Cuma Hutbesi 5 Aralık | Diyanet ile 5 Aralık Cuma Hutbesi konusu nedir?

Cuma Hutbesi 5 Aralık tarihli olarak Diyanet İşleri Başkanlığı resmi internet sitesi üzerinden yayınlandı. Bu haftanın diyanet hutbesinin konusunu merak edenler 5 Aralık Cuma Hutbesi konusu nedir? sorusu aracılığıyla araştırmalar yapıyor.

0:00

--:--

Son Güncelleme: 05.12.2025 - 13:32

editor avatar
Berk Turan

SEO Editör

NSosyal Logo
Cuma Hutbesi 5 Aralık | Diyanet ile 5 Aralık Cuma Hutbesi konusu nedir?

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından her hafta kaleme alınan ve içeriğinde dini ve sosyal yaşama yönelik pek çok bilgi, öğütler yer alan Cuma Hutbesi 5 Aralık tarihli olarak okumaya sunuldu. Bu haftanın diyanet hutbesi konusunu öğrenmek isteyenler 5 Aralık Cuma Hutbesi konusu nedir? sorusuna yanıt arıyor.

CUMA HUTBESİ 5 ARALIK

Diyanet ile 5 Aralık Cuma Hutbesi konusu ve tüm detaylar şöyle;

CUMA HUTBESİ KONUSU NEDİR?

İNSAN, HUZURU İBADETLE ELDE EDER

Muhterem Müslümanlar!

Kainatta her varlık belli bir amaca yönelik

yaratılmıştır. Varlıklar içerisinde akıl ve iradesiyle

seçkin bir yere sahip olan insan da yüce bir gaye

için dünyaya gönderilmiştir. Cenâb-ı Hak, bu

hususu, “İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını

mı zanneder?”[1] ayet-i kerimesiyle bizlere haber

vermiştir.

Aziz Müminler!

İbadet, samimi bir niyetle İslâm’ın emir ve

yasaklarını gözetmektir. Yüce Rabbimizin verdiği

sayısız nimetlere şükretmektir. İbadet, imanın

hayata yansımış halidir. İnsanı kötülüklerden

koruyan bir kalkan, huzura ve mutluluğa ulaştıran

bir kılavuzdur.

Kıymetli Müslümanlar!

İbadetler sadece kişiye değil, bütün bir

topluma iyilik ve hayır getirir. Evet, namaz kişiyi;

hayâsızlıktan, günahlardan ve yanlışlardan korur.

Bununla birlikte mümin, namaz kıldığı halde

Allah’ın emir ve yasaklarını çiğnemeye; ailesine,

komşusuna ve diğer insanlara eziyet etmeye devam

ediyorsa kıldığı namazları gözden geçirmelidir.

Zekât, insana paylaşmayı, ihtiyaç sahiplerine destek

olmayı, cimrilik ve tembellikten arınmayı hatırlatır.

Müslüman; bencillik, cimrilik, hırs, haset, israf, faiz,

gurur ve kibirden uzaklaşmadığı müddetçe zekâtın

gerçek mahiyetini kavrayamamış demektir.

Hac, insanların Allah katında bir tarağın dişleri gibi denk

olduğunu, tevhit ve vahdeti, marifet ve hikmeti,

mahşeri ve hesabı hatırlatıyorsa amaç hasıl

olmuştur. Oruç, insana takvayı ve sabrı öğretir.

Şayet mümin; yalan söylemeyi, gıybet ve

dedikoduyu, kul ve kamu hakkı yemeyi

sürdürüyorsa hadis-i şerifte işaret edildiği üzere

oruçtan kendisine sadece açlık ve susuzluk

kalmıştır.[2]

Değerli Müminler!

İbadetler sadece belli bir zaman ve belli bir

mekanla sınırlı değildir. Aramızda sevgi, saygı,

şefkat ve merhameti yaymamız, iyiliği yeryüzünde

egemen kılmak için gayret göstermemiz de bir

ibadettir. Aile fertlerine karşı sorumluluklarımızı

yerine getirmemiz, onlara şefkat ve merhametle

davranmamız, yetim ve muhtaçları sevindirmemiz

de bir ibadettir. Rızkımızı helalinden kazanıp helal

yollarda harcamamız da bir ibadettir. Çalışmamız ve

üretmemiz; vatanımıza, milletimize ve tüm

insanlara faydalı olmamız da bir ibadettir. Yeri

geldiğinde insanlara eziyet veren küçücük bir engeli

yoldan kaldırmamız dahi ibadettir.

Aziz Kardeşlerim!

Müslüman için ibadetin olmadığı bir hayat

düşünülemez. “Kulluğunuz ve niyazınız olmasa

Allah size ne diye değer versin!”[3] buyuran Yüce

Rabbimize ibadet etmek, O’nun rızasını kazanmak,

sevgisine nail olmak bizler için kazançların en

büyüğüdür. Resûl-i Ekrem (s.a.s)’in “…Allah

katında amellerin en sevimlisi, az da olsa

devamlı olanıdır”[4] hadis-i şerifi gereğince ömür

sermayemizi ibadetlerle ve salih amellerle değerli

kılmak, karşılığında da ahiret yurdunu elde etmek

ne kıymetli bir kazançtır. Çocuklarımıza güler yüz

ve tatlı dille ibadet alışkanlığı kazandırmak onlara

bırakabileceğimiz en değerli mirastır.

Hutbemizi Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in şu

duasıyla bitirmek istiyorum: “Allah’ım! Seni

zikretmek, sana şükretmek ve sana güzelce

ibadet etmek için bana yardım et!”[5]

  • [1] Kıyâmet, 75/36.
  • [2] Buhârî, Savm, 8; İbn Mâce, Sıyâm, 21.
  • [3] Furkân, 25/77.
  • [4] Ebû Dâvûd, Tatavvu’, 27.
  • [5] Ebû Dâvûd, Vitr, 26; Nesâî, Sehiv, 60.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

Kaynak:

GDH Haber

GDH Digital'i sosyal medyadan takip edin!

Loading Spinner