
ABD ve Batı, değişen dünyayı hâlâ İkinci Dünya Savaşı’nın şablonuyla okumaya çalışıyor. Bu takıntı, diplomasi ihtimalini zayıflatırken dünyayı yeni çatışmalara sürüklüyor.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 11 Mayıs 2026 Pazartesi - 11:33 | GDH Haber
ABD’nin İkinci Dünya Savaşı takıntısının tehlikeleri
ABD’nin İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki uluslararası düzeni, güç ve inandırıcılığını kaybediyor. Değer, kural ve kurumlar işlemiyor… Ancak ABD ve Batı’nın zihninde İkinci Dünya Savaşı miti ve şablonu devam ediyor. ABD ve Batı, değişen dünyadaki şartları analiz ederek yeni durum muhakemesinin sonucu bir uluslararası siyaset inşa etmekte zorlanıyor.
Çünkü İkinci Dünya Savaşı şablonunu ABD ve Batının zihnini o kadar işgal emiş ki, bugünün dünyasındaki her gelişmeyi o şablona yerleştirerek anlamaya çalışıyor ve ona göre bir tepki veriyor...
Tarihçi Alec Ryrie, "Hitler Çağı ve Ondan Nasıl Kurtulacağız" adlı kitabında İkinci Dünya Savaşının adeta Batı medeniyetine yön veren, iyi ve kötüyü tayin eden ve dünyayı anlamak için bir çerçeve sunan İncil'in yerini aldığını iddia ediyor. Uluslararası her anlaşmazlıkta uzlaşma çabaları Hitler’i yatıştırma politikasına benzetilebiliyor.
Uzlaşmadan bahseden her siyasetçi, Hitler’i yatıştırmaya çalışarak güçlenmesine sebep olan İkinci Dünya Savaşı öncesi siyasetçilerine benzetiliyor. ABD Başkanı Donald Trump İran savaşında kendisini desteklemeyen İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ı eski İngiliz Başbakanı Neville Chamberlain'e bu yüzden benzetti. Chamberlain Hitler’in Çekoslayakya’yı işgaline göz yuman ve 1938 Münih Anlaşmasını izleyerek yanlış “yatıştırma politikası”nın mimarı olarak tarihe geçmiştir.
Janan Ganesh Financial Times’da 7 Mayıs 2026’da yayınlanan “İkinci Dünya Savaşı takıntısı ABD'yi yine sıkıntıya sokuyor” başlıklı yazısında
(https://www.ft.com/content/50a5b173-f7db-4371-945d-767c93d9809a?syn-25a6b1a6=1) ABD’nin barış ve diplomasi arayışının başarısızlığının arkasındaki İkinci Dünya Savaşı takıntısını analiz ediyor. Ganesh’in yazısının özet cümlesi şöyle “ İran savaşı, 'yatıştırma' politikasının her zaman yanlış olduğu fikrinden doğan son karmaşa örneğidir.”
İkinci Dünya Savaşın şablonun siyasi kültürde sert kodları miras bıraktığı, iç politikada da dış politikada da uzlaşmayı bir değer olarak zayıflattığı görülüyor:
“Sol, neredeyse her kültürel muhafazakarlık eylemini, ucu Hitlerizm olan bir kama ucunun ince ucu olarak damgalayabilir. Sağ ise neredeyse her otokratik rejimi, kahramanca bir askeri karşılık gerektiren bir tehdit olarak gösterebilir.”
Financial Times’ın verdiği bilgilere göre, Hedge fonu Elliott Management geçen ay yatırımcılara gönderdiği bir notta İran savaşını, ikinci Dünya savaşı şablonlarıyla savundu… “Özellikle, ‘sadece güç’ ün bir fikri yenemeyeceği yönündeki liberal klişeye karşı çıktı. Nazizm ve Japon emperyalizmi 1945'te bombalanarak ortadan kaldırılmadı mı? Yerlerine demokratik anayasalar gelmedi mi? Öyleyse aynı şey teokratik İran'da da olmaz mı? Bu temelde, bir cahil veya pasifist dışında kim savaşa bir şans vermeyi reddeder ki?”
Görüldüğü üzere İkinci Dünya Savaşı şablonu düşmanla uzlaşmayı reddetmekle kalmıyor, savaşın kesin sonuç alınıncaya kadar devamı, rakip ülkelerin işgali ve o ülkelerin demokratikleşmesi gibi aşamaları da içeriyor… Bu şablon ABD ve Batı elitlerindeki farkında olmasalar da yaygın bakış açısını temsil ediyor. ABD’nin sık sık dile getirdiği İran’da rejim değişikliği arzusunun kökeninde de, bu İkici dünya Savaşı şablonu yatmaktadır.
İkinci Dünya Savaşı şablonu veya takıntısının diplomasiye ve uzlaşama arayışlarına katkı sunmayacağı, tam aksine zarar vereceği açıktır. ABD-İran arasında 1979’da İran’da rejimin değişmesinden bu yana devam eden anlaşmazlığın 47 yıldır çözülememesinin bir sebebi de ABD’deki bu yaygın bakış açısı olmalıdır. İran’da 1953 Musaddık’ın ABD tarafından devrilmesi ve 1979 devrimi travmalarını atlatabilmiş değil.
Bu tür travmaların ve zihni şablonların siyasi elitleri ne kadar etkilediğini iki ülke örneğinde de ayrı ayrı görmek mümkün. Halbuki İkinci Dünya Savaşından sonra da bir çok çatışma anlaşma ve uzlaşmayla sona erdi. Fakat bu İkinci Dünya Savaşının şablonunun ve travmasının yıkılmasına yol açmadı.
Bugün İran Savaşı ABD’nin zaferiyle bitse dahi; ABD’nin, Almanya’yı ve Japonya’yı işgali ve demokratikleşmesi gibi bir politikanın gerçekleşmesi mümkün değildir.
Vietnam, Irak, Afganistan gibi bir çok başarısızlık ortadadır. Buna rağmen ABD’de İkinci Dünya Savaşı takıntısının devam etmesi sadece İran için değil, bütün dünya için tehlikelidir. Janan Ganesh İkinci Dünya Savaşı takıntısının Üçüncü Dünya Savaşının kapısını zorlaması tehlikesine işaret ediyor.
“İkinci Dünya Savaşı'na olan takıntı, daha büyük bir olayla yer değiştirinceye kadar devam edecek; bu da daha ziyade üçüncü bir savaşı ima ediyor. Korkulan şey ise sonunda birinin diğerine yol açmasıdır.”
Devamını Oku
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 11:51
Devamını Oku
08 Mayıs 2026 Cuma - 08:30
Devamını Oku
05 Mayıs 2026 Salı - 09:07