Yeniden merhaba. Hiçbir mecrada konuşulmayan, yazılmayan ve duvarların arkasında kalmış Ankara Fısıltıları’nı, her hafta olduğu gibi sizlere aktarmaya çalışacağım. Çaylar, kahveler hazırsa başlıyoruz.
Mutlak butlan kararı sonrası CHP’de yaşananlar malum. Özgür Özel ve Kemal Kılıçdaroğlu cephelerinde neredeyse her alanda adı konulmamış bir savaş yaşanıyor.
TT savaşları
Bu savaş cemevlerinden televizyonlara, gazetelerden internet sitelerine kadar geniş bir alana yayıldı. Sosyal medya platformu X’te Trend Topic (TT) savaşları yaşandı. Kılıçdaroğlu ekibinin hazırladığı hashtagler, Özel ekibi tarafından sıralamadan düşürülüyor. Kılıçdaroğlu ekibinin hazırladığı ‘’bilge lider’’ hashtagi ‘’bilge bere’’ye, ‘’CHP arınıyor’’ ifadesi ise ‘’görmedim duymadım bilmiyorum’’a çevrildi. X’in TT listesinde yer almak için verilen mücadelenin ciddi bir maliyeti olduğunu da belirtelim.
Gül faktörü mü?
D-8 toplantısı çerçevesinde, aralarında 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de bulunduğu Milli Görüş geleneğinden gelen liderler Boğaz’da tekne turu yaptı. Gül, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, YRP Genel Başkanı Fatih Erbakan, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu teknede Milli Görüş’ün marşlarından birini seslendirdi. Marşa eşlik etmeyen tek kişi olan Ali Babacan, bu nedenle eleştirildi. İşte bu görüntülerden sonra Meclis kulislerinde, ‘’Ali Babacan’ın yerine artık Abdullah Gül cumhurbaşkanı adayı olmalı’’ tartışmaları başladı. Mutlak butlan kararı sonrası Abdullah Gül’ün Özgür Özel’i desteklediğini söyleyenlerin olduğunu da ifade edelim.
CHP sosyal medya yüzünden mahkemelik
Özgür Özel döneminde CHP Genel Merkezi, milyonluk takipçileri olan X hesaplarıyla sözleşme imzalamış. Mutlak butlan kararı sonrası bu ödemeler durdurulunca, söz konusu hesaplar alacaklarını tahsil etmek için CHP’ye dava açmış. Ee ne demişler: Sosyal medyan var, derdin var.
Meclis tarihinde bir ilk
TBMM tarihinde, belki de siyasi tarihimizde bir ilk yaşandı. Bir partinin TBMM Grup Başkanvekili ile Genel Başkan Yardımcısı evlendi. Bahsettiğimiz isimler, CHP’nin Grup Başkanvekili ile Çevreden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu. İki isim geçtiğimiz ay sessizce evlendi. Düğün yapmadılar, evliliği duyurmadılar; ta ki gazeteciler öğrenip duyuruncaya kadar. Her iki milletvekiline de saadetler diliyoruz.
Nimet Özdemir neden CHP’den ayrıldı?
İYİ Parti’den milletvekili seçilip sonra CHP’ye katılan, oradan da AK Parti’ye geçen İstanbul Milletvekili Nimet Özdemir’in CHP’den ayrılmasına ilişkin pek çok haber okumuşsunuzdur. Muhalefet kulisinde milletvekillerinden aldığım bilgiye göre, Nimet Hanım uzun süredir çevreden sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevini istiyormuş. Evrim Rızvanoğlu bu göreve getirilince çok öfkelenmiş ve kuliste ‘’Bir kere boşanan bir daha boşanır’’ sözleriyle CHP’den ayrılacağını ima etmiş. Meğer Nimet Özdemir’in ayrılacağı, CHP’de herkesin bildiği bir sırmış.
Gelecek 25 yılı konuşmak
İktidar kulisinde AK Parti milletvekilleri, partilerinin 25 yılda neler yaptıklarını tartışıyorlardı. Sırasıyla yapılan yenilikler ve hizmetler tek tek sayılmaya başlandı. Kıdemli bir milletvekili araya girerek, ‘’Geçmişte yapılan geçmişte kaldı, artık gelecek 25 yılı tartışmalıyız’’ dedi. Herkes birbirine baktı ve ‘’Haklısınız’’ dedi.
1 yıl oldu ama…
TBMM Genel Kurulunda, Engelli Bireylerin Sorunlarının Araştırılması için bir komisyon kurulması kabul edildi. Karar, 16 Mayıs 2025 günü Resmi Gazete’de yayımlandı. 3 Temmuz 2025’te de ilk toplantısını yaptı. En fazla 4 ay çalışması gereken komisyon, aradan bir yıl geçmesine rağmen henüz raporunu tamamlayıp TBMM Başkanlığına sunmadı.
