Modern liberal demokrasilerin vazgeçilmez kurumları olan siyasi partilerin ve seçimlerin yargı denetimi, bugün CHP’de mahkemenin tedbirli mutlak butlan kararıyla tartışma gündemine oturdu. Ancak maalesef hem CHP içinde yaşanan sert parti içi mücadele hem de muhalefet- iktidar arasındaki sert siyasi polemikler konunun değil tartışılmasına, anlaşılmasına dahi imkan vermeyecek bir siyasi iklim oluşturdu. Bu siyasi iklimdeki polemik ve tarafgirliklere teslim olmayarak liberal demokratik hukuk devleti standartlarında konuyu tartışmak ve çözüm üretmeye çalışmak siyasetin ve hukukun önündeki temel görev olarak ortada duruyor.
Siyasi partilerin ve kongrelerinin yargı denetimi meselesi Türkiye için bugünle sınırlı olmayan eski bir meseledir. Hukukçu ve siyasetçi olan merhum Ahmet İyimaya, bundan 20 yıl önce 2006 yılında Türkiye Barolar Birliği Dergisinde “Siyasal Parti Kongrelerinin Yargısal Denetimi” başlıklı 62 sayfalık kitap boyutundaki uzun makalesinde bu konuyu tartışmıştır. (Ahmet İyimaya, “Siyasal Parti Kongrelerinin Yargısal Denetimi”, TBB Dergisi, Sayı 64, 2006,ss.189-250)
Siyasi partiler seçim yoluyla yasama ve yürütme iktidarını ele geçirmeye çalışırlar. Bu bakımdan demokrasinin, seçimlerin ve siyasetin vazgeçilmez temel kurumlarıdır. Seçme seçilme, fikir, teşkilatlanma ve kolektif özgürlükler siyasi partiler eliyle hayata geçer.
Ahmet İyimaya’nın ifadesiyle:
“Siyasal parti sisteminin gereği gibi işlemediği, kurumsallaşmadığı yapılarda “demokrasi, hukukun üstünlüğü, temel hak ve özgürlükler, iyi yönetim” gibi değerlerin yaşam gerçeğine dönüşmeleri imkansızdır.” (s.189)
Bu bakımdan siyasi partiler siyasetteki yozlaşma, yolsuzluk ve çürüme siyasi partiler üzerinden yürümektedir. Bu çürümenin hem “nedeni” hem de “gösterge”lerinden biri siyasi parti kongreleridir (kurultaylarıdır). Bu bakımdan siyasi partilerin yozlaşma, yolsuzluk, çürümesinin engellenmesi, siyasetin finansmanı ve vatandaşların siyasi hürriyetlerinin garanti alınabilmesi bakımından siyasi partilerin ve kongrelerinin yargı denetimi altına alınması demokrasi ve hukuk devleti açısından hayati derecede ehemmiyetlidir. Yürütme ve yasama faaliyetlerinin yargı denetimi altında olduğu düşünülürse, bu iki erkte iktidar olmak için mücadele eden teşkilatlı bir yapının yargı denetimi dışında bırakılmasının yaratacağı tehlikeler ortadadır.
Ahmet İyimaya uzun incelemesinde şu sonuçlara varıyor:
“Siyasal parti kongrelerinin yargısal denetimi, –nerede ise– yapılmamakta veya yapılamamaktadır. Bu denetimsizliğin nedeni, yürürlükteki hukuktan çok, hukuku uygulayan yargı erki’nin kurallarla paradoks oluşturan konumudur. Seçim süreci dışında kalan kongre sakatlıklarında hem seçim yargısı, hem adli yargı ‘görevsizlik kararı’ vermektedir. Bu durum, yargısal kilitlenmeye yol açmakta parti kongrelerindeki hukuk ve demokrasi yolsuzlukları, ‘kilitlenmenin inşa ettiği kara deliğe’ akıp gitmektedir. Hesap vermeyen veya hesap verme fırsatı yargı tarafından önlenen/ dokunulamaz siyaset kurumundan ‘iyi yönetim, hukukunun üstünlüğü ve demokrasi değerlerine bağlılık’ gibi ‘pozitifler’ beklenemez. Yargısal denetimden bağışık kongre, oligarşinin üremesine takviyeli bir zemin oluşturmaktadır.”
