Hudson Institute: Trump'ın “güç yoluyla barış” stratejisi İran'da neden çöktü?
Washington’ın “askeri baskı → diplomatik taviz” stratejisi İran'a karşı neden işlemedi? ABD, İran'a karşı düzenlemesi muhtemel saldırıda hedeflerine ulaşabilir mi?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 25.02.2026 - 04:54
ABD'nin önde gelen düşünce kuruluşlarından Hudson Institute'de, ABD'nin olası bir İran saldırısında hedeflerinin neler olacağına dair geniş çaplı değerlendirmelerin yapıldığı bir analiz yayınlandı.
Washington’ın İran konusunda “askeri baskı → diplomatik taviz” varsayımından artık tamamen vazgeçmek üzere olduğu belirtilen analizde, özellikle Suudi Arabistan ve Türkiye gibi bölgesel güçlerin Washington’a itidal çağrıları yapmalarının süreci yavaşlattığı ancak artık “hedefleri olan” büyük bir saldırıya çok yaklaştığı belirtildi.
Analizde ayrıca; savaşta ABD'nin ulaşmak istediği olası hedeflere ve bu hedeflere ulaşıp ulaşamayacağına dair öngörülere ve değerlendirmelere yer verildi.
İşte Hudson Institute'de yayınlanan analiz:
Donald Trump uzun yıllar boyunca kendisini Irak Savaşı’nın mimarlarına karşı konumlandırmış, Ortadoğu müdahalelerini Amerikan kaynaklarını tüketen ideolojik projeler olarak eleştirmişti.
“Rejim değişikliği yok, sonsuz savaşlar yok” söylemi, Trump’ın dış politika kimliğinin temelini oluşturuyordu. Ancak İran ile nükleer müzakerelerin tıkanması, ABD savaş gemilerinin İran kıyılarına yaklaşması ve bombardıman uçaklarının bölgeye konuşlandırılması, Trump’ın eleştirdiği Bush dönemi mantığına kısmen geri döndüğü yönünde tartışmaları beraberinde getiriyor.
Bu noktaya nasıl gelindiği sorusunun cevabı büyük ölçüde geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşın belirsiz sonuçlarında yatıyor.
ABD’nin İran nükleer tesislerine yönelik “Operation Midnight Hammer” saldırısı Washington’da askeri başarı olarak görülürken, İsrail’in “Operation Rising Lion” harekâtı İran hava savunmasını zayıflatmış ve balistik füze kapasitesine ciddi zarar vermişti.
Trump yönetimi bu sürecin ardından sağlanan ateşkesi Amerikan gücünün zaferi olarak sunmuş ve askeri baskının diplomatik sonuç üreteceğini varsaymıştı.
Zafer algılarının çatışması
Washington’ın “askeri baskı → diplomatik taviz” varsayımına karşılık Tahran tamamen farklı bir zafer anlatısı geliştirdi. İran dini lideri Ali Hamaney, ateşkesten iki gün sonra yaptığı konuşmada İran’ın kazandığını ilan etti.
Katar’daki ABD üssüne yönelik füze saldırısını “Amerika’ya ağır tokat” olarak nitelendirdi ve ABD’nin hiçbir kazanım elde edemediğini savundu. İran söylemine göre ABD müdahalesinin tek amacı İsrail’in çöküşünü önlemekti.
Batı kamuoyu bu açıklamaları propaganda olarak değerlendirse de İran’ın yaklaşımında stratejik bir mantık bulunuyor. İsrail askeri istihbaratının eski üst düzey isimlerinden Itai Brun’un analizlerine göre Tahran’ın “zafer teorisi” dört temel unsura dayanıyor:
- Rejimin hayatta kalması zaferdir. Liderlik yerinde kaldığı, füze üretimi sürdüğü ve nükleer bilgi birikimi korunduğu sürece İran kaybetmiş sayılmaz.
- ABD ateşkes aradı algısı. İran, Washington’ın arabulucular üzerinden ateşkes istemesini kendi caydırıcılığının kanıtı olarak sunuyor.
- İsrail’e verilen zarar. Füze saldırılarının İsrail’in dokunulmazlık algısını kırdığı iddia ediliyor.
- Bilgi yok edilemez. Nükleer programın fiziksel zarar görse bile teknik kapasitenin devam ettiği savunuluyor.
