Türk siyasetinde lider üretememe sorunu bilindik bir sorun. Muhafazakar camiada Cumhurbaşkanı Erdoğan var. Tartışılmaz, rakip olunamaz bir durumda. Erdoğan varken liderlik iddiasıyla ortaya çıkmak bir siyasi intihardır.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 10 Kasım 2025 Pazartesi - 20:38 | GDH Haber
Türkiye Kalkınma Planı lansmanı - gdh
Masa başında yazdıklarımızın en azından yarısından fazlası sahada oluşmuyorsa tekrara düşmek, halktan kopmak, subjektif kalmak zorunlu hale geliyor. Bu nedenle çağırıldığım her yere gitmek, çevremde olan her şeye duyarlı olmak ve bunları sizlere anlatmak için gayret gösteriyorum.
Geçtiğimiz Cuma AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir ile sabah kahvaltısında bir grup gazeteci ile buluştuk.
Cumartesi günü de Saadet Partisi ve Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi’nin (ESAM) davetiyle “Türkiye Kalkınma Planı” lansmanına katıldım.
Kendisi genç, meraklı, istişareye önem veren birisi. Daha önceki görevi olan Bağcılar Belediye Başkanlığı sırasında da bunu gözlemlemiştim. Birçok şey anlattı, sorulara cevap verdi ama dikkatimi asıl çeken husus, bizleri uzun uzun dinledi ve notlar aldı.
AK Parti İstanbul ilçe başkanlıklarında yaşanan değişiklikleri sorduk. Kendisi göreve gelmeden önce 19 ilçe başkanının değişikliğinin kararlaştırıldığını, birçoğunun yapıldığını, geldikten sonra da bu sürecin tamamlandığını söyledi. Ancak 20 ilçe başkanı için alınan devam kararı ile birlikte değişen mevcut başkanların da performanslarını izleyince Abdullah Bey daha kapsamlı bir revizyon yapmak istemiş. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da aslında yakın zamanda değişimler yapıldığı için biraz çekinerek sormuş, “Sayın Cumhurbaşkanım biz bu süreçte koşacağız, mevcut durumdan ötürü çok hızlı koşacağız ve aramızda yorulanlar olacaktır. İzninizle 39 ilçeyle ilgili çalışma yapmak lazım” demiş. Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan gelen yanıt tek kelimelik ve net olmuş, “Geciktirme.”
Abdullah Özdemir, “Hızlıca değişimler yapmak gerekiyordu, yapıldı. Bizzat desteklediğim ve önerdiğim, ilçe başkanı olmuş olan başkanımızın bile değişimini gerçekleştirdik. Çünkü bizim bir an bile yorulmaya hakkımız yok” dedi.
Sahada durumunu her geçen gün daha iyiye gittiğini, partilerine duyulan güvenin devam ettiğini söyleyen Özdemir, “Ekonomide istenen hedeflere ulaşılırsa, enflasyonla mücadelede istenen neticeler alınırsa, kira fiyatlarında yeni konutlarla birlikte iyileşme eğilimi olursa inanın ki bize karşı başka sıkıntısını söyleyen vatandaş kalmıyor. Her konuda Cumhurbaşkanımızın ve hükümetimizin icraatları ile iftihar eden bir İstanbullu var. Ama işin anahtarı ekonomi” diye konuştu.
Yaz başında yapılan ankete göre yüzde 3’lük bir yükselişin olduğunu söyledi Abdullah Özdemir.
“İddianameler etkili oluyor mu?” sorusuna da yanıt verdi Özdemir. İddiaların iddianame haline gelmesiyle tabanlarda kemikleşmelerin olduğu gerçeğini atlamamakla beraber aradaki seçmenin iddianamelerle birlikte etkileneceğini düşündüğünü söyledi.
