İsrail ve ABD’nin İran'da üst düzey yöneticileri hedef alma stratejisi tartışılıyor

İsrail ve ABD’nin İran’daki üst düzey isimleri hedef alan suikast stratejisinin, rejimi zayıflatmak yerine daha dirençli hale getirebileceği konusu gündeme geldi.

0:00

--:--

Son Güncelleme: 19.03.2026 - 10:37

NSosyal Logo
İsrail ve ABD’nin İran'da üst düzey yöneticileri hedef alma stratejisi tartışılıyor

Mücteba Hamaney - AP

  • İsrail ve ABD, İran’da üst düzey isimleri hedef alan “decapitation” stratejisini uyguluyor
  • Uzmanlara göre bu yöntem rejimi yıkmak yerine güçlendirebilir
  • Analistler, İran’da sistemin kişilere değil kurumlara dayandığını vurguluyor
  • Stratejinin sonucu olarak daha sert ve radikalleşmiş bir yönetim ortaya çıkabilir

İsrail ve ABD, İran’daki siyasi ve askeri lider kadroyu hedef alan bir strateji izliyor.

Askeri literatürde “decapitation strategy” olarak adlandırılan bu yaklaşım, bir devletin ya da örgütün liderliğini ortadan kaldırarak karar alma mekanizmasını felç etmeyi amaçlıyor.

Son haftalarda düzenlenen saldırılarda Ali Hamaney, Ali Laricani ve İsmail Hatip gibi kritik isimler suikast sonucu öldürüldü.

Bu operasyonların nihai hedefinin, Tahran’daki yönetim yapısını çözerek rejim değişimini tetiklemek olduğu değerlendiriliyor.

NSosyal icon

GDH Digital NSosyal kanalını takip edebilirsiniz.

Takip Et

“İran’da sistem kişilere bağlı değil”

Uzmanlara göre bu stratejinin en kritik zayıf noktası, İran’ın siyasi yapısının doğası.

Sanam Vakil, İran sisteminin “kişisel değil kurumsal” olduğuna dikkat çekiyor. Her üst düzey ismin altında yerleşmiş güçlü bürokratik ve güvenlik katmanları bulunuyor

Lider kaybı, sistemin çökmesine değil yeniden organize olmasına yol açıyor. Boşalan pozisyonlar hızla iç terfiyle dolduruluyor.

Bu nedenle suikastlar, sistemde boşluk yaratmak yerine yeni ve daha radikal kadroların yükselmesine zemin hazırlıyor.

View post on X

“Demokrasi değil direniş üretir”

Analizlere göre bu tür operasyonların en önemli sonucu, siyasi dönüşüm değil güvenlik refleksinin güçlenmesi oluyor.

Vakil’e göre Rejim içindeki daha sert ve ideolojik isimler öne çıkıyor. Toplumda dış müdahaleye karşı birlik duygusu oluşuyor. Reform ihtimali zayıflarken güvenlik devleti güçleniyor

Bu durum, dış müdahalenin paradoksal şekilde rejimi tahkim etmesi riskini ortaya çıkarıyor.

YouTube icon

GDH Digital YouTube kanalına abone olabilirsiniz.

Abone Ol

İsrail’in geçmişi de sınırlı başarı gösteriyor

İsrail’in geçmişte uyguladığı benzer stratejiler, kalıcı sonuçlar üretmekte zorlandı.

Hamas lideri Ahmed Yasin öldürüldü. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah da aynı şekilde hedef alındı.

Ancak her iki yapı da zaman içinde yeniden toparlandı ve faaliyetlerini sürdürdü.

Jon B. Alterman, bu durumu şu şekilde özetliyor:

“Lider kayıpları örgütleri tamamen ortadan kaldırmıyor. Yapılar “şehitlik” anlatısı üzerinden yeniden mobilize oluyor. Mücadele kapasitesi uzun vadede devam ediyor.”

View post on X

Bir devlete karşı uygulanması “tarihte ilk”

Analistlere göre bu stratejinin en riskli boyutu, ilk kez bu ölçekte bir devlete karşı uygulanıyor olması.

Alterman’a göre devletler, örgütlere kıyasla çok daha derin kurumsal yapılara sahip. Lider kadronun ortadan kaldırılması yönetim boşluğu yaratmayabilir. Aksine daha kontrolsüz ve agresif bir yapı ortaya çıkabilir

Bu da özellikle dış operasyonlar, siber saldırılar ve vekil güçler üzerinden daha sert bir İran ihtimalini gündeme getiriyor.

X icon

GDH Digital X kanalını takip edebilirsiniz.

Takip Et

En kritik aktör Devrim Muhafızları

Uzmanlara göre olası bir rejim içi dönüşümde en güçlü aktör İran Devrim Muhafızları Ordusu olacak.

Rejim çökmezse kontrol daha fazla askeri yapıya geçebilir. Olası bir darbe yine sistem içinden gelebilir ancak bu değişim demokratik değil, mevcut düzeni koruyucu olabilir

Bu senaryo, Batı’nın beklediği “rejim değişimi”nden oldukça farklı bir tabloya işaret ediyor.

Download GDH App

“En olası senaryo İran’ın devam etmesi”

Steven Simon, tartışmalarda gözden kaçan ihtimale dikkat çekti. İran rejimi çökmekten ziyade yaralanmış bir şekilde ayakta kalabilir.

Simon’a göre böyle bir İran, daha revizyonist bir dış politika izleyebilir, bölgesel gerilimi artırabilir ve geleneksel yöntemlerle kontrol edilemez hale gelebilir

Ayaklanma beklentisi zayıflıyor

Savaş öncesinde İran’da protestoların rejimi zorlayabileceği yönünde değerlendirmeler yapılıyordu.

Ancak mevcut durumda güvenlik aygıtı güçlenmiş durumda, toplumsal muhalefet baskı altında ve milliyetçi refleksleri artırmış durumda

Bu da dış müdahale ile iç ayaklanma beklentisinin zayıfladığını gösteriyor.

Kaynak:

GDH Haber

GDH uygulamasını indir,

gelişmelerden anında haberdar ol!

Loading Spinner