2018 seçimlerine kısa zaman kalmıştı ve İzmir’de, ardından Ankara’da ve en son İstanbul’da inanılmaz büyük mitingler yapmıştı. Kim olduğunu biliyorsunuz. O ismin adı o günlerin fırtına gibi esen siyasetçisi Muharrem İnce’ydi. Ve çok zaman geçmedi. Sadece seçim sonuçlarının Erdoğan lehine olacağı anlaşıldığı dakikalarda gazeteci İsmail Küçükkaya’ya attığı bir mesaj ve “o gece ortalarda yok” söylentileriyle Muharrem İnce bir anda dünyanın en kötü insanı oldu. Çok fazla zaman geçmedi ve saraya giden CHP’li oldu. Daha sonra Fetullahçı teröristlerin sahte porno kasedi ürettiği, seçimden çekilmesi için her türlü itibar suikastının yapıldığı bir adam oldu.
2018 seçimlerinde Abdullah Gül’ün adaylığını engellediğinde Saadet Partililerin ve AK Parti içinden bir sene sonra kopacak olanların çaktırmadan tepkisini çekmek dışında muhalefetin Meral annesi olan, Mamisi olan Meral Akşener, 2023 yılının nisan ayına kadar olumsuz söz söylendiğinde küfür yiyeceğiniz korunaklıkta bir siyasetçiydi. Sonra “kazanacak aday” dedi, masadan kalktı ve oturana kadar yemediği hakaret, küfür ve yaşamadığı itibar suikastı kalmadı. Seçim kaybedildiğinde de zaten her şey onun yüzündendi.
Ve Kemal Kılıçdaroğlu.
Piro, demokrat dede, Bay Kemal, yeni Ecevit, Gandi Kemal… Onun için söylenmedik hiçbir methiye kalmamıştı. Ona dil uzatanın dili kopar, söz söyleyenin soluğu kesilir, yan bakanın gözü çıkarılırdı. Ne mümkündü ona hain demek, onun tıpış tıpış gösterdiği yola gitmemek, o “ben adayıyım” derse karşı çıkmak… Ne mümkündü? Sonrasını biliyorsunuz zaten. Hain Kemal, işbirlikçi Kemal, sarayın adamı falan filan…
Muhalif seçmen Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş ve bugünlerin gözde ismi Özgür Özel’i bırakmaz şu anda. Onlara söz söylenemez. Onlara yan bakılamaz. Onlara dil uzatılamaz. Çünkü onlar henüz Erdoğan karşıtlığının Erdoğan’a karşı oylandığı herhangi bir seçimde tek başlarına bu seçmenin oyuncağı olmadılar.
Yani bu seçmen tabanı için Kemal Kılıçdaroğlu, Meral Akşener, Muharrem İnce, Mansur Yavaş, Ekrem İmamoğlu, Özgür Özel ve hatta kutu kola bile aynı değerdedir. Çünkü asıl mesele Erdoğan’ı yenmek, Erdoğan’dan kurtulmak isimli sorunlu psikolojidedir. Erdoğan karşıtlığı öyle bir şeydir ki hem Erdoğan taraftarlığını besler, hem de için için kadrolarını, bunun için mücadele eden insanları tüketir, yok eder.
Dün de dokunulmaz olanlar bugün hain, bugün dokunulmaz olanlar yarın kaybedince hain olur. Kazanırlarsa başka şeyler olur. Onu tecrübe etmediğimiz için bilmiyoruz. Ama bugün her gün bir yolsuzluk dosyasının patladığı, her gün bir rüşvet iddiasının gündeme geldiği, havlu ile kapı açan adamlara sahip çıkıldığı, ters düşüldüğü zaman itirafların havada uçuştuğu bir dönem yaşarken yine herkes aynı noktadaysa sebebi budur.



