bugün, artık böyle bir zaman yok.
Dolayısıyla herhangi bir anlaşmanın 2015 yılındaki anlaşmalardan çok daha katı olması gerekir ve bu da İran'ın bakış açısına bakıldığında münkün görünmüyor.
Çünkü İran, Direniş Ekseni olarak adlandırılan grupları üzerinden büyük bir darbe yemiş durumda ve şu anda bir nükleer bombaya yakıt sağlayacak kadar zenginleştirilmiş uranyuma sahip olmaktan bir ila iki hafta uzakta.
Anlaşmanın geçmişi ve geleceği
Trump'ın 2015 nükleer anlaşmadan ayrılma kararı, büyük ölçüde yaptırımlar yoluyla İran üzerindeki baskıyı arttırdı. Ancak aynı zamanda ülkeye uranyum zenginleştirme ve nükleer programını ilerletme çabalarını hızlandırmak için bir bahane sağladı ve İran'ın nükleer programını bugün bulunduğu noktaya getiren süreci başlattı.

Trump yönetimi içinde İran'a yönelik doğru yaklaşım konusunda süregelen tartışmalar, müzakereler devam ederken bile Başkan'ın nihai stratejisi konusunda kafa karışıklığına neden olmaya devam ediyor.
Şubat ayında Trump, İran'a “azami baskı” uygulayan ve İran'ı sadece nükleer silahlardan değil kıtalararası balistik füzelerden de mahrum bırakmayı ve terör faaliyetlerine karşı koymayı açıkça talep eden bir Ulusal Güvenlik Başkanlık Memorandum'unu imzaladı.
Ulusal Güvenlik Danışmanı Mike Waltz geçtiğimiz ay verdiği birçok mülakatta bu memorandumun kilit noktalarını vurguladı ve sadece zenginleştirme değil balistik füzeler, silahlanma ve İran'ın “terörizme verdiği destek” de dahil olmak üzere “İran'ın tüm yönlerinin” ele alınması gerektiğinin altını çizmişti.
Başka bir deyişle ABD'nin İran'la yapacağı yeni bir anlaşma sadece nükleer programa değil bütüncül olarak İran'ın tüm faaliyetlerine odaklanmak istiyor.

Geçtiğimiz iki Cumartesi boyunca yapılan müzekerelere dair ayrıntılı bilgi verilmedi.
Peki Gelinen noktada Trump'ın daha önce bozduğu bir anlaşmaya çok benzer bir anlaşma arayışına girmesi mümkün mü?
Örnek olarak Trump 2019'da “felaket” olarak nitelendirdiği Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması'nın yerine nispeten küçük farklılıklar içeren ABD-Meksika-Kanada Anlaşması'nı imzalamıştı.

İran'ın geleneksel kırmızı çizgilerini temelden değiştirmeye ve 2015 nükleer çok daha sıkı kısıtlamaları kabul etmeye ikna edilip edilemeyeceği araştırmaya değer olsa da böyle bir sonuç pek olası değil.
Bu da ABD'li uzmanlara göre; geriye dar kapsamlı bir anlaşma ihtimalini bırakıyor ki bu da hem ABD'ye hem de İsrail'e yarardan çok zarar getirme riski taşıyor.

Bu anlaşma nükleer silahları 2015'te var olandan çok daha tehlikeli bir yola sokacak ve İran'ın balistik füze programını ilerletirken Husiler gibi bölgesel ortaklarını desteklemek ve artık zayıflamış olan Hizbullah'ı yeniden canlandırmak için İran'a kolaylıklar sağlayacak.
Müzakereler bu hafta sonu Roma'da devam ederken Trump, İran'a karşı askeri harekata onay vermeden ya da katılmadan önce bir anlaşma arayışına girmek konusunda bekleme sürecine yine değinmişti.
Ancak 2015'in aksine bu defa zaman çok daha kısa olacak gibi görünüyor.
Kaynak:
GDH Haber
İLGİLİ HABERLER

The National Interest: Türkiye Avrupa'nın savunmasında kritik müttefik oldu!

The Guardian: İsrail'in oluşturduğu 'ölüm bölgeleri' ve itiraflar!

The Hill: ABD daha başlamadan 3. Dünya Savaşı'nı kaybediyor!
Küba lideri Diaz-Canel'den Trump’a sert tepki
İran’ın Bender Abbas kentinde binada patlama
Hatemi’den ABD ve İsrail’e sert uyarı
DİĞER HABERLER
The Telegraph: Avrupa projesi nasıl öldü?
Asia Times: Davos, Grönland, Trump ve yeni dünya gerçekliği
The Quincy Institute: Arap devletleri İran saldırısına neden karşı çıkıyor?
Middle East Monitor: Yeni Suriye YPG'nin ayrılıkçı hayallerini nasıl sona erdirdi?
Middle East Eye: Trump ve İsrail küresel düzeni nasıl yıktı?
Newsweek: Trump'ın “Gazze Barış Kurulu” başarılı olabilir mi?
Gzero Media: Avrupa Trump'a karşı durabilecek mi?
Responsible Statecraft: Trump'ın ‘Barış Kurulu’ Netanyahu'yu devre dışı bıraktı
The Guardian: Trump Davos Zirvesi'ne nasıl damga vurdu?
The National Interest: Türkiye-Suud-Pakistan savunma paktı ve beklentiler


