I. Mary, tarihe neden "Kanlı Mary" olarak geçti?

İngiltere'nin ilk hükümran kraliçesi I. Mary, yüzlerce Protestanı kazığa bağlayıp yaktığı için tarihe "Kanlı Mary" olarak geçti. Peki bu lakap, Katolik Kraliçe'nin yerine geçen Protestan yönetimin ve bir kitabın etkisiyle mi verildi?

0:00

--:--

Son Güncelleme: 29.06.2025 - 11:00

editor avatar

Editör

NSosyal Logo
I. Mary, tarihe neden "Kanlı Mary" olarak geçti?
  • Kraliçe I. Mary, beş yıllık saltanatı boyunca 300'den fazla dini muhalifi sapkınlık suçlamasıyla yaktırarak "Kanlı Mary" lakabını almıştır.
  • Buna karşın, babası VIII. Henry ve üvey kardeşi I. Elizabeth de benzer infazlar gerçekleştirmiş olsalar da, Mary'nin adı din zulmüyle özdeşleşmiştir.
  • Mary'nin olumsuz imajının kalıcı hale gelmesindeki en büyük etken, John Foxe'un resimli ve dokunaklı anlatımlarla dolu "Şehitler Kitabı" adlı eseri oldu.
  • Katolik Kraliçe Mary'nin ardından Protestan I. Elizabeth'in tahta çıkması, Mary'nin imajının bilinçli bir şekilde zedelendiği iddialarına zemin hazırladı.

İngiltere tahtına tek başına oturan ilk kadın hükümdar olan Kraliçe I. Mary, eleştirmenleri tarafından uzun süredir "Kanlı Mary" olarak anılıyor. Bu kötü şöhret, beş yıllık kısa hükümdarlığı sırasında 300'den fazla Protestanı sapkın oldukları gerekçesiyle kazıkta yaktırmasından kaynaklanıyor.

Mary'nin mirası, Protestanlığın yükseldiği bir ülkede tahta çıkan son Katolik hükümdar olması gerçeğiyle yakından ilişkili.

O dönemin Avrupası için sapkınlığın cezası standart bir uygulamaydı

Erken modern Avrupa'da sapkınlığın, toplumun dokusunu zehirleyen ve yok edilmesi gereken siyasi bir enfeksiyon olarak görüldüğünü anlamak önemlidir. Bu suçun cezası ise neredeyse tüm kıtada ölümdü ve cesedin tamamen imha edilmesi hedeflenirdi.

Bu imha, sapkınların vücut parçalarının kutsal emanetler olarak kullanılmasını engellemek amacını taşıyordu. Bu nedenle Mary'nin tercih ettiği yakma yöntemi, o dönemin standart bir cezalandırma pratiğiydi ve sıra dışı bir uygulama değildi.

Farklı suçlar, farklı algılar yarattı

Mary'nin babası VIII. Henry 81 kişiyi sapkınlıktan idam ettirirken, üvey kardeşi Kraliçe I. Elizabeth de inançları nedeniyle çok sayıda insanı ölüme gönderdi. Ancak Elizabeth, bu konuda daha kurnazca bir yöntem izledi.

Onun döneminde Katolikliği uygulayanlar veya rahipleri barındıranlar "sapkın" olarak değil, "hain" olarak yargılandı. Bu kişilerin cezası asılarak ve dörde bölünerek infaz edilmekti; çünkü dini inançlar tartışılsa bile kimse vatan hainliğinin kabul edilebilir olduğunu iddia edemezdi.

Bir kitap Mary'nin itibarını sonsuza dek nasıl değiştirdi?

Kraliçe Mary'nin bugünkü kötü şöhretinden sorumlu tutulabilecek tek bir kişi varsa, o da Protestan yazar John Foxe'dur. Foxe'un "The Actes and Monuments" ya da daha bilinen adıyla "Foxe'un Şehitler Kitabı" adlı eseri, bu algının temelini attı.

İlk baskısı 1563'te yapılan ve yazarın yaşamı boyunca dört kez basılan bu eser, Katolik Kilisesi zulmü altında öldüğü iddia edilen Protestan şehitlerin hikayelerini detaylı bir şekilde anlatıyordu. Kitabın popülaritesi, Mary'nin itibarını kalıcı olarak zedeledi.

Görsel Kaynak: The Digital Humanities Institue
Görsel Kaynak: The Digital Humanities Institue

Şehitlerin dokunaklı hikayeleri halk folkloruna dönüştü

Kitap, erken dönem Hristiyan şehitlerini ve Engizisyon'u anlatsa da, en çok ilgi çeken bölümü Mary dönemindeki zulümlerdi. Bunun en büyük nedeni, Protestanların alevler içinde can verişini tasvir eden oldukça ayrıntılı ve dehşet verici ahşap baskı gravürlerdi.

Öyle ki, eserin ilk baskısındaki 57 çizimden 30'u doğrudan Mary'nin hükümdarlığı dönemindeki infazları konu alıyordu. John Foxe, kaynaklarının doğruluğu sorgulansa da, şehitlerin son anlarını son derece dokunaklı bir dille aktarıyordu.

Piskoposlar Hugh Latimer ve Nicholas Ridley'nin infazı buna en çarpıcı örneklerden biri. Metinde anlatıldığına göre, ateşin yakılmasıyla Latimer hızla can verirken, Ridley'nin ölümü daha uzun ve acı dolu olmuştur. Bu tür grafik anlatımlar, dindar Protestan şehitlerin hikayelerini İngiliz Reformu'nun güçlü bir folkloru haline getirdi.

Protestan bir kraliçenin yükselişi Mary'nin imajını zedeledi

Mary'nin ölümünden yalnızca beş yıl sonra yayımlanan Foxe'un eseri o kadar başarılı oldu ki, ikinci baskısının her katedral kilisesine yerleştirilmesi emredildi. Hatta kilise yetkililerine, evlerinde hizmetçilerin ve ziyaretçilerin okuması için kopyalar bulundurmaları söylendi.

Mary, 1558'de 42 yaşındayken muhtemelen rahim veya yumurtalık kanseri nedeniyle öldü ve yerine Protestan üvey kardeşi Elizabeth geçti. İngiltere'nin Protestan olarak kalmasıyla birlikte, ülkedeki farklı Protestan mezhepler bile tek bir ortak düşmanda birleşti: Katoliklik. Bu durum, "Kanlı Mary" imajının nesiller boyu pekiştirilerek günümüze ulaşmasına neden oldu.

Kaynak:

History

GDH Digital'i sosyal medyadan takip edin!

Loading Spinner