Bu yaklaşım, İran’ın savaş anlayışının Batı’dan farklı olduğunu gösteriyor. Tahran için zaman bir müttefik, dayanıklılık ise stratejik değer. ABD ile çatışma teknik bir anlaşmazlık değil, uzun vadeli ideolojik mücadele olarak görülüyor.
Yanlış hesap ve stratejik sıkışma
Trump’ın en önemli yanlış hesaplarından biri, görünür askeri güç gösterisinin İran’ı hızlı tavizlere zorlayacağını düşünmesi oldu. Oysa İran yönetimi iç baskı arttıkça dışarıda taviz vermeyi daha riskli görüyor. Otoriter sistemlerde dış uzlaşma, iç zayıflık algısını tetikleyebileceği için rejim açısından tehdit olarak algılanabiliyor.
Hamaney’in stratejik hesaplamasında ABD iç siyasetindeki kutuplaşma, savaş yorgunluğu ve koalisyon kırılganlığı da önemli yer tutuyor. Suudi Arabistan ve Türkiye gibi bölgesel güçlerin Washington’a itidal çağrıları, ABD hava savunma mühimmat stoklarındaki baskı ve Çin’in İran’a dolaylı desteği gibi faktörler, Tahran’ın “zamana oynama” stratejisini güçlendiriyor.
Bu durum Trump’ı stratejik bir açmaza sürüklüyor. Açık rejim değişikliği hedefi Irak benzeri uzun bir müdahale riskini doğururken, sınırlı askeri darbe modeli İran’ın yeniden toparlanıp “zafer” ilan etmesine yol açabilir. Yani her iki seçenek de Washington açısından maliyetli sonuçlar barındırıyor.
Olası çıkış yolu ve rejim tartışması
Metinde öne çıkan öneri, ABD’nin askeri baskısının siyasi hedefinin net biçimde tanımlanması gerektiği yönünde. İran güvenlik aygıtında görünür çatlaklar olmasa da elitler arasında görüş ayrılıkları bulunuyor.
Eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin reform, ekonomik toparlanma ve Batı ile gerilimi azaltma çağrıları bu ayrışmanın işareti olarak değerlendiriliyor.
Bu perspektife göre Washington, askeri operasyonların İran’ın mevcut stratejik çizgisini dayatan siyasi yapıda değişim gerçekleşene kadar süreceğini açıkça ortaya koymalı.
Hamaney’in görevden ayrılması ve reform yanlısı geçiş yönetimi kurulması önerisi bu yaklaşımın merkezinde yer alıyor. Ancak bu tür bir hedefin uygulanabilirliği son derece tartışmalı ve yüksek risk içeriyor.
Genel tablo, Amerikan askeri gücünün hâlâ çok yüksek yıkım kapasitesine sahip olmasına rağmen siyasi sonuç üretmenin giderek zorlaştığını gösteriyor.
İran örneği, 21. yüzyılda büyük güç projeksiyonunun askeri başarı ile stratejik başarı arasındaki farkı daha görünür hale getiren kritik bir test alanı niteliği taşıyor.
Kaynak:
Hudson InstituteİLGİLİ HABERLER
The Conversation: Dünyada yeni bir emperyal çağ mı başlıyor?
The Hill: Asya'daki “güç oyunu” nasıl şekillenecek?
İstifa eden Joe Kent'e FBI soruşturması gündemde
Pentagon İran savaşı için 200 milyar dolarlık bütçe arıyor
ABD istihbaratı Çin’in Tayvan’ı 2027’de işgal etmeyi planlamadığını açıkladı
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Ramazan Bayramı mesajı: Güvenlik, ekonomi ve Gazze vurgusu
DİĞER HABERLER
Brussels Signal: Batı'nın yeni müttefiklik sınavı İran!
Arab Center DC: İran Savaşı ve Körfez ülkelerinin stratejik sabrı
Arab News: İran savaşının Türkiye-Güney Kafkasya ilişkilerine olası etkileri
The National Interest: Üçüncü Körfez Savaşı'nın sonuçları neleri değiştirecek?
Gulf State Analytics: Hürmüz krizinin küresel etkileri ne olacak?
The Spectator: İran'daki savaş Çin'i gerçekten zayıflatacak mı?
The Wall Street Journal: Hava gücüyle rejim değişikliği mümkün mü?
The National Interest: Mucteba Hamaney neleri değiştirecek?
Responsible Statecraft: İran Savaşı Batı ve Körfez'i nasıl yakınlaştırıyor?
Arab News: Türkiye, ABD ve İran'a hangi sinyalleri gönderdi?