Çankaya’da kurulan partiler iflah olmuyor
Özgür Özel ve ekibinin CHP’den ayrılıp yeni bir parti kuracağını, bu nedenle Cinnah Caddesi’nde bina tutulduğu haberini okurken gazeteci arkadaşlarım ilginç bir ayrıntıya dikkati çekti. Daha önce Çankaya bölgesinde kurulan partilerin sonu pek iyi olmamış. SHP, CHP ile birleşti. DYP ise ANAP ile Demokrat Parti adı altında birleşti ve yok oldu.
Çankaya’da kurulup başarısız olmuş diğer partiler: Ali Haydar Veziroğlu’nun Barış Partisi, Cem Boyner’in Yeni Demokrasi Hareketi, Erdal İnönü’nün Sosyal Demokrat Halkçı Partisi, İsmail Cem’in Yeni Türkiye Partisi ve Süleyman Demirel’in yasaklı olduğu dönemde arkadaşlarının kurduğu Doğru Yol Partisi.
Balgat ve Mustafa Kemal mahallelerinde kurulan partiler ise daha başarılı. Saadet Partisi, DEVA Partisi ve Yeniden Refah Partisi Balgat’ta kuruldu. AK Parti de Balgat Ceyhun Atuf Kansu Caddesi’nde kuruldu. İYİ Parti ve Gelecek Partisi ise Mustafa Kemal Mahallesi’nde. Kısacası Balgat’ta ve Mustafa Kemal Mahallesi’nde kurulan partilerin hepsi TBMM’de temsil ediliyor. Balgat’ta kurulan AK Parti ise 25 yıldır iktidar partisi. Ne diyelim, tesadüfün böylesi…
CHP’de ‘’üçüncü yol’’ umudu
Sevgili okurlar, yukarıdaki satırlarda CHP içinde her cepheden yürütülen savaşlara işaret etmiştim. Bu durumdan rahatsız olan ve ‘’Üçüncü bir yol var’’ diyenlerin sayısı artmaya başladı. Bu hareketin varlığı, CHP’den ayrılmak isteyen milletvekilleri için de şimdilik bir umut. Aldığım bilgilere göre toplantılara katılanların sayısı her geçen gün artıyor. ‘’Ne Kemal Kılıçdaroğlu ne Özgür Özel… İki isim de partiyi bölüyor’’ görüşünü dile getiren partililer, CHP’yi İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı’nın yönetmesi konusunda hemfikir. Ancak Salıcı’ya yönelik eleştiriler de var. Bazı milletvekilleri, Oğuz Kaan Salıcı’nın ‘’öne çıkmasını ve adaylığını ilan etmesini’’ istiyor. Üçüncü Yol’cuların önümüzdeki günlerde bir açıklama yapması bekleniyor.
Bilimsel görüş: Butlan kapatmadan daha vahim
TOBB Üniversitesinde Anayasa Hukuku dersleri veren Prof. Dr. Fahri Bakırcı da pek çok insan gibi Özgür Özel ve arkadaşlarının CHP’den ayrılarak yeni bir parti kurmalarını savunuyor. Ancak Prof. Dr. Bakırcı’nın gerekçesi biraz farklı. Buyurun efendim:
‘’…Bu yüzden partiden (CHP) tasfiye edilmekte olan grubun butlan kararını ‘kapatma’ olarak algılayıp yeniden örgütlenmekten başka çaresi yoktur.
Daha açık söylemek gerekirse, kapatmadan daha vahim sonuçları olan butlan kararının olumsuz sonuçlarını önlemek için partinin kapatıldığı varsayımıyla hareket edilmelidir.
Bu yolla bir taraftan siyasal bir meşruiyeti bulunmayan mevcut CHP yönetimiyle ilişki kurmak gerekmeyecek, diğer yandan seçmen tabanını yeni bir oluşum içinde toparlamak mümkün olacaktır; üstelik bu haksız ve hukuksuz gelişmeler nedeniyle, ‘Cumhuriyet’i koruma refleksiyle eskisine nazaran çok daha geniş bir muhalif seçmen bloku oluşmuş durumdadır; yapılması gereken bu bloku görmektir.
Bugün yapılması gereken öncelikli iş, Cumhuriyet’in ilke ve değerleriyle bağını koparmış bir CHP yönetimini kendi başına bırakmak ve demokratik muhalefet blokuna öncülük etmektir…’’
İyi pazarlar. Esen kalın.



