Middle East Monitor: İsrail'in propaganda stratejisi ve Batı'nın suç ortaklığı
İşgal, etnik temizlik, açlık, toplu katliamlar ve suç ortağı olan Batı merkezli küresel sistem. İsrail, katliamlarını meşrulaştırmak için Batı ortaklığı ile nasıl bir propaganda stratejisi yürütüyor?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 06.06.2025 - 01:31
İngiltere merkezli yayın organlarından Middle East Monitor'de İsrail'in devam eden soykırım savaşı sırasında gerçekleşen katliamların ve İsrail'in uluslararası propaganda stratejisinin değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.
İsrail'in tarih boyunca uyguladığı etnik temizlik ve soykırım süreçlerini, yalan söylemek, inkar etmek ve gerçeği çarpıtmak olarak özetlenebilecek bir propaganda stratejisi ile meşrulaştırmaya çalıştığına dikkat çekilen analizde, uluslararası medya kuruluşuşlarının ve Batı ülkelerinin de bu süreci nasıl desteklediğine dair süreçler değerlendirildi.
Analizde ayrıca; İsrail'in yaklaşık 20 aydır devam eden saldırılarında gerçekleştirdiği sivil katliamlarına dair detaylara ve izlediği stratejiye dair ayrıntılara yer verildi.
İşte Middle East Monitor'de yayınlanan analiz:
Etnik temizlik ve işgalin uzun tarihi boyunca İsrail, propaganda taktiklerindeki tutarlılığını korudu ve korumaya devam ediyor. Bu propaganda taktiği; yalan söylemek, inkar etmek ve gerçeği çarpıtmak olarak özetlenebilir.
Yalan söylemek; İsrail'in on yıllar boyunca geliştirdiği, cezasız bir şekilde devam ettirdiği ve bu yalanları küresel medyanın da katkısıyla meşrulaştırdığı bir sanat haline gelmiştir.
Nitekim Gazze'deki gıda dağıtımında yaşanan son katliam, bu örüntüyü bir kez daha acı ve mide bulandırıcı bir şekilde hatırlattı.
1 Haziran Pazar günü şafak vakti, Rafah'ta gıda yardımı bekleyen 30'dan fazla Filistinli öldürüldü.
Her zamanki gibi İsrail, ordusunun Amerikan liderliğindeki dağıtım merkezinin yakınında herhangi bir ateş açıldığından haberi olmadığını iddia ederek sorumluluğu hızla reddetti. Ancak görgü tanıkları, hayatta kalanlar, insani yardım kuruluşları ve hastaneler tam aksi bir hikaye anlattılar.
İsrail'in bu inkarı tabiki onyıllardır olduğu gibi hemen uluslararası arenada yankı buldu ve hem uluslararası medya tarafından hem de Amerikan yetkililer tarafından savunuldu.
ABD büyükelçisi jet bir şekilde katliam haberlerini “yalan haber” olarak nitelendirdi.
Bu grotesk gerçeklik tersine çevirme, 29 Şubat 2024'teki Un Katliamı'nı anımsatan tanıdık bir olay olarak kayıtlara geçti. O gün de İsrail güçleri, un toplayan sivillere ateş açmış, 112 kişiyi öldürmüş ve 760'tan fazlasını yaralamıştı.
İsrail yine sorumluluğu reddetti ve ölümlerin “izdiham” ve sivillerin yardım kamyonları tarafından ezilmesinden kaynaklandığını iddia etti.
Ancak Birleşmiş Milletler ve Al Jazeera gibi medya kuruluşları İsrail'in dezenformasyonuna itiraz edip, İsrail güçlerinin silahsız sivillere ateş açtığını açıkça gösteren video görüntüleri sundu. Fakat hiçbir hesap sorulmadı.
Gazze'de sadece gıda yardımı alanları ölüm tuzağı haline gelmedi. Ambulanslar, ilk müdahale ekipleri, doktorlar ve hatta kadın ve çocuklar “meşru” askeri hedefler haline geldi.
Geçen hafta İsrail, Dr. Alaa al-Najjar'ın evini hedef aldı ve on çocuğundan dokuzunu öldürdü.
