- Eser, İzmir'in en eski yerleşim yerlerinden Ulucak Höyüğü'nde 2025 yılı kazı çalışmaları sırasında bulundu.
- Yaklaşık 8 bin yıl öncesine tarihlenen 9 santimetre boyutundaki figürün, tilki postu giymiş bir erkeği tasvir ettiği anlaşıldı.
- Kazı Başkanı Prof. Dr. Özlem Çevik, eserin üzerindeki kostüm detayları ve törensel başlığıyla diğer buluntulardan ayrıldığını belirtti.
- Bu keşif, bölgenin 8 bin 850 yıllık tarihine ve Neolitik dönem insanının yaşamına dair yeni bilgiler sundu.
Kazılar 30 yıldır devam ediyor
İzmir'in ilk yerleşim yerlerinden biri olan ve 8 bin 850 yıllık bir geçmişe sahip Ulucak Höyüğü'nde arkeolojik çalışmalar aralıksız sürüyor. Höyükte ilk olarak 1995 yılında başlayan kazılar, 2009'dan bu yana Trakya Üniversitesi'nden Prof. Dr. Özlem Çevik başkanlığında yürütülüyor.
Çalışmalar, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türk Tarih Kurumu ve yerel yönetimlerin de aralarında bulunduğu birçok kurumun desteğiyle devam ediyor. Bu yılki kazılarda ise bölgenin tarihine ışık tutan çok önemli bir buluntuya ulaşıldı.
Figür kostüm detaylarıyla dikkat çekti
Arkeologlar, bu yılki çalışmalarda 9 santimetre boyutunda, kilden yapılmış bir erkek figürü ortaya çıkardı. Yaklaşık 8 bin yıllık olduğu değerlendirilen eseri özel kılan ise üzerindeki kostüm detayları oldu.
Kazı Başkanı Prof. Dr. Özlem Çevik, figürün, üslubu ve üzerindeki tilki postu kostümüyle Ulucak'taki diğer örneklerden ayrıldığını ifade etti. Çevik, özellikle figürün başındaki törensel bir şapkayı andıran kıyafet unsurunun oldukça dikkat çekici olduğunu kaydetti.
Bölge tarihi 350 yıl daha geriye gitti
Prof. Dr. Çevik, Ulucak Höyüğü'nün Neolitik döneme tarihlenen bir çiftçi köyü yerleşimi olduğunu belirtti. Daha önce bölgenin 8 bin 500 yıl öncesine tarihlendiğini ifade eden Çevik, devam eden kazılarla birlikte bu tarihin 350 yıl daha geriye çekilerek 8 bin 850 yıla ulaştığını vurguladı.
Yeni bulunan tilki postlu erkek figürü gibi eserler, bölgedeki ilk yerleşik toplulukların sosyal ve kültürel yaşamlarına dair paha biçilmez bilgiler sunuyor. Bu nadir eser, höyüğün ve bölge tarihinin bilinmeyen yönlerini aydınlatıyor.




