The Realist Review: ABD'nin İran saldırısı neden kaçınılmaz?
ABD'nin İran'a saldırı senaryosunda belirsizlikler ve riskler neler? ABD'nin İran saldırısı neden kaçınılmaz?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 25.02.2026 - 04:54
ABD merkezli yayın organlarından The Realist Review'de ABD ve İran arasında artık kaçınılmaz olarak görülen bir savaş sürecine dair değerlendirmelerin yapıldığı bir analiz yayınlandı.
Trump yönetiminin Ortadoğu’da 2003 Irak işgalinden bu yana görülen en büyük hava ve deniz gücü yığınağını oluşturmasının artık savaşın geri dönülmez olduğunu gösterdiği tespiti yapılan analizde, en kesin öngörünün ilk aşamada İran’ın kritik altyapısına, askeri kapasitesine ve bilimsel-endüstriyel tesislerine ciddi zarar verme üzerine planlandığı belirtildi.
Analizde ayrıca, şu anda saldırı senaryosunun belirsiz görünmesine rağmen genel şartlarının belli olduğu iddia edildi ve bu konuda değerlendirmelere yer verildi.
İşte The Realist Review'de yayınlanan analiz:
Başkan Donald Trump yönetiminin Ortadoğu’da 2003 Irak işgalinden bu yana görülen en büyük ABD hava ve deniz gücü yığınağını oluşturması, Washington’ın İran’a yönelik olası askeri seçeneğinin neredeyse geri dönülmez olduğuna işaret ediyor.
Emekli Deniz Piyadesi subayı ve Stimson Center kıdemli araştırmacısı Dan Grazier’e göre bölgede uçak gemisi taarruz grupları ve savaş uçaklarına ek olarak yaklaşık 100 hava yakıt ikmal uçağının bulunması, uzun süreli ve geniş çaplı bir operasyon hazırlığını düşündürüyor.
Askeri açıdan bakıldığında konuşlandırılan kuvvet kompozisyonu, yalnızca sınırlı hedeflere yönelik bir operasyonu değil, İran devlet yapısının ve toplumsal direncinin çözülmesini hedefleyebilecek ölçekte yıkım kapasitesine işaret ediyor.
Ancak uzaktan saldırı konseptiyle bir devletin “dağılması”nın sağlanıp sağlanamayacağı tartışmalı bir konu olmaya devam ediyor. Tarihsel örnekler, hava ve füze gücünün tek başına siyasi sonuç üretmesinin çoğu zaman beklendiği kadar kolay olmadığını gösteriyor.
Hava gücü illüzyonu ve planlama psikolojisi
Modern askeri planlama süreçlerinde hassas vuruş teknolojileri, karar vericilerde uzaktan ateş gücüyle hızlı zafer elde edilebileceği yönünde güçlü bir inanç oluşturabiliyor.
Kara harekatının yüksek zayiat riski içermesi, siyasi liderler açısından hava ve deniz gücünü daha cazip bir seçenek haline getiriyor. Ancak planlama süreçleri ne kadar detaylı olursa olsun, rakibin gerçek kapasitesi, dayanıklılığı ve müttefik ağlarının etkisi çoğu zaman eksik değerlendirilebiliyor.
ABD siyasi karar alıcılarının askeri gücün sınırlarını yeterince dikkate almaması da bu eğilimi güçlendiriyor. Hava ve füze saldırılarının diplomasiye tercih edilmesi, özellikle teknolojik üstünlük algısının yüksek olduğu dönemlerde daha belirgin hale geliyor.
Oysa tarihsel olarak bakıldığında İsrail’in 1967’de Mısır hava kuvvetlerine karşı gerçekleştirdiği önleyici saldırı dışında, hava kampanyalarının tek başına kesin stratejik sonuç ürettiği örnek sayısı oldukça sınırlı.
Kosova hava harekâtı bunun çarpıcı bir örneği olarak öne çıkıyor. 1999’da ABD yönetimi operasyonun birkaç gün süreceğini öngörürken, Sırbistan’a karşı yürütülen hava kampanyası 78 gün sürdü.
