'Mili Görüş'ün bale açılımı. Hangi partinin milletvekilleri Rus balesi izledi? CHP Kürtleri kaybediyor mu kazanıyor mu? Ekrem İmamoğlu’nun ‘’Kürt’’ talimatı ne? İmamoğlu sadece cumhurbaşkanı adayı olmamış, kabine de kurmuş. CHP’de sorun fenomolojik mi ontolojik mi?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 25 Ocak 2026 Pazar - 09:14 | GDH Haber
CHP’yi kim yönetiyor?
CHP’de Ekrem İmamoğlu’nun “vesayeti-gölgesi” hep söylendi, yazıldı ve unutuldu. İçinde bulunduğumuz şu günlerde bu tartışmalar yeniden alevlendi ve başlıktaki soru CHP içinde de yeniden gündeme geldi. CHP’yi kim yönetiyor? Geçen haftalarda CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in her hafta çarşamba günü Silivri’de İmamoğlu’nu ziyaret edip ardından basın açıklaması yapması rutininden vazgeçtiğini yazmıştım. Nitekim bu ziyaretini geçtiğimiz cuma günü yaptı. Olayı biraz araştırınca ilginç bilgilere ulaştım. İmamoğlu’nun “Her şartta cumhurbaşkanı adayıyım, benim katılmadığım cumhurbaşkanı seçimi meşru değildir” açıklaması ile gerilen ilişkiler, Ekrem İmamoğlu’nun istediği çizgiye gelmiş. Çünkü İmamoğlu’nun bu sözlerini CHP Genel Başkanı Özel de bir TV yayınında tekrarladı.
‘’Özgür Kürtleri kaybediyor’’
Gelelim CHP’deki ‘’sessiz gerginliğin’’ nedenine. İmamoğlu, Gelecek Partisi’nden önce danışman olarak transfer ettiği, sonra da Parti Meclisi ve MYK üyesi yaptığı Serkan Özcan aracılığıyla ‘’Özgür Kürtleri kaybediyor, tedbir alın’’ mesajını yolluyor. Partide bu mesajı kimse ciddiye almayınca İmamoğlu, Serkan Özcan üzerinden medya operasyonu başlatıyor. Önce Gazeteci Cansu Çamlıbel ile yapılan röportajla hem Özgür Özel’e ‘’aday benim’’ mesajı veriliyor hem de DEM Parti’ye selam çakılıyor. İmamoğlu, ardından Cumhuriyet Gazetesi ile röportaj yapılarak hem DEM Parti’ye hem de Suriye Kürtlerine mesaj veriyor. İmamoğlu’nun bazı ifadeleri şöyle:
‘’Her şeyden öte, Suriye’de yaşayan Kürtler, Araplar, Türkmenler ve Aleviler bizim akrabalarımızdır. Onlar gönül coğrafyamızın ayrılmaz parçaları, öz evlatlarıdır. Biz bu kavgaya seyirci de kalamayız, bunun içerisinde taraf da olamayız. Barış ve mutabakat için en yüksek çabayı göstermeliyiz. Türkiye, ancak dostlarıyla, komşularıyla, kardeşleriyle büyüyecek ve geleceğe doğru emin adımlarla yürüyecektir.
Bizim dediğimiz, bütün yurttaşlara dillerini, inançlarını ve kimliklerini koruma ve geliştirme hakkını tanımak ve istenilmesi halinde ve arzu edilen yerlerde kamu gücüyle bu hakkın kullanılabilmesini sağlamak. Bunu yaparsak ulusal ve toplumsal birliğimiz daha da güçlenir. Buna inanıyoruz. Kürt sorununu eşit yurttaşlık prensibiyle ele alıp çözeceğiz dediğimizde bunu kastediyoruz…"
Özgür Özel’in açıklamaları
Aynı gün CHP Genel Başkanı Özgür Özel de Karar TV’de İmamoğlu ile benzer ifadeler kullandı. Suriye’deki Kürtlerin akraba olduğunu vurgulayan Özel şöyle dedi:
‘’Ben SDG içinde Kürtlerin 30-35 bin olduğunu biliyorum, bunlar 100 bin sanıyormuş. 35 bin olduğunu duyunca birden sevinip 'O zaman tepeleyelim bunları' dediler. Tepelemeyelim! Niye tepeleyelim?