Yahya (12), Eve (9), Rival (5), Sadeen (3), Rakan (10), Ruslan (7), Jibran (8), Luqman (2) ve henüz bir yaşını doldurmamış Sedar.
Eşi Dr. Hamdi al-Najjar ise birkaç gün sonra yaralarından dolayı hayatını kaybetti. Onuncu çocukları olan 11 yaşındaki Adam ise ağır bir kafa yaralanması geçirdi ve Gazze'deki tıbbi abluka nedeniyle hayatta kalma şansı çok düşük.
İsrail ise yine inkar politikası uygulayarak, uçaklarının Khan Younis'te sadece “birkaç şüpheliyi” vurduğunu iddia etti.
İsrail, Nisan 2024'te World Central Kitchen'dan yedi insani yardım çalışanı öldürdüğünde, Biden yönetimi başlangıçta tepki gösterdi. Ancak sadece yirmi dört saat sonra bu tepki Washington'daki İsrail yanlıları tarafından yatıştırıldı ve o tarihteki Beyaz Saray sözcüsü John Kirby, kasıtlı bir saldırı olduğuna dair kanıt olmadığını iddia ederek olayın üzerini kapattı.
Ekim 2023'te, Gazze'deki Al-Ahli Arap Hastanesi'nde meydana gelen patlamada yaklaşık 500 sivil öldürüldü. İsrail hemen Filistinlilerin kendi füzeleri ile vurulduklarını iddia etti. Çok sayıda görgü tanığının ifadeleri, kanıtlar ve bağımsız gözlemcilerin aksini ortaya koyması İsrail'in anlatısını değiştirmedi.
Sonuç
Gazze halkı sadece aç bırakılmak, bombalanmak ve öldürülmekle kalmıyor. Bir aldatma mekanizması ile öldürültikten sonra da küresel bilinçten siliniyorlar. Ve dünya, Filistinlilerin hayatlarına İsrail'in anlatılarına verdiği değer kadar vermiyor.
İsrail hakkındaki cezasızlık sadece askeri değil, ahlaki, siyasi ve bilgisel olarak da İsrail cezasızlık ile hareket ediyor. Batı ve onun kontrolündeki medya, Gazze'nin açlık ve kuşatmasını normalleştirdiği gibi, ölümleri ve ardından gelen tüm bu yalanları da normalleştiriyor.
Yaşananlar artık sadece İsrail ile ilgili değil. Mesele artık, İsrail'in alışılmış yalanlarını ve canlı yayınlanan soykırımını örtbas etmek konusunda suç ortağı olan küresel sistemle ilgili.
Kaynak:
Middle East MonitorİLGİLİ HABERLER
The New Arab: İsrail, Gazze'den sonra Batı Şeria planını devreye soktu
The Jerusalem Post: Türkiye'nin artan etkisi ve bölgesel dinamikler
The Wall Street Journal: Netanyahu İran konusunda Trump'ı ikna edebilecek mi?
İsrail’den Suriye mesajı: İşgal ve güvenlik bölgesi sürecek
Arakçi: "Savaş istemiyoruz ama hazırız"
The European Council on Foreign Relations: Trump'ın saldırganlığı ve Avrupa için üç sonuç
DİĞER HABERLER
The European Council on Foreign Relations: Trump'ın saldırganlığı ve Avrupa için üç sonuç
Newsweek: Küresel düzende dekolonizasyondan sömürüye dönüş
BRAC Institute: Trump'ın sıradaki kumarı İran mı?
TIME: 2026 küresel düzen için kırılma yılı mı olacak?
Cato Institute: ABD yeni bir Irak ve Afganistan mı yaratacak?
Asia Times: Trump'ın bir sonraki hedefi Küba mı olacak?
Arab News: İsrail'in Somaliland hamlesi neden başarısızlığa mahkum?
Politico: Venezuela'nın küresel etkileri ne olacak?
UnHerd: İran'da protestolar ve ABD'nin olası müdahalesi
Gulf State Analytics: 2026'da Ortadoğu'yu neler bekliyor?