Özdemir’in şu sözleri herhalde en fazla dikkatimi çeken kısımlardı:
“İlçeler kendini ayakta tutabilmek için üyelere ek aidatlar yazmaya, parayla yaptırılan işlerden vazgeçip teşkilat içinden çözümler bulmaya, ekonomik gücü olanları daha çok zorlamaya başladı. Açık konuşmak gerekirse şu an sahada koşturan nesil AK Parti iktidarı ile büyümüş bir nesil olduğu için önceki neslin çektiklerini çok çekmemişti. Ama şunu söyleyebilirim. İstanbul’da muhalefet olmak teşkilata yeni bir ruh kattı.”
Ülkenin dört bir yanına fabrikalar kurmaktan, neoliberal politikaların iflasını reel ekonomik yatırım hedefleriyle göstermekten, yer altı kaynaklarını katma değerli işlemekten, robot askerler üretmekten, geleceğin enerjisini bugünden oluşturmaktan, silikon vadisi kurmaktan, faizsiz bir teşvik sistemiyle bunları gerçekleştirmekten, dış ticaret fazlası vermekten ve 2 buçuk milyon istihdam yaratmaktan bahseden uzun bir sunumun tamamını dinletmek bence projeleri hazırlamaktan daha zor. Ama Mahmut Arıkan dinletti.
Cem Yılmaz’ın Ata Demirer’in stand up gösterilerinde kullandığı mikrofonlardan kullanan, her kelimesini görsellerle destekleyen, anlattığı konuya inandığını gösteren, genç, uzun boylu, yeni neslin kavramları ile kendi partisinin yarım asırlık söylemlerini adeta cem eden bir genel başkan gördüm. Aşırı dinamik oluşunun kanıtı yalnızca o sunum değildi. Sunumu yaptı, ardından toplantısını yaptı ve Rize’ye yola çıktı. Ben sunumdan sonra İstanbul’a döndüm ve pestilim çıkmıştı. Sadece gelip dinlemiştim.
Türk siyasetinde lider üretememe sorunu bilindik bir sorun. Hele solun hali bu konuda çok daha kötü. Uzun yıllardır lider olmayan genel başkanlar ve sinyalcilerin elinde kitlelerini boş umutlarla oyalıyorlar. Muhafazakar camiada tabii ki Cumhurbaşkanı Erdoğan var. Tartışılmaz, rakip olunamaz bir durumda. Erdoğan varken bir liderlik iddiasıyla ortaya çıkmak, ona karşı olan blokta siyaset yapmak bir siyasi intihardır. Bunun en bariz kanıtı Altılı Masa sürecidir ve orada yer alanların sonralarıdır. Bundan sonraki ilk kanıtı da Fatih Erbakan olacak gibi duruyor. Bu nedenle özellikle AK Parti içinde bu meseleleri açan kaybedecektir. Seçim sathında da Erdoğan karşısında oluşacak bloklara yanaşanlar kaybedecektir. Ancak kendi partisinde, yaptığı iş kolunda, bakanlığında, belediyesinde başarılı olanlar, yeni nesli yakalayanlar gelecekte bu bayrağı taşımaya namzet olacaklardır.
Partisinin genel başkanı olan Arıkan’ın kitlesi ile konuştuğumda parti geleneğine uygun biçimde içerde liderleştiğini hemen anladım. Dinamizmiyle yeni dönemde önemli bir aktör olacağına da eminim. Ama liderlik iddiasını ne zaman, nerede kullanacak? Mahallesinin çapını nerede görecek? Türk siyasetini CHP’nin sıkıştırdığı Erdoğancılar ve Erdoğan karşıtları siyasetsizliğinde doğru olanı yapabilecek mi? “Bizim camia” lafını ülkenin yüzde 1’ine, 2’sine mi sıkıştıracak yoksa yüzde 60’ını kendi camiası mı kabul edecek? Bunları göreceğiz.
Devamını Oku
31 Mart 2026 Salı - 08:47
Devamını Oku
27 Mart 2026 Cuma - 08:25
Devamını Oku
24 Mart 2026 Salı - 08:25