İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay Ankara’da görülen Kurultay Ceza Davası’nda ikinci sanık pozisyonunda.
CHP İzmir Kurultay Delegesi Hatip Karaaslan’ın beyanlarında Cemil Tugay bakın nasıl geçiyor, “Mehmet Kılıçdaroğlu benim kaldığım otele öğleden sonra saat 15:00-16:00 sıralarında geldi. Otelin lobisinde ikimiz baş başa görüştük. Bu görüşme sırasında yanımızda başka bir kimse yoktu. Bana kendisinin bu kongrede Özgür Özel'i desteklediğini, benim de Özgür Özel'e destek olmamı, bu desteğim karşılığında istediğim miktarda parayı bana vereceklerini söyledi. Devamında benim kabul etmem halinde beni Özgür Özel'in kaldığı Concorde Otele götürüp kendisiyle görüştürüp istediğimi alabileceğimi söyledi. Teklifini ısrarla tekrarladı. Fakat ben kabul etmedim. Ben kendisine "Eskiden Kemal Kılıçdaroğlu'nu destekliyordun. Neden fikir değiştirdin?" diye sorduğumda, bana; "Bu işler siyaset işidir, menfaat işidir, bende kendi menfaatime bakıyorum. Sen de böyle yapıp kendi menfaatini gözet." dedi. Ben kendisine bu işlerin karşılığında "Sen ne kadar para alacaksın?" diye sordum. O da bana "Ben 1.000.000 (bir milyon) türk lirası alacağım, ayrıca 6 tane kurultay delegesi bana bağlı, onların her biri için de ayrı ayrı 300.000 (üç yüzbin) Türk Lirası alacağım. Bundan daha fazla alan delegeler de var" dedi. Mehmet Kılıçaslan'ı Özgür Özel'e yönlendiren ve aracılık eden kişi de mevcut İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'dır. Ayrıca İzmir'deki parti delegelerini Özgür Özel’in desteklemeleri için organize eden, ikna ettiği delegelere para ve menfaat sağlayan kişi de Cemil Tugay’dır. Ben bu konuyu Mehmet Kılıçaslan'ın bana anlatımından öğrendim.”
Kılıçdaroğlu için kritik yayın
CHP Genel Başkanlığı koltuğuna yeniden oturduktan sonra ilk canlı yayına çıkacak olan Kemal Kılıçdaroğlu için bu canlı yayın çok şey ifade ediyor. Çünkü hem kendi mahallesinin içinde olan bir mecrada hem de mahalle içindeki muhaliflerinin karşısında önemli bir sınav verecek. Bugüne kadar tek kale oynanan maçta Kemal Kılıçdaroğlu hep gol yiyen taraf oldu. Hep linçlenen taraf oldu. Artık iş öyle bir zıvanadan çıktı ki 13 yıllık genel başkanlarına, son seçimdeki cumhurbaşkanı adaylarına “Hain Kemal” diye slogan atma noktasına geldiler. Ve bu noktaya gelirken taşları malum medya ile döşediler.
Şimdi Kemal Kılıçdaroğlu o kitlenin önüne, bu taşları döşeyenlerin karşısına Sözcü TV’de canlı yayına çıkacak. Bu yayından kendine olan saldırıları bertaraf ederek çıkma ihtimali var. Bu yayından karşısındaki Özgür Özel ve ekibinin yeni parti kurma heyecanını savurma ihtimali var. Ve yine bu yayında yapacağı muhalefet ile ona olan ”Sarayla iş birliği” iftirasını boşa çıkarma ihtimali var.
Ancak her şey performansına bağlı. Eğer kitlesini ikna edebilirse, bundan sonraki bu ayrışma sürecinde ibreyi kendine döndürebilir.
Özel ve İmamoğlu’nun Avrupa’dan destek talepleri ve AP’nin Akın Gürlek oylaması
Kemal Kılıçdaroğlu Genel Merkez’de yaptığı grup toplantısında şöyle demişti, “CHP Genel Başkanı yurt dışına gidip ‘Bize niye yardım yapmıyorsunuz’ diyemez.”
Haziran 2025 – Brüksel ve Berlin Temasları:
Özgür Özel, Avrupa Sosyalist Partisi (PES) liderler toplantısına katıldı. Türkiye’deki iç siyasi gelişmeleri ve yargı süreçlerini ilk kez bu denli yoğun bir gündemle Batı'ya aktararak demokratik süreçlerin izlenmesi için Avrupa'dan destek istedi.
