Bizans'ta kendini zincire vuran keşişin kadın olduğu ortaya çıktı

Yaklaşık 1.500 yıl önce kendini zincirleyerek gömülmüş bir keşişin kalıntıları üzerinde yapılan modern DNA analizi, bu kişinin erkek değil, bir kadın olduğunu kanıtladı.

0:00

--:--

Son Güncelleme: 18.07.2025 - 17:26

editor avatar

Editör

NSosyal Logo
Bizans'ta kendini zincire vuran keşişin kadın olduğu ortaya çıktı
  • Kudüs yakınlarındaki bir Bizans manastırında bulunan ve 100 yıldır erkek olduğu sanılan zincirli iskeletin bir kadına ait olduğu tespit edildi.
  • Keşif, diş minesi üzerinde yapılan proteomik analiz sayesinde gerçekleştirildi ve Bizanslı kadınların da aşırı çilecilik uyguladığının ilk arkeolojik kanıtlarından biri oldu.
  • Tarihi kaynaklar, kadınların da sütunların üzerinde yaşadığını (Stilit), kendilerini zincirlediğini ve dünyadan tamamen soyutladığını gösteriyordu.
  • Bu tür aşırı adanmışlığın temel amacı, İsa'nın acılarını taklit ederek Tanrı'ya daha yakın olmaktı.

Yüz yıllık gizem DNA analiziyle çözüldü

1924 yılında Kudüs yakınlarındaki bir Bizans manastırında yapılan kazılarda, alışılmadık şekilde metal bir zincire sarılmış bir iskelet bulundu. O dönemde, kendini zincirleme gibi aşırı çilecilik uygulamalarının yalnızca erkek keşişlere özgü olduğuna inanılıyordu.

Bu nedenle bilim insanları, yaklaşık yüz yıl boyunca bu iskeletin bir erkeğe ait olduğunu varsaydılar. Ancak Weizmann Bilim Enstitüsü'nden Dr. Paula Kotli liderliğindeki bir ekip, mezardan çıkarılan tek bir diş üzerinde modern proteomik analizler yaptı.

Yapılan incelemeler, kalıntıların 30 ila 60 yaşları arasında bir kadına ait olduğunu kesin olarak kanıtladı. Bu bulgu, Bizans döneminde kadınların da erkekler kadar katı bir adanmışlık hayatı sürdüğünün ilk somut arkeolojik delillerinden biri olarak tarihe geçti.

Tarihi kaynaklar da kadın keşişleri doğruluyor

Bu arkeolojik keşif, aslında tarihi metinlerde uzun süredir var olan bilgileri doğruladı. Uzmanlar, geç antik çağda ve Bizans'ta her cinsiyetten insanın çeşitli çilecilik uygulamalarına katıldığını belirtiyor.

Oklahoma Üniversitesi'nden Dr. Caroline Schroeder, o dönemden kalan papirüslerde ve mektuplarda, kendilerini evlere kapatan, oruç tutan ve sürekli ibadet eden kadınlara dair çok sayıda kanıt olduğunu ifade ediyor. Schroeder, bazı kadınların erkekler gibi sütunların üzerinde (Stilit) yıllarca yaşadığını anlatan kayıtların bulunduğuna dikkat çekiyor.

Yine 5. yüzyılda yaşamış ilahiyatçı Cyrrhuslu Theodoret, ağır demir zincirler takan ve kendilerini çatısız bir eve kilitleyen Marana ve Cyra adında iki kız kardeşten bahsetmişti. Bu kadınlar, dış dünyayla bağlantılarını tamamen kesmiş olsalar da, dua ve bilgelikleriyle Hristiyan dünyasında birer ünlü haline gelmişlerdi.

Amaçları Tanrı'ya daha yakın olmaktı

Modern insanlar için anlaşılması güç olan bu kendine eziyet etme uygulamalarının temelinde derin bir manevi arayış yatıyordu. Bu adanmış keşişler için acı çekmek, İsa'nın çektiği acıları taklit etmenin ve ruhsal olarak arınmanın bir yoluydu.

Dönemin din adamları, kadınların doğası gereği daha zayıf olduğuna inansalar da, bu tür zorlu uygulamaları başaran kadınları daha da kutsal görüyorlardı. Çünkü bu kadınların, kendi doğalarının sınırlarını aşarak Tanrı'ya ulaştıklarına inanılıyordu.

Nihayetinde amaç, bu dünyadan vazgeçerek ve bedensel acıyı kucaklayarak "manevi bir zafer tacı" kazanmak ve Tanrı'ya daha yakın olmaktı. Bu inanç, hem kadın hem de erkek keşişleri yüzyıllar boyunca en zorlu çilecilik uygulamalarına yönlendirdi.

Kaynak:

GDH Haber

Next

GDH Digital NSosyal hesabını takip edebilirsiniz.

Takip Et
Loading Spinner