
Enerji krizinde BAE'nin ezber bozan bir zamanlamayla OPEC'ten ayrılma kararı, taşları yerinden oynatıyor. "Petrol yüksek fiyatta kalsın" diyen Suudi Arabistan'a karşı "ne var ne yok satalım" diyen BAE'nin bu stratejik kopuşu, ABD ve İsrail ekseniyle yeni bir ittifak arayışı mı?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 04 Mayıs 2026 Pazartesi - 11:44 | GDH Haber
İran Savaşıyla Basra körfezinde ortaya çıkan petrol ve doğalgaz üretimi ve nakledilmesi krizi, hem Körfez ülkelerinin hem de OPEC’in kaderini tayin edecek gelişmeleri tetikliyor. BAE’nin daha savaşın akıbet belli olmadan OPEC’ten ayrılma kararı vermesi, bu bakımdan çok manidardır. İran Savaşının Körfez ülkeleri üzerinde yıkım ve işbirliği arayışlarını daha önce tartışmıştık (https://gdh.digital/yazarlar/murat-yilmaz/korfez-ulkelerinde-yikim-ve-yeni-isbirligi-arayislari-ru4huwfut5l ).
İran savaşının Körfez ülkelerinin aralarındaki meseleleri azaltarak ulaştırmayla başlayacak bir ekonomik işbirliğinin kapılarını açması ve zaman içerisinde İran ve İsrail’e karşı güvenlik ve istikrar sağlayacak bir işbirliği zemini oluşması ihtimali ortaya çıkmıştı. Bu arayışların Körfez dışında Türkiye, Pakistan ve Mısır’ın katılmasıyla hem güvenlik ve istikrar hem de hacim kazanması ihtimali mevcuttur. Ancak BAE’nin bu ihtimalden ziyade ABD ve İsrail ile işbirliğini devam ettirecek hatta daha ileri noktalara taşıyacak bir politikayı tercih etmesi ihtimali daha ziyade ağırlık kazanıyor. BAE’nin OPEC’ten ayrılma kararı, bu ihtimalle beraber düşünülmesi gereken bir hamle olarak değerlendirilebilir…
Meselenin Körfezi, yani bölgesel kısmı aşan yönü ise dünyadaki düzensizlik ve kaosun uluslararası kurum ve işbirliklerini aşındırmasının OPEC üzerinden yeni bir örneğinin ortaya çıkmasıdır... Diğer yandan OPEC tartışması, enerjinin dünyadaki jeopolitik depremde ana konulardan biri haline gelmiş olduğunun tekrar altını çiziyor.
Financial Times’n yayın kurulu ortak imzayla BAE’nin OPEC’ten ayrılma kararını yorumladı. 30 Nisan 2026 tarihli “OPEC'in Alacakaranlığı” başlıklı yazı “Birleşik Arap Emirlikleri'nin ayrılması Suudi Arabistan'ı zaten parçalanmış bir karteli bir arada tutmaya çalışmaya itti” tespitiyle başlıyor. (https://www.ft.com/content/a7b57a52-e50b-43cf-940a-2bd34e61979f?syn-25a6b1a6=1 )
OPEC, 14 Eylül 1960’da net petol ihracatçısı olan dünya rezervinin 2(3’ünü elinde tutan ülkeler tarafından kurulmuş uluslararası bir organizasyon. 2016’da petrol piyasasındaki kontrolü arttırabilmek için bu organizasyon dışındaki güçlü petrol ülkelerinin katılımıyla OPEC+ işbirliği formu geliştirildi. Ancak bu ülkeler arasında tam bir anlaşma olduğu söylenemez. Üretim kotaları, fiyat, enerji sektörünün geleceği ve uluslararası anlaşmazlık konuları bu ülkeler arasında da zaman zaman anlaşmazlıklara yol açıyor. Bu anlaşmazlıklar, zaman zaman bazı ülkeleri OPEC’ten ayrılmaya dahi zorlayabiliyor. OPEC ülkelerinin içinde Arap ülkelerinin ağırlığı sayesinde 1973 Arap- İsrail savaşında petrolün İsrail’i destekleyen Batıya karşı bir silah olarak kullanılması hala hafızalardadır. Yeni petrol alanlarını keşfedilmesi, kaya gazının kullanılabilmesinin önünü açan teknolojinin gelişmesi ve enerjide petrol dışı alternatif kaynakların bulunması OPEC’in ağırlığını nispeten azaltsa da, petrol konusunda hala önemli bir gücü temsil etmektedir. BAE’nin ayrılması, OPEC için yeniden tartışmayı başlatacak gibi görünüyor. Financial Times yayın kurulu şöyle diyor:
“Bir zamanlar dünya, OPEC'in gücü karşısında sarsılıyordu. Arap ihracatçıların 1973'te ABD'ye uyguladığı petrol ambargosu, ham petrol fiyatını neredeyse dört katına çıkarmıştı. Petrolün küresel enerji karışımındaki payının azalması ve ABD'deki kaya gazı devrimi ile Kanada, Brezilya ve Guyana gibi ülkelerdeki artan üretim sayesinde OPEC'in dünya üretimindeki payının düşmesi nedeniyle kartelin etkisi uzun zamandır azalıyor. Birleşik Arap Emirlikleri'nin ayrılması, örgütün artık alacakaranlık döneminde olduğu izlenimini veriyor. Ayrıca, ABD-İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaşın enerji piyasalarını ve Körfez'i nasıl yeniden şekillendirdiğini ve savaş sonrası dönemin büyük bir bölümünde dünyaya hakim olan çok taraflı örgütlerin nasıl çözüldüğünü de vurguluyor.”