Üstelik yoğun bombardımana rağmen Sırp kara kuvvetleri sahadan çekilmeye zorlanamadı; sonuç, diplomatik baskı ve Rusya’nın desteğini çekmesiyle geldi. Bu durum, askeri gücün tek başına siyasi hedefleri gerçekleştirmekte yetersiz kalabileceğini gösteren önemli bir ders niteliği taşıyor.
İran senaryosu ve belirsizlikler
Bugünkü tabloda en kesin öngörü, ABD ve müttefiklerinin İran’ın kritik altyapısına, askeri kapasitesine ve bilimsel-endüstriyel tesislerine ciddi zarar verebileceğidir.
Ancak İran’ın misilleme kapasitesinin boyutu çok daha belirsiz bir değişken olarak öne çıkıyor. İran’ın geniş coğrafyaya yayılmış ve önemli bölümü yer altına konuşlandırılmış füze envanteri, hava gücüyle kısa sürede tamamen etkisiz hale getirilmesi zor bir hedef oluşturuyor.
Daha kritik soru ise savaşın nasıl sona ereceği. İran’ın Washington’ın taleplerine boyun eğmesiyle mi operasyon bitecek, yoksa ABD mühimmat stoklarının tükenmesi ve İsrail’in ağır hasar alması gibi senaryolar mı belirleyici olacak?
Strateji literatüründe sıkça vurgulandığı üzere, savaşların başlangıcı kadar bitiş planlaması da hayati önem taşıyor. Ancak siyasi liderlikler çoğu zaman çatışmanın sonlandırılması konusunu başlangıç aşamasında yeterince ele almıyor.
Eğer ABD hava ve füze gücü İran’ın geniş füze kapasitesini haftalar sürecek yoğun saldırılarla bastıramaz ve İran İsrail savunmasını aşan saldırılar gerçekleştirebilirse, Washington’ın hızlı bir çıkış stratejisine ihtiyaç duyacağı değerlendiriliyor.
Bu durum, askeri gücün tek başına rejim değişikliği veya devlet çözülmesi gibi büyük siyasi hedefler üretmesinin ne kadar zor olduğunu bir kez daha ortaya koyabilir.
Kaynak:
The Realist ReviewGDH Digital Telegram kanalına abone olabilirsiniz.
İLGİLİ HABERLER
The Conversation: Dünyada yeni bir emperyal çağ mı başlıyor?
The Hill: Asya'daki “güç oyunu” nasıl şekillenecek?
İletişim Başkanlığı DMM'den İran toprakları iddialarına ilişkin resmi açıklama
Ürdün İran'a saldırıda hava sahasını kullandırmayacak
Hudson Institute: Trump'ın “güç yoluyla barış” stratejisi İran'da neden çöktü?
İşgalci İsrail Ordusu Batı Şeria’da Baskınlarını Artırdı: Lubben ve Yabed Beldelerinde Toprak Gasbı Operasyonu
DİĞER HABERLER
Hudson Institute: Trump'ın “güç yoluyla barış” stratejisi İran'da neden çöktü?
Middle East Monitor: İsrail Türkiye'yi neden tehlike olarak görüyor?
Foreign Affairs: Trump ABD'nin gücünü nasıl otokrasiye dönüştürüyor?
Arab News: Türkiye'nin Afrika politikasında sert ve yumuşak güç
Middle East Eye: ABD'nin Ortadoğu'daki askeri varlığı ve transferler
The New Arab: Oslo'dan günümüze İsrail Batı Şeria'daki ilhakı
The Wall Street Journal: Rejimin çökmesi İran'da nasıl bir tablo ortaya çıkarır?
Newsweek: ABD, İran'da nasıl bir askeri senaryo hazırladı?
TIME: Trump'ın “Gazze Barış Kurulu” ve küresel düzene etkisi
Eurasia Review: Rusya-Ukrayna müzakereleri sonuca ulaşacak mı?