Oradaki yerel yönetimler üzerinden bir demokrasi arayışı, genel Suriye yapısı içinde temsil edilme, eşit vatandaş olma talebini niye çok görelim? 2 milyon Kürt yaşıyor orada…’’
Bu açıklamalara DEM Parti destekçilerinden destek geldi tabii. Özel ve İmamoğlu’nun açıklamalarının milletvekilleri ve parti örgütlerini nasıl rahatsız ettiğini sizin değerlendirmenize bırakıyorum.
Allah rahatınızı bozmasın
Gelelim TBMM’de milletvekilleri arasındaki renkli atışmalara. Efendim, Meclis komisyonlarında da kanun teklifi görüşülürken bürokrasiden gelen muhalefet milletvekillerinden biri AK Parti’yi uzun uzun eleştirir. Sözlerini de ‘’ohh be muhalefette olup konuşmak ne rahatmış’’ diyerek bitirir. Salonda gülüşmelerden sonra bir sessizlik yaşanır. Sessizlik AK Parti’li komisyon başkanının ‘’Allah rahatınızı bozmasın’’ temennisiyle yerini yeniden kahkahalara bırakır.
Sorun fenomolojik mi ontolojik mi?
Yer muhalefet kulisi. Kıdemli bir CHP’li dert yakınıyor, ‘’eskiden partide önemle konularda komisyonlar olurdu. Alanda çalışır, düzenli aralıklarla verileri tartışır, çözüm önerileri hazırlardık. Artık kimse danışmıyor. CHP’de iştişare bitti. Artık sorun fenomolojik bir hal aldı. “Karşısındaki CHP’li ‘’fenomolojik mi ontolojik mi’’ diye sordu. Yanıt, “şimdilik fenomolojik ama ontolojik olmaya yakın…’’ İki ismin de entelektüel isimler olduğunu belirteyim. CHP’ye içerden felsefi bakış böyle. (Fenomoloji: Görünüm bilim, Ontoloji: Varlık bilim)
İmamoğlu kabine bile kurmuş
CHP kulislerinde İmamoğlu’nun parti üzerindeki etkisi tartışılırken ilginç bir anektod anlatıldı. İmamoğlu, Cumhurbaşkanı adaylığının erkenden açıklanması için bastırırken Ankara’dan bir grup milletvekili İmamoğlu’na giderek, “adaylığını açıklama, çok erken. Önünü keserler” uyarısında bulunuyor. İmamoğlu uyarı yapan milletvekillerine bir süre dinledikten sonra “siz ne diyorsunuz kardeşim? Geç bile kaldınız. Benim bakanlarım bile hazır” yanıtını veriyor. Yanındakilere de “Sayın bakanım” diye seslenmeye başlıyor. Milletvekilleri izin isteyerek makamdan ayrılıyorlar.
Milli Görüş’ten bale açılımı
Dünyaca ünlü Bolşoy Balesi solistlerince kurulan “The Imperial Russian Ballet Company” Türkiye’de bir kez daha seyirci ile buluştu. Ankara’daki ilk gösteri büyük ilgi gördü. Öyle ki gösteriyi Milli Görüşün kalelerinden Yeniden Refah Partisi’nin iki milletvekili de izledi. Milletvekilleri Doğan Bekin ve Mehmet Aşıla baleyi sevdi mi bilinmez ama 1990’larda Refah Partisi sözcülerinin bale ve heykele “mesafeli olduklarını” belirten ifadeleri hala arşivlerde.
Devamını Oku
22 Ocak 2026 Perşembe - 08:35
Devamını Oku
21 Ocak 2026 Çarşamba - 08:40
Devamını Oku
17 Ocak 2026 Cumartesi - 23:35