İran Savaşının, İran’ın nükleer silah potansiyeli veya rejiminin ötesinde, dünya enerji piyasaları ve Körfez ülkelerinin yeniden şekillenmesini etkileyeceği anlaşılıyor. OPEC’in de bu süreçten etkilendiği görülüyor. BAE’nin zaten uzunca bir süredir OPEC ve Suudi Arabistan ile anlaşmazlık içinde olduğu biliniyordu:
“Abu Dabi'nin memnuniyetsizliği daha geniş bir çatışmayı yansıtıyor: Suudi Arabistan gibi petrol fiyatlarını yüksek tutmayı savunan ve bütçesini dengelemek için daha yüksek fiyatları savunmaya çalışan OPEC'in fiili lideri ülkeler ile uzun vadeli talep düşüşünden önce hacimleri ve pazar payını en üst düzeye çıkarmayı tercih eden BAE ve diğer bazı ülkeler arasındaki çatışma... Riyad ve Abu Dabi arasındaki gerilim, Sudan iç savaşında farklı tarafları ve Yemen'deki rakip grupları desteklemeleri nedeniyle bölgesel politikalar konusundaki anlaşmazlıklarla daha da arttı.”
BAE, İran’daki savaşı ve Hürmüz Boğazı krizini OPEC’ten ayrılmak için bir fırsat olarak görüyor… BAE petrolün de içinde yer aldığı fosil yakıtların gelecekte piyasasını kaybedebileceğini düşünerek elindeki rezervi, ucuz da olsa değerlendirmek düşüncesinde… BAE İran Savaşının fosil yakıtlarından uzaklaşmayı tetikleyebileceğini öngörüyor. OPEC zaten zayıflama eğilimindeydi, savaş İran ile Körfez ülkelerini iyice birbirinden uzaklaştırdı… OPEC içindeki anlaşmazlığı parçalanmaya götürebilir.
“Abu Dabi, savaş sonrası bölgesel toparlanma için komşularıyla iş birliğinin hayati önem taşıdığına karar vermiş olabilirdi. Bunun yerine, kendi çıkarlarını ve ABD'nin gözüne girme fırsatını önceliklendirmiş gibi görünüyor (geçen hafta ortaya çıktığı üzere, ABD, savaşın etkilerinden zarar gören BAE ve Körfez müttefiklerine döviz takas hatları sağlamayı düşünüyor ). OPEC'in zayıflaması, Trump yönetimi için bir zafer olarak görülecektir; ancak bu durum daha dalgalı fiyatlara ve piyasada arz fazlasına yol açarsa ABD kaya petrolü zarar görecektir. Körfez ve küresel enerji düzeninin nasıl yeniden şekilleneceği, İran savaşının ne zaman ve nasıl sona ereceğine bağlı olacaktır. Ancak, önemli yedek kapasiteye sahip tek diğer OPEC üreticisi olan BAE'nin fırsatçı bir şekilde piyasadan çekilmesi, Suudi Arabistan'ı kırılgan bir ittifakı bir arada tutmaya çalışan başlıca dengeleyici üretici konumuna getirmiştir. Abu Dabi, rezervlerin atıl varlıklara dönüşmesini önlemek için şu anda üretebildiği tüm enerjiyi pompalamayı tercih etmiştir. Diğer bazı ülkeler de aynı şeyi yapmaya karar verebilir.”
BAE savaş sonrası bölgesel işbirliği yerine, şimdilik ABD (ve İsrail) ile işbirliğini tercih etmiş durumda. Körfez ülkelerinin ve dünya enerji piyasasının yönünün, İran Savaşının ne zaman ve nasıl sona ereceğine bağlı olarak şekilleneceği anlaşılıyor. BAE bunu beklemeden stratejik açıdan riskli bir hamlede bulundu. Bu hamlenin petrol piyasasıyla ilgili kısmını tartıştık ama bu kararın ABD ve İsrail ile ilişkisini dikkate almak gerekiyor. BAE’nin ABD ve İsrail’den bağımsız böyle bir kararı alması ne ölçüde beklenebilir? Bu kararın BAE’nin Suudi Arabistan başta olmak üzere bölge ülkeleriyle zaten var olan anlaşmazlıklarını daha ileri noktalara taşımasının jeopolitik sonuçları ne olabilir? İran savaşından sonra Körfez ülkeleri arasında bir hesaplaşma mı yaşanacak? Savaşın bir çok yeni soruya ve soruna yol açacağı anlaşılıyor…
Devamını Oku
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:16
Devamını Oku
01 Mayıs 2026 Cuma - 10:35
Devamını Oku
29 Nisan 2026 Çarşamba - 07:13