
İran Savaşı bitti mi yoksa asıl yıkıcı plan masada mı? ABD’de savaşın bir "hezimet" olmadığını aksine İsrail ile birlikte stratejik hedeflerin çoğunun imha edildiğini savunan derin bir kanat var. Hava harekatlarına devam etmekten "İran'ı işgal etmeye" kadar farklı senaryolar var.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 02 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:16 | GDH Haber
28 Şubat 2026’da ABD ve İsrail’in saldırısıyla başlayan İran Savaşı’nın devam edip etmeyeceği, ateşkesin bir barış anlaşmasına dönüp dönmeyeceği farklı senaryolar etrafında tartışılmaya devam ediyor. Dünya ve Türkiye kamuoyu ve medya daha ziyade ABD ve İsrail’in hedeflerine ulaşamaması ve İran direnişinin başarısı üzerine yoğunlaşmış durumda… Ancak İsrail ve ABD’de savaşın başarılı olduğu ve hedeflere ulaşılıncaya kadar devam etmesi gerektiğini düşünen güçlü bir kanadın var olduğunu da unutmamak lazım. Bu kanat savaşın devam etmesi ve savaşın gereklerinin yapılması halinde başlangıçtaki hedeflere ulaşılabileceği fikrinde ısrar ediyor. ABD’deki savaşçı kanadı küçümsememek, sadece Trump’a veya Trump’a yapılan şantajlara indirgememek lazım. ABD’nin Vietnam’dan Irak’a, Sırbistan’dan Venezuela’ya savaşla sonuç almak isteyen kanadını siyasi analiz ve senaryolarda muhakkak dikkate almak icap ediyor.
Raphael S. Cohen İran Savaşının ABD açısından başarılı olduğunu iddia eden tezi ifade eden yazılar kaleme alıyor. Yazılar Foreign Policy’de yayınlandıktan sonra ABD silahlı kuvvetleri için araştırma yapmak için 1946’da kurulan Rand Corperatin sayfalarında yayınlanıyor. Cohen’in
“Trump'ın İran Savaşı Bir Felaket Değil, Bir İkilem” başlıklı yorumunda (https://www.rand.org/pubs/commentary/2026/04/trumps-iran-war-is-a-dilemma-not-a-debacle.html ) savaşın bir bataklığa dönüştüğü; ABD’nin Irak’a, Kore’ye ve Vietnam’a müdahalesine, Rusya’nın Afganistan ve Ukrayna işgallerine benzediği eleştirilerine cevap veriyor. Her savaşın bir ikilem olduğunu ve İran Savaşı’nın bir fiyasko olmadığını ifade ediyor:
“Operasyonel açıdan bakıldığında, savaş oldukça iyi gidiyor: Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail, başlangıçta hedefledikleri şeylerin çoğunu yok ediyor. Operasyonun zorlandığı noktalar, Amerika Birleşik Devletleri'nin seçeneklerinin olmamasından değil, her yolun kendi içinde dezavantajlar barındırmasından kaynaklanıyor. ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik saldırıyı duyururken savaşın dört amacını belirtti : ‘İran'ın füzelerini imha etmek ve füze sanayisini yerle bir etmek’, ‘İran donanmasını yok etmek’, ‘İran'ın nükleer silah elde etmesini engellemek’ ve ‘İran'ın vekil güç ağını zayıflatarak bölgeyi istikrarsızlaştırmasını önlemek’. Savaşın üzerinden bir ay geçtikten sonra, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail bu amaçlardan üçüne doğru önemli ilerleme kaydetti.”
İran’da bir rejim değişikliği olmamış olması, ABD’nin önünde seçenekler olmadığı anlamına gelmiyor. Raphael S Cohen ilk ihtimal olarak ABD’nin savaştan çekilmesi ihtimalini tartışıyor:
“Öncelikle, Amerika Birleşik Devletleri basitçe geri çekilebilir. Bu, fiilen İran'ı Hürmüz Boğazı'nın kontrolünde bırakacak ve İran'ın, zarar görmeden geçmesine izin verdiği birkaç petrol tankerine uyguladığı gibi, deniz trafiğine vergi koymasına olanak tanıyacaktır. Bu, rejime potansiyel olarak yıkıcı amaçlarla kullanabileceği başka bir gelir kaynağı sağlayacaktır. Zamanla İran cephaneliğini yeniden inşa edecek ve soru Amerika Birleşik Devletleri ve müttefiklerinin kendilerini savaştan önceki durumla aynı durumda ne zaman bulacakları olacaktır. Ayrıca, Çin'in Tayvan Boğazı'nı sahiplenmesi gibi, diğer devletlerin de tartışmalı suyollarını sahiplenmesi için tehlikeli bir emsal oluşturacaktır. Yine de Washington, daha fazla askeri eylemin doğasında var olan risklerin bu maliyetlerden daha ağır bastığına karar verebilir. ”
Cohen ABD’nin savaştan çekilmesinin İran’ı tekrar bir tehdit haline gelmesi, Hürmüz Boğazı’nı kontrol ettiği için İran’ın yeniden güçlenmesi, Hürmüz Boğazı örneğinin Çin’in Tayvan ve başka ülkelerin başka boğazlarda aynı şeyi yapması ihtimallerini tahrik etmesi risklerine dikkat çekiyor. ABD bu risklerle askeri harekete devam etmenin maliyetlerini karşılaştırmak, ikilemler karşısında karar vermek zorunda kalacaktır.