Siyaset, siyasi partilerin ve kongrelerinin hukuk denetimine uzak durmaktadır. Bunda yargının zaman zaman siyasetin üzerinde vesayet kurmanın bir aracı haline gelmiş olmasının yarattığı bir endişe rol oynamış olabilir. Ancak bu endişe, fiilen siyasi partileri denetimsiz ve dokunulmaz hale getirerek siyasetin finansmanı, yolsuzluk ve yozlaşmanın da önünü açabilmektedir. Bu bakımdan siyaset bu endişe ile denetlenmeden kaçacak bir dokunulmazlık alanı da inşa edebilmektedir. Ahmet İyimaya’ya göre, bu problemi mevcut hukuk sistemi içinde aşabilmenin tek yolu, adli yargının bu konudan kaçınan tavrını terk etmesi ve bu alanda bir içtihat üretmesidir.
“Yürürlükteki hukuka ilişmeden (bir değişikliğe gidilmeksizin) uygulamadaki sorunun yegane çözüm şekli, adli yargının yaklaşımını gözden geçirmesi ve Yüksek Yargıtay’ın bu konuda bir ‘içtihat’ oluşturmasıdır. Sorun, tipik görüntüsü içinde ‘içtihadın kurulması için gerekli hukuki alanın tüm özelliklerini bünyesinde taşımaktadır.’ Siyasi partiler hukukunun, parti içi demokrasinin ve siyaset kurumunun köklü temellere kavuşmasında önemli bir dönüm noktası oluşturabilecek böyle bir içtihadı beklemek, bireysel ve toplumsal hakkımızdır. Yargı, örnekleri dönüşüm tarihinin anıtsal sahifelerinde bütün haşmetiyle yaşayan doğal misyonundan kaçamaz, kaçmamalıdır. Demokrasiyi ne devrimler, ne darbeler ve ne de seçkinler kurmuştur. Demokrasi, bu adla iktidar gücünü kullananların hukuksuzluklarına yargının dönüştürücü müdahalelerinin ürettiği tükenmeyen bir meyvesidir. Türk yargısı, kaçınmalarıyla partiler demokrasisini hukuksuzluk ve yolsuzluk açmazında çürütecek bir konumun içinde olamaz, olmamalıdır. “
Ahmet İyimaya’nın bu konuyu yazmasının üzerinden 20 yıl, mutlak butlanla malul CHP Kurultayının üzerinden 3 yıl geçmiş olması ve bu meselenin çok daha uzun bir tarihi olmasına rağmen, siyasetin bu konuda çözüm üretecek bir reformu hayata geçirmediği görülüyor… CHP bu davaya rağmen bu konuda hiçbir teklifte bulunmamıştır. Keza bunca yıldır siyasi partilerden, siyasi parti ve kongrelerinin hukuki denetimindeki boşluğu aşmak için bir teklif gelmemiştir. Kamuoyunun bu konudaki ilgisizliği, siyasi parti ve kongrelerindeki hukuki denetimsizliğin yol açtığı yozlaşma ve çürümenin sebebi haline gelmiştir. Ahmet İyimaya bu bağlamda bir siyaset ve hukuk reformu öneriyor:
“Ülke yönetimine talip bir kuruluşun en yüksek organının yargısal denetiminin, o alanda var olan Yüksek Yargı’ya götürülememesi, kabul edilebilir ve sürdürülebilir bir durum değildir. Siyasi Partiler Hukuku’nu, siyasi partinin denetimden kaçtığı görüntüsü veren inşa kusurlarında ve arızalı normlardan tasfiye etmek gerekir. Bu ise, kapsamlı bir siyaset ve hukuk reformuna bağlıdır.”
CHP kurultayıyla ilgili davada verilen karar, bu bakımdan çok ciddi bir kırılmayı ifade etmektedir. Adli yargı, Ahmet İyimaya’nın ifade ettiği içtihat kapısına doğru yürümektedir. Burada elbette siyasi ve hukuki tartışmalar olacaktır. Bu tartışmaların artık bütün kongre ve seçimler iptal edilebilir diye menfi bir zeminde değil, siyasi parti ve kongrelerin hukuki denetimini sağlayacak bir reform için güçlü bir müspet zemin olarak değerlendirilmesi mümkündür... Demokrasi ve hürriyetler için siyasi partilerdeki yozlaşma ve çürümenin önüne geçecek yargı denetimi ve reform fırsatını değerlendirmek, Türkiye’de demokratik hukuk devletinin gelişmesine hizmet edecektir.