Eylül 2025 – Financial Times Röportajı
Özgür Özel, İngiliz Financial Times gazetesine geniş bir mülakat verdi. Türkiye’deki iktidarın baskılarına karşı uluslararası kamuoyunun dikkatini çekmeye çalışırken, gerekirse "Hayatı durma noktasına getirecek eylemler yaparız" diyerek Batı medyasından destekleyici bir kamuoyu oluşturulmasını talep etti.
12 Ekim 2025 – Brüksel Mitingi
CHP, yurt dışındaki ilk büyük mitingini Belçika'nın başkenti Brüksel'de (Place Jean Rey) gerçekleştirdi. Özel, meydandan Avrupa'ya seslenerek "Türkiye'deki tüm siyasi tutsaklara, düşüncesinden dolayı içeride olan kim varsa ona sahip çıkmaya geldik" dedi. Ekrem İmamoğlu'na yönelik hukuki süreçlere karşı Avrupa'dan net bir dayanışma ve ortak ses yükseltilmesini istedi.
Kasım 2025 – İmamoğlu İddianamesi Sonrası Açıklama
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında yolsuzluk ve rüşvet iddialarını içeren geniş çaplı bir iddianame hazırlandı. Özgür Özel, Sosyalist Enternasyonal Konsey Toplantısı'nda konuyu doğrudan gündeme getirdi. Bu davanın hukuki değil, tamamen siyasi bir operasyon olduğunu savunarak Batılı liderlerden hukukun üstünlüğü noktasında Türkiye'ye baskı yapılması yönünde diplomatik yardım talep etti.
17-18 Nisan 2026 – İspanya Küresel İlerici Seferberlik Toplantısı
Özgür Özel, Madrid ve Barcelona'yı kapsayan İspanya seyahatinde dünya liderleriyle bir araya geldi. CHP'li belediyelere yönelik gerçekleştirilen operasyonları ve Mart 2026'da başlayan İmamoğlu'nun yargı sürecini küresel liderlere şikayet etti. Demokratik muhalefetin yalnız bırakılmaması gerektiği çağrısını yineledi.
Mayıs 2026 – The Economist Yazısı
Özgür Özel, İngiliz The Economist dergisinde bir makale kaleme aldı. Türkiye'deki mevcut yönetim anlayışını ve adalet sistemini Batı elitlerine doğrudan şikayet ederek, uluslararası demokratik ittifakların Türkiye'deki muhalif hareketlerle daha sıkı bir dayanışma içerisine girmesi gerektiğini savundu.
Anlaşılan bu çağrılar Trump’ın karşısında ilkokul öğrencisi gibi dizilen ve parmak kaldırarak çişe gitme izni alan Avrupa devletlerinin bugün Dünya siyasetinde önemsiz bir detay haline gelen Avrupa Parlamentosu’nda kabul görmüş.
Bir Türkiye Raporu hazırlamışlar. Raporda Türkiye hangi alanda kapasitesini artırırsa artırsın “Avrupacı bir perspektifte kendilerinin istediği demokratik bir çizgiye gelmedikçe” katılım sürecini işletmeyeciklermiş. Muhalefetin de o istedikleri perspektifte bazı çağrılarının kıymetli görüyorlarmış ama iktidarın adım atması gerekiyormuş.
Bir de Özel ve İmamoğlu’nun Batı’dan defalarca talep ettiği bir yaptırımı da rapora iliştirmişler. Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yaptırım.
Akın Gürlek'ten bunlar toz dahi alamaz da… Ya Avrupa, sıkıyorsa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yaptırım listesine alsanıza! Akın Gürlek Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde Sayın Erdoğan’a bağlı bir bakan. Onun siyasi iradesini uygulamakla görevli. Yani irade Erdoğan. Hadi ona bunu uygulayın.
Bu güçsüzlükle, bu muhtaçlıkla, bu Trump karşısında el pençe halle gidin de Erdoğan’a bu uygulamayı yapın. Yapamazsınız değil mi? Anca Türkiye’deki muhalefetin arkasındayız görüntüsünü verebilmek için sonraki aşamalarda onay çıkarılamayacak raporları oylatırsınız. “Erdoğan’a aman bulaşmayalım” diye de arkadan haber gönderirsiniz.
Ama Dışişleri Bakanlığı bu ucuzluğa pabuç bırakmadı ve gereken tepkiyi anında gösterdi.