İkinci ihtimal:
“İkinci olarak, ABD, İran liderliğinin sonunda müzakere masasına oturacağı varsayımıyla hava harekatına devam edebilir. Bu teori mantıksız değil. İran ekonomisine verilen zararın kapsamlı bir değerlendirmesine ulaşmak zor olsa da, kesinlikle çok büyük . Ve savaş devam ettikçe İran'ın maliyetleri de artıyor. Dahası, İsrail'in düzenlediği saldırılar İran'ın üst düzey komutanlığının büyük bir bölümünü öldürdü ve bu da mevcut liderlere bir anlaşma yapmaları için çok kişisel bir neden verdi. Ve eğer ABD böyle bir anlaşmayı başarıyla zorlarsa, savaş sırasında elde ettiği kazanımların bir kısmını güvence altına alma olasılığı daha yüksek olur. İran'ın fikir değiştirmesini beklerken savaşı uzatmanın dezavantajı maliyettir. Operasyonel olarak, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail kendi mühimmat tedarikleri konusunda endişelenmek zorundadır, ancak İranlılar da aynı şekilde endişelenmelidir. Ayrıca dünya çapında ekonomik bir maliyet de söz konusudur; ancak ekonomik sonuçlar, Avrupa ve Asya ülkeleri üzerinde, kendi ekonomik çıkarları nedeniyle bile olsa, Hürmüz Boğazı'nı gemi trafiğine yeniden açmaya yardımcı olma baskısını artıracaktır. Ve can kayıpları da olacaktır, ancak ABD kayıpları şu ana kadar sınırlı kalmıştır. “
ABD’nin hava harekatlarına devam ederek İran liderliğini müzakere masasına oturmaya zorlaması ikinci bir senaryodur. ABD bu şekilde savaştaki bazı konulardaki başarılarını garanti altına alabilir. Ancak bu senaryoda savaş uzayacağı için maliyetler de artacaktır. ABD’nin mühimmat sıkıntısı, dünyanın ödeyeceği ekonomik maliyet ve şimdiye kadar sınırlı kalan ABD can kayıplarının artması ihtimalleri vardır.
İran Savaşıyla ilgili üçüncü ihtimal, savaşın büyümesidir:
“Son olarak, Amerika Birleşik Devletleri gerilimi tırmandırabilir. İran'ın elektrik şebekesi gibi yeni hedef kategorilerine saldırabilir veya İran topraklarını ele geçirmek için kara birlikleri kullanabilir. Bu, İran'ı bir anlaşma müzakeresine zorlayabilir veya hatta rejimi devirebilir. Bu tür hamleler çatışmayı kısaltabilir veya rejim değişikliğine yol açmaları durumunda kesin bir sonuç sağlayabilir. Ancak kan, para ve istenmeyen sonuçlar açısından daha fazla risk taşırlar. “
ABD, İran’ın elektrik şebekesi başta olmak üzere altyapısına saldırabilir veya kara harekatıyla İran üzerindeki baskıyı artırabilir. Bunun İran’ı ABD tezlerini kabule zorlaması veya rejimin devrilmesine yol açması beklenebilir. Ancak bunun da risk ve maliyeti fazladır.
Cohen bu üç senaryonun da bir felaket olmadığını ve ABD’nin bir bataklığa düşmediğini iddia ediyor.
“Bu üç temel seçenek içinde, birçok olası nüans bulunmaktadır. Ancak asıl nokta, bir aydır süren savaşın bazılarının iddia ettiği gibi bir felaket olmadığı ve Amerika Birleşik Devletleri'nin bir bataklığa saplanmış olmadığıdır. Savaş, İran tehdidini geri püskürtmeyi başarmıştır ve Amerika Birleşik Devletleri'nin ileriye dönük birden fazla yolu vardır. Asıl soru, Washington'ın ne kadar daha risk alması gerektiği ve bunun hangi zaman diliminde gerçekleşeceğidir. Hızlı bir çıkış için bastırabilir ve İran sorununun zamanla geri döneceğini kabul edebilir veya daha kalıcı bir çözüm için bastırabilir ancak bugün daha maliyetli ve muhtemelen daha uzun sürecek bir savaşı kabul edebilir. Bu şüphesiz bir ikilemdir, ancak tüm savaşlar ikilemlerle ilgilidir.“
ABD savaşla İran tehdidin azaltmayı başarmıştır, bunun ötesinde yapacaklarıyla ilgili muhtelif ihtimaller vardır. ABD bu ihtimalleri, riskler ve takvim itibarıyla değerlendirerek karar verebilir. Bu kararlar için de savaşa devam etmek ve kara savaşına dönüştürmek vardır. Bu kararlar ikilemler içinde olması kaçınılmazdır, işin tabiatında bu vardır. Bu ikilemler savaşın felaketle sonuçlandığı ve savaşların bataklık olduğu anlamına gelmemelidir. Cohen’in bu yazısından sonra, İran Savaşı dolayısıyla ABD üzerindeki eleştiriler arttı. Hatta Cohen Trump’ın artan eleştiriler sebebiyle geri adım atmasını ihtimalini tartışan başka bir yazı daha kaleme aldı. Bugün bir ateşkes hali var ama ABD’de savaşı başarılı bulan ve savaşla sonuç alınacağını düşünen kanat, bütün eleştirilere rağmen gücünü muhafaza ediyor. Bu kanadın Trump’tan ibaret olmadığını Kore, Vietnam, Irak, Sırbistan örnekleri bize hatırlatmalı…
Devamını Oku
01 Mayıs 2026 Cuma - 10:35
Devamını Oku
29 Nisan 2026 Çarşamba - 07:13
Devamını Oku
28 Nisan 2026 Salı - 09:51