Milli Mücadele’nin manevi mimarı: Mehmet Akif Ersoy
İstiklal Marşı’nın yazarı, vatan ve dava adamı Mehmet Akif Ersoy; vefatının 89. yılında rahmet ve minnetle anılıyor.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 27.12.2025 - 19:42
Fatih’in mütevazı sokaklarından Mısır’ın sıcak iklimine, oradan Edirnekapı’daki şehitlik makamına uzanan hayatı; sadece bir biyografiden çok bir dava adamının onurlu duruşunun hikayesidir.
Fatih’in Sarıgüzel semtinden veterinerlik birinciliğine
Mehmet Akif, 20 Aralık 1873’te İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Fatih Medresesi müderrislerinden İpekli Mehmet Tahir Efendi, annesi ise Emine Şerife Hanım’dı.
Eğitimine dört yaşında başlayan Akif, babasından aldığı Arapça ve İslami ilimler dersleriyle çok yönlü bir temel oluşturdu. Ancak hayatının en zor sınavını 1888’de babasının vefatı ve evlerini kül eden büyük bir yangınla verdi.
Ailesinin geçimini sağlamak adına Mülkiye eğitimini yarıda bırakıp, iş garantisi olan Veteriner Yüksekokulu’na (Baytar Mektebi) girdi ve bu okulu birincilikle bitirdi.
Anadolu’nun her köşesini gezen bir şair
Meslek hayatı boyunca Osmanlı coğrafyasının her köşesini müfettiş olarak gezen Akif, köylünün dertlerini, halkın çaresizliğini ve sosyal yaraları bizzat yerinde gördü. Bu gözlemleri, Türk edebiyatının en gerçekçi ve sarsıcı eserlerinden biri olan yedi ciltlik "Safahat"ın temelini oluşturdu.
Akif, şiiri hiçbir zaman sadece bir sanat icrası olarak görmedi; kalemini cehalete, uyuşukluğa ve toplumsal çürümeye karşı bir uyarı kamçısı olarak kullandı.
Tacettin Dergahı’nda yankılanan İstiklal Destanı
Milli Mücadele başladığında Anadolu’ya geçerek direnişin en güçlü seslerinden biri oldu. Burdur Milletvekili olarak girdiği mecliste, vatanın bağımsızlık sembolü olacak bir marşın yazılması için düzenlenen yarışmaya, para ödülü nedeniyle katılmayı başlangıçta reddetti.
Dostlarının ısrarı ve ödülün hayır kurumuna bağışlanması şartıyla ikna olan şair, Ankara’daki Tacettin Dergahı’na kapandı. Türk milletinin şahlanışını müjdeleyen o efsanevi mısralar, 12 Mart 1921’de TBMM’de ayakta alkışlanarak milli marş kabul edildi.
Akif, kazanılan 500 lirayı o dönem kadın ve çocuklara iş öğreten Darülmesai kurumuna bağışladı.
Mısır Apartmanı’nda sessiz veda
Cumhuriyet’in ilanından sonra bir süre Mısır’da yaşayan ve Kahire Üniversitesi’nde Türk edebiyatı dersleri veren Akif, vatan hasretiyle geçen uzun yılların ardından sağlığının bozulmasıyla 1936’da İstanbul’a döndü. Beyoğlu’ndaki tarihi Mısır Apartmanı’nda tedavi gördüğü dairede, 27 Aralık 1936’da hayata gözlerini yumdu.
Resmi bir tören düzenlenmemesine rağmen, vefat haberiyle toplanan binlerce üniversite öğrencisi tarafından omuzlarda taşınarak Edirnekapı Şehitliği’ne defnedildi. "Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın" vasiyeti, onun milletine duyduğu sonsuz sevginin en büyük nişanesi olarak kaldı.
Kaynak:
GDH Haber
İLGİLİ HABERLER
Malatya’da bin yıllık "Kış Yarısı Şenliği" coşkuyla kutlandı
Uyuşturucu soruşturmasında yeni itiraf
Yeşilçam'ın menekşe gözlüsü: Fatma Girik
Hatay’ın "İpek Kanatlı" Hazinesi: Emel Duman ve Hatay Sarısı
Karadeniz’de kış masalı başladı: Uzungöl Kış Festivali'nden renkli kareler
Bulgaristan'ın Müslüman köyünde binlerce yıllık 'Gelina' düğün geleneği sürdürülüyor
DİĞER HABERLER
Hatay’ın "İpek Kanatlı" Hazinesi: Emel Duman ve Hatay Sarısı
Malatya’da bin yıllık "Kış Yarısı Şenliği" coşkuyla kutlandı
Bulgaristan'ın Müslüman köyünde binlerce yıllık 'Gelina' düğün geleneği sürdürülüyor
Yeşilçam'ın menekşe gözlüsü: Fatma Girik
Karadeniz’de kış masalı başladı: Uzungöl Kış Festivali'nden renkli kareler
Zeynep'ten uluslararası başarı: 3 yarışmada 9 ödül
Sanatta yapay zeka tartışması: Eserleri yiyerek protesto etti
Pop müzikte hüzün devri: Kaygı ve mutsuzluk artıyor
Adana’da kahve tarihine yolculuk: 2 yılda 50 bin kişi bu müzeyi gezdi
Okurlar kitap seçerken arkadaş tavsiyesini tercih ediyor

