Bunama riskini artırıyor! Ne az ne fazla: İdeal uyku süresi belli oldu

Uzmanların dikkat çektiği yeni araştırma, Demans (bunama) riskini azaltmada gece uykusunun süresinin kritik rol oynayabileceğini ortaya koydu. Özellikle hangi uyku süresinin koruyucu etkili olabileceği ve yaşam alışkanlıklarının riski nasıl etkilediği merak konusu oldu.

0:00

--:--

Son Güncelleme: 29.04.2026 - 15:06

NSosyal Logo
Bunama riskini artırıyor! Ne az ne fazla: İdeal uyku süresi belli oldu

İdeal uyku süresi belli oldu

  • York University tarafından yapılan araştırma, demans riskini en düşük seviyede tutan ideal gece uykusu süresinin 7-8 saat olduğunu ortaya koydu.
  • Çalışmaya göre, gecede 7 saatten az uyumak demans riskini yüzde 18, 8 saatten fazla uyumak ise yüzde 28 oranında artırıyor.
  • Günde 8 saatten fazla oturmak ve yetersiz fiziksel aktivite de demansla ilişkilendirilirken, uyku kalitesine dair aşırı takıntının (ortosomnia) düzeni bozabileceği uyarısı yapıldı.

Uyku süresi ile demans riski arasındaki ilişkiye dair yeni bir araştırma dikkat çekti. Kanada’daki York University araştırmacılarının yürüttüğü çalışma, ideal gece uykusu süresinin hem bilişsel sağlık hem de ilerleyen yaşlarda ortaya çıkabilecek riskler açısından kritik olabileceğini ortaya koydu. Bulgular, yalnızca uyku süresinin değil günlük hareket düzeyi ve hareketsiz geçirilen zamanın da risk üzerinde etkili olabileceğini gösteriyor.

Demans riskini azaltmak için ideal uyku süresi açıklandı

Araştırmacılar; fiziksel aktivite düzeyi, oturarak geçirilen süre ve gece uykusu süresi olmak üzere üç temel yaşam tarzı faktörünü birlikte analiz etti. Hesaplamalara göre her gece 7–8 saat uyku, demans riskinin azaltılmasıyla ilişkili en ideal süre olarak öne çıktı.

Çalışmada özellikle bu sürenin altına düşen veya üzerine çıkan uyku alışkanlıklarının risk artışıyla bağlantılı olabileceği vurgulandı.

Az uyku da fazla uyku da riskle ilişkili

Araştırmanın sonuçlarına göre:

  • Gecede 7 saatten az uyku, demans riskinde yüzde 18 artış
  • Gecede 8 saatten fazla uyku, riskte yüzde 28 artış

ile ilişkilendirildi.

Bu nedenle uzmanlar, yalnızca uyku süresinin uzunluğuna değil dengeye dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyor.

Hareketsiz yaşam tarzı da etkili olabilir

Araştırmada dikkat çeken bir diğer unsur ise günlük hareket düzeyi oldu. Bulgulara göre:

  • Günde 8 saatten fazla oturmak
  • Haftada 150 dakikadan az fiziksel aktivite

demans riskiyle bağlantılı yaşam tarzı faktörleri arasında yer aldı.

PLOS One dergisinde yayımlanan çalışmada araştırmacılar değerlendirmelerinde şu ifadeleri kullandı:

“Düzenli fiziksel aktivite, hareketsiz kalma süresinin azalması ve yeterli gece uykusu (yedi ila sekiz saat) demans riskinin azalmasıyla ilişkili olabilir. Demansın önlenmesi veya geciktirilmesinde bunlar değiştirilebilir faktörler olabilir.”

Uyku neden bu kadar önemli?

Bilim dünyasında uykunun kesin işlevi hâlâ tam olarak açıklanabilmiş değil. Ancak farklı görüşlere göre uyku:

  • Beyin hücrelerinin enerji dengesini yenileyebilir
  • Vücuttaki atık maddelerin temizlenmesine yardımcı olabilir
  • Hafızanın güçlenmesini destekleyebilir

Bu nedenle uyku, yalnızca dinlenme değil aynı zamanda bilişsel sistemin korunması açısından da kritik görülüyor.

“8 saat kuralı” herkese uymayabilir

Toplumda yaygın olarak kabul gören “8 saat uyku” önerisinin herkes için geçerli olmadığı da vurgulanıyor. Uzmanlara göre bireysel uyku ihtiyacı büyük ölçüde genetik özelliklere bağlı olarak değişebiliyor. Bununla birlikte yeterli uyku süresinin genel sağlık üzerindeki etkisi tartışılmaz kabul ediliyor.

Uyku takıntısı yeni bir risk: ortosomnia

Son yıllarda uyku takibi yapan dijital cihazların yaygınlaşmasıyla birlikte “mükemmel uyku” arayışı da arttı. Bu durum literatürde ortosomnia olarak tanımlanıyor.

Uzmanlara göre uyku kalitesini aşırı kontrol etmeye çalışmak ironik biçimde uyku düzenini bozabiliyor.

Uykuyu yöneten iki temel sistem var

Uyku düzeni iki biyolojik mekanizma tarafından kontrol ediliyor:

Sirkadiyen ritim:

Yaklaşık 24 saatlik biyolojik döngüyü belirler. Bu nedenle bazı kişiler sabah erken saatlerde daha enerjik olurken bazıları gece geç saatlere kadar aktif kalabiliyor.

Homeostatik uyku baskısı:

Uyanık kalınan süre arttıkça artan biyolojik uyku ihtiyacını ifade eder.

Pennsylvania Üniversitesi kronobiyoloğu Amita Sehgal’e göre bu iki sistem çoğunlukla birlikte çalışsa da zaman zaman uyumsuz hale gelebiliyor. Bu nedenle yoğun uykusuzluk durumunda saatten bağımsız şekilde uyuma isteği ortaya çıkabiliyor.

Kaynak:

GDH Haber

GDH uygulamasını indir,

gelişmelerden anında haberdar ol!

Loading Spinner