Dünyanın ilk "trilyoneri" olma yarışı, uzun zamandır ekonomi sayfalarının magazinel bir mezesi gibi sunuluyor. Ancak ünlü ekonomistlerin feryat figan dikkat çektiği servet eşitsizliği uyarıları, bu durumun sadece bir "zenginlik" göstergesi değil, insanlık tarihinin gördüğü en büyük yönetimsel kriz potansiyeli olduğunu kanıtlıyor.
Üstelik bugünün müstakbel trilyonerleri geçmişin petrol baronlarına ya da demiryolu krallarına benzemiyor; onlar insanlığın işletim sistemini, yani algoritmaları elinde tutan tekno-girişimciler. Peki, tek bir insanın veya şirketin bir trilyon dolara ve küresel veri akışına hükmetmesi abartılı bir felaket senaryosu mu, yoksa demokratik sistemin tabutuna çakılan son çivi mi?
Sermayenin özelleştirilmiş egemenliği ve yönetimsel felaket
Ekonomik eşitsizlik belirli bir sınırı aştığında, sadece "biri daha iyi arabaya biniyor, diğeri yürüyor" meselesi olmaktan çıkar; gücün ve egemenliğin özelleşmesi haline gelir. Ünlü ekonomist Thomas Piketty’nin Yirminci Yüzyılda Kapital’de formüle ettiği gibi, sermayenin büyüme hızı ekonomik büyüme hızını aştığında, zenginlik kaçınılmaz olarak bir oligarşi yaratır.
Bir trilyonere sahip olmak demek, o kişinin tek başına onlarca devletin bütçesinden daha büyük bir gücü yönetmesi demektir. Bu durum yönetimsel olarak şu devasa sorunları doğurur:
- Mevzuatın ele geçirilmesi (Regulatory Capture): Trilyon dolarlık tekno-devler, lobicilik faaliyetleriyle yasaları, vergi sistemlerini ve hatta telif haklarını kendi lehine dizayn edebilir. Ulus devletler, bu sermayeyi ve teknolojiyi kaçırmamak için onların kurallarına boyun eğmek zorunda kalır.
- Paralel devlet yapıları: Uzay madenciliğinden küresel internet ağlarına, yapay zekadan küresel sağlık politikalarına kadar kritik kamusal alanlar, halka hesap verme zorunluluğu olmayan tek bir kişinin iki dudağı arasına sıkışır. Daron Acemoğlu ve James A. Robinson’ın Ulusların Düşüşü kitabında bahsettiği "sömürücü kurumlar" (extractive institutions), bu kez devlet eliyle değil, doğrudan trilyonerlerin tekelinde küresel ölçekte kurulur.





