SON DAKİKA:

Türkiye'nin demokrasi sınavında 'maskelerin' düştüğü o gece: 27 Nisan e-muhtırası...Muhtıradan medet uman siyasetçilerden, 'Adım tank olur' diye tehdit savuran gazetecilere kadar geniş bir 'eyyamcı' tablosu.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 30 Nisan 2026 Perşembe - 08:57 | GDH Haber
Türkiye ve dünya gündemi o denli yoğun ki bazen gelişmeleri değerlendirmek için yirmi dört saat bile yetmiyor. Bir tarafta İran sahasında devam eden kırılgan ateşkes, bununla alakalı ortaya çıkan enerji krizinin küresel ölçekte hissedilir hale gelmesi, diğer taraftaysa Ukrayna sahasında dört yıldan bu yana devam eden savaş.
İç siyaset desen hakeza adeta kaynayan kazan misali.
İşte bu yoğun gündeme rağmen ben 27 Nisan 2007 tarihinde zamanın Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt tarafından bir gece Genelkurmay Başkanlığı’nın web sayfasında hükümete dair yayınlanan elektronik muhtıraya yer vereceğim.
Ne olmuştu?
Dönemin hükümeti Cumhurbaşkanı olarak Abdullah Gül’ü aday gösterince güvenlik bürokrasisinin bir üyesi olma dışında hiçbir yetkisi olmayan bir asker cumhurbaşkanı seçilecek kişinin sözde değil özde laik olması gerektiğini her yerde dile getirmeye başlamıştı.
Oysa bir kişinin hangi kriterleri taşıdığında ve hangi prosedürleri tamamladığında cumhurbaşkanı adayı olabileceği yasalar nezdinde belirlenmişti. Demek ki bu yasalar dışında bir de ismi koyulmamış kriterler de varmış ki sonradan öğrendik.
İşte bu tartışmalar devam ederken Genelkurmay Başkanlığı’nın web adresinde bir bildiri yayınlandı.
Bildiri tam metni şöyledir:
Genelkurmay Başkanlığı Basın Açıklaması (27 Nisan 2007)
Türkiye Cumhuriyeti devletinin, başta laiklik olmak üzere, temel değerlerini aşındırmak için bitmez tükenmez bir gayret içinde olan bir kısım çevrelerin, bu gayretlerini son zamanlarda artırdıkları müşahede edilmektedir. Söz konusu çevreler, yer yer devletin kurumlarını da kendi emellerine alet etmeye çalışmaktadırlar.
Özellikle son günlerde;
Son günlerde öne çıkan bir diğer konu ise Cumhurbaşkanlığı seçimidir. Cumhurbaşkanlığı seçimi süreci, laikliğin tartışılması için bir zemin haline getirilmiştir. Bu yaklaşım, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından endişe ile izlenmektedir. Unutulmamalıdır ki, Türk Silahlı Kuvvetleri bu tartışmalarda taraftır ve laikliğin kesin savunucusudur. Ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetleri yapılmakta olan tartışmaların ve olumsuz yorumların tam merkezindedir.
Türk Silahlı Kuvvetleri, bu niteliklerin korunması için yasalarla kendisine verilen açık görevleri eksiksiz yerine getirme konusundaki sarsılmaz kararlılığını muhafaza etmektedir. Bu kararlılığın derecesinden kimsenin şüphe duymaması gerekir.
Özetle, Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün, 'Ne Mutlu Türküm Diyene!' anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır.
Türk Silahlı Kuvvetleri, bu niteliklerin korunması ve kollanması görevini yerine getirmekte her zaman olduğu gibi bugünde azimlidir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur
Nasıl ama?
Kaleme alanın ve yayınlayanın dünyadan bihaber ve cehalet ehli olduğu açıkça anlaşılan bu bildiri sonrası dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ısrarlı aramalarına rağmen Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’a tam 14 saat ulaşamamıştır.
Bugün tüm coğrafyamızda adeta kahramanlık destanı yazan kahraman ordumuzu şimdilerde 'kâğıttan kaplan' diye nitelendiren isimlerin bir ülkenin askeri bürokrasisinin başındaki zatın 14 saat boyunca telefonlara çıkmayışına dair bugüne kadar tek kelam etmemişlerdir.
Ertesi sabah hükümetin bu meydan okuma karşısında daha önceleri yapıldığı gibi istifa edeceğini düşünülürken, hükümet sözcüsü Cemil Çiçek demokrasilerde silahlı gücün konumunu hatırlatan açıklaması ile karşı karşıya kalmıştır.
Bu Türkiye siyasi tarihinde bir ilk olmuş ve muhtıraya karşı seçilmiş siyaset dik durarak darbeci zihniyete adeta haddini bildirmiştir.
Bu yazıda asıl arşiv niteliğinde kayda geçmesini istediğim husus ise bambaşkadır. Bugünlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yönetim biçimini otoriter bulan, demokrasi konusunda meydanlarda ve ekranlarda üfürdüklerinde toz bırakmayanlar bakın o gün bu darbe bildirisi karşısında ne demişler.
Sözde demokrat, özde darbeciler
Daha nice örnekler verilebilir lakin bu tabloya baktığımızda bu türden tüm isimlerin zoraki demokrat gözüktüklerini, şartlar aynı şekilde tekrar ettiğinde aynı darbeci karşılığı vereceklerinden kimsenin şüphesinin olmaması lazım.
Bu yüzden bu sözde demokrat özde eyyamcı ya da darbeci zihniyetli isimleri unutmayın, unutturmayın yoksa unutulan darbeler tekrar eder.
Devamını Oku
23 Nisan 2026 Perşembe - 12:18
Devamını Oku
17 Nisan 2026 Cuma - 10:09
Devamını Oku
09 Nisan 2026 Perşembe - 13:04