Cuma hutbesi 27 Mart | Diyanet ile 27 Mart Cuma hutbesi konusu nedir, yayınlandı mı?

Her hafta Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından her hafta kaleme alınarak okumaya sunulan Cuma hutbesi 27 Mart detayları merak konusu olarak 27 Mart Cuma hutbesi konusu nedir, yayınlandı mı? sorularıyla araştırılıyor.

0:00

--:--

Son Güncelleme: 27.03.2026 - 12:06

editor avatar
Berk Turan

SEO Editör

NSosyal Logo
Cuma hutbesi 27 Mart | Diyanet ile 27 Mart Cuma hutbesi konusu nedir, yayınlandı mı?

Cuma hutbesi 27 Mart tarihli olarak Diyanet İşleri Başkanlığı resmi internet sitesi üzerinden yayınlandı. Bu haftanın diyanet hutbesini okumak isteyenler yoğun olarak 27 Mart Cuma hutbesi konusu nedir, yayınlandı mı? sorularına cevap arıyor.

CUMA HUTBESİ 27 MART

İşte detaylar;

TEVEKKÜL

Muhterem Müslümanlar!

Yüce dinimiz İslam’ın hayatımızın her alanına

yansıtmamızı emrettiği ilkelerden biri tevekküldür.

Tevekkül; Müslümanın, sorumluluklarını

hakkıyla yerine getirip Allah’ın rahmet ve

merhametine sığınmasıdır. Üzerine düşen tedbirleri

alıp Allah’ın takdirini beklemesidir. Meşru

isteklerine ulaşmak için sebeplere sarılması, aklını

ve iradesini doğru yönde kullanması, Allah’a

güvenip dayanmasıdır.

Aziz Müminler!

Tevekkül, bir ebeveynin; Peygamber

Efendimiz (s.a.s)’in, “Hiçbir anne baba, çocuğuna

güzel terbiyeden daha kıymetli bir bağışta

bulunamaz”[1] buyruğuna uyarak evlatlarına güzel

örnek olması, daha sonra onlardan erdem ve fazilet

beklemesidir. Bir gencin, “Yaptığınız işi güzel

yapın. Allah işini güzel yapanları sever”[2] ilkesi

gereğince geleceğini; ilim, sanat ve meslek

çerçevesinde şekillendirmesi, sonra Allah’tan başarı

istemesidir.

Kıymetli Müslümanlar!

Kimi zaman tevekkül; bir tüccarın, ölçüyü ve

tartıyı eksiksiz yaptıktan sonra Allah’tan hayırlı

kazanç dilemesi olarak karşımıza çıkar. Kimi zaman

da tevekkül; bir çiftçinin toprağı doğru işleyip,

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in, “‘Allah bize

yeter, O ne güzel vekildir. Sadece Allah’a

tevekkül ettik.’ deyiniz”[3] hadis-i şerifi gereğince

hasadın bereketini Allah’a havale etmesi olarak

hayata yansır.

Değerli Müminler!

Tevekkül, tembelliğin sığınağı, miskinliğin

bahanesi değil, uyanışın ve kendine gelmenin

vesilesidir. Allah’ın yardımını ümit ederek fiili

duada bulunmak; zamanın gereklerine uygun bilgi

ve teknoloji üretmektir. Zaferlerin emeksiz elde

edilemeyeceği bilinciyle düşmanları caydıracak güce

ulaşmak için gayret etmek, Cenâb-ı Hak’tan nusret

ve inayet dilemektir.

Aziz Müslümanlar!

“Allah’ın dediği olur” kanaatiyle tedbiri elden

bırakmak, “Kaderde ne varsa o gelir başa”

anlayışıyla sorumlulukları ihmal etmek, “Nasıl olsa

Allah rızkımı verir” düşüncesiyle çalışmayı terk

etmek, İslam’ın tevekkül anlayışında kendisine asla

yer bulamaz. Müslümana düşen; ‘Tedbir kuldan,

takdir Allah’tan’ şuuruyla gecesini gündüzüne

katarak çalışmaktır. Yüce Rabbimizin bu husustaki

uyarısı gayet açıktır: “İnsan için ancak çalıştığının

karşılığı vardır ve çalışmasının karşılığı ileride

mutlaka görülecektir.”[4]

Kıymetli Kardeşlerim!

Kalplerimizin huzur bulabilmesi için

hayatımızın her alanında; okurken, çalışırken,

ailemizin rızkını temin ederken, zorluklara karşı

mücadele verirken tevekküle ihtiyacımız vardır.

Zaman, kendimize gelme ve tevekkül anlayışımızı

gözden geçirme zamanıdır. Vakit, çalışmayı,

üretmeyi ve mücadeleyi hayatımızın vazgeçilmez bir

parçası kılma vaktidir.

Hutbemizi İstiklal Şairimizin şu veciz sözleriyle bitiriyoruz:

Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmete râm ol,

Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol!

[1] Tirmizî, Birr, 33.

[2] Bakara, 2/195.

[3] Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 8.

[4] Necm, 53/39, 40.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

Kaynak:

GDH Haber

GDH Digital'i sosyal medyadan takip edin!

Loading Spinner