- Ergani'deki Çayönü kazılarında 5'i 5 bin yıllık Tunç Çağı'na, 1'i ise 11 bin yıllık Neolitik döneme ait altı adet mezar bulundu.
- Mezarların bazılarında ölülerin yanına hediye olarak bırakılmış kap kacak gibi eşyalar da ortaya çıkarıldı.
- Kazı Başkanı Doç. Dr. Savaş Sarıaltun, bu bulguların bölgedeki yerleşimin M.Ö. 10 binden M.Ö. 3 bine kadar kesintisiz sürdüğünü gösterdiğini belirtti.
- İskeletler üzerinde yapılan ilk incelemeler ve DNA analizleri, Çayönü insanının tarımcı olduğunu ve Mezopotamya ile Kafkasya gibi bölgelerle iletişim halinde bulunduğunu ortaya koydu.
Biri 11 bin diğeri 5 bin yıllık altı mezar bulundu
Uygarlık tarihinde yerleşik yaşama ilk geçilen yerlerden biri olan Çayönü Tepesi'nde 1964'ten beri devam eden kazılarda önemli bulgulara ulaşıldı. Doç. Dr. Savaş Sarıaltun başkanlığındaki kazı ekibi, bu yılki çalışmalarda altı yeni mezar keşfetti.
Sarıaltun, bu mezarlardan beşinin günümüzden 5 bin yıl öncesine, yani İlk Tunç Çağı'na tarihlendiğini açıkladı. Bir mezarın ise 11 bin yıl öncesine, Neolitik döneme ait olduğu tespit edildi.
Mezarlarda ölü hediyeleri ve farklı gömü tipleri tespit edildi
Kazı ekibi, mezarların farklı gömü geleneklerine işaret ettiğini belirledi. Mezarlardan ikisinin, toprağa açılan basit çukurlardan oluşan ve içerisinde hediye bulunmayan "basit gömü" tipinde olduğu anlaşıldı.
Diğer mezarların ise taş sanduka şeklinde yapıldığı ve bazılarının içinde ölülerin yanına bırakılmış kap kacak gibi hediyelerin bulunduğu görüldü. Sarıaltun, bu durumun, o dönemdeki ölü gömme ritüelleri hakkında değerli veriler sağladığını ifade etti.
İskeletler bölge halkının yaşam biçimini aydınlattı
Mezarlardan çıkarılan iskeletler, analiz için Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Laboratuvarı'na götürüldü. Antropolog Ömür Dilek Erdal, şimdiye kadar 600'den fazla iskeletin çıkarıldığını ve analizlerin Çayönü toplumu hakkında önemli ipuçları verdiğini anlattı.
Yapılan analizler, Çayönü insanının tarımla uğraştığını ve ağır işlerde çalıştığını gösterdi. DNA sonuçları ise bu topluluğun Mezopotamya, İran, Irak ve Kafkasya ile iletişim halinde olduğunu ve heterojen bir kültür oluşturduğunu kanıtladı.




