- 19 Eylül 1893'te Vali Lord Glasgow, tüm kadınlara oy hakkı tanıyan yeni Seçim Yasası'nı onaylayarak yasalaştırdı.
- Bu yasa, Yeni Zelanda'yı kadınların seçme hakkını elde ettiği dünyadaki ilk özerk ülke konumuna getirdi.
- Süfrajet (kadın hakları savunucusu) Kate Sheppard'ın öncülük ettiği kampanya, yaklaşık 32 bin kadının imzasını taşıyan dev bir dilekçenin parlamentoya sunulmasıyla zirveye ulaştı.
- Kadınlar bu yeni haklarını ilk kez, yasanın çıkmasından sadece birkaç hafta sonra, 28 Kasım 1893'te yapılan genel seçimlerde kullandı.
Mücadelenin öncüsü: Kate Sheppard
Yeni Zelanda'da kadınların oy hakkı mücadelesi, 19. yüzyılın sonlarında dünya genelinde yükselen kadın hakları hareketleriyle paralellik gösteriyordu. Bu hareketin ülkedeki en önemli lideri, İngiltere doğumlu aktivist Kate Sheppard'dı.
Sheppard ve arkadaşları, kadınların toplumun ahlaki koruyucuları olduğunu ve onların siyasi katılımının toplumsal refahı artıracağını savunuyordu. Bu amaçla halka açık toplantılar düzenlediler, broşürler dağıttılar ve parlamentoya sunmak üzere imza kampanyaları yürüttüler.
Parlamentoya sunulan dev dilekçe
Kadınların oy hakkı için verilen mücadele 1880'lerin sonlarında ivme kazandı ve 1891'den itibaren konuyla ilgili yasa tasarıları parlamentoda defalarca gündeme geldi. Her seferinde Temsilciler Meclisi'nden geçen tasarılar, daha muhafazakar üyelerden oluşan Yasama Konseyi'nde reddediliyordu.
Ancak hareketin kararlılığı kırılmadı. 1893 yılında Kate Sheppard'ın önderliğinde yürütülen kampanya, yetişkin kadın nüfusunun neredeyse dörtte birine denk gelen yaklaşık 32 bin imzanın toplandığı devasa bir dilekçeyle sonuçlandı. Rulo haline getirilen ve 270 metreden uzun olan bu dilekçe, parlamentoya sunulduğunda büyük bir etki yarattı.
Tarihi oylama ve gelen zafer
Artan kamuoyu baskısı ve hareketin yılmaz çabaları sonucunda Seçim Yasası tasarısı, 1893'te bir kez daha parlamentoya geldi. Temsilciler Meclisi'nde rahatça kabul edilen tasarı, bu kez Yasama Konseyi'nde de iki oy farkla, 20'ye karşı 18 oyla onaylandı.
Vali Lord Glasgow'un 19 Eylül 1893'te yasayı imzalamasıyla birlikte, Yeni Zelanda'daki 21 yaşını doldurmuş tüm kadınlar seçme hakkını elde etti. Bu tarihi gelişme, tüm dünyadaki kadın hakları savunucuları için bir ilham kaynağı ve emsal teşkil ederek küresel bir değişimin kapısını araladı.





