Balfour Deklarasyonu’ndan Irgun'un terör eylemlerine, Britanya Mandası’ndan 1948 savaşına uzanan süreçte Filistin’de yaşananlar… Göçler, paramiliter örgütler, diplomasi ve savaşlarla şekillenen tarihsel kırılmayı inceliyoruz.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 14 Mayıs 2026 Perşembe - 11:42 | GDH Haber
Bugün İsrail devletinin kuruluşunun yıl dönümü. 14 Mayıs 1948’de David Ben-Gurion tarafından Tel Aviv’de bağımsızlık ilan edildiğinde, Ortadoğu’nun siyasi dengesi tamamen değişti. Ancak İsrail’in kuruluş süreci yalnızca diplomatik kararlarla değil; göç hareketleri, silahlı örgütler, İngiliz mandası, paramiliter çatışmalar ve büyük bir nüfus krizinin iç içe geçtiği uzun bir tarihsel sürecin sonucuydu.
19. yüzyılın sonlarında Avrupa’da yükselen milliyetçilik ve antisemitizm, modern Siyonizm hareketinin ortaya çıkmasına yol açtı. Theodor Herzl öncülüğündeki hareket, Yahudiler için Filistin’de ulusal bir yurt kurulmasını savunuyordu. O dönem Filistin, Osmanlı Devleti’nin bir parçasıydı ve nüfusun büyük çoğunluğu Arap Müslümanlardan oluşuyordu.
1880’lerden itibaren bölgeye Yahudi göçleri başladı. Ancak kırılma noktası, I. Dünya Savaşı sırasında geldi. 1917’de Britanya hükümeti tarafından yayımlanan Balfour Declaration, Filistin’de “Yahudi ulusal yurdu” kurulmasını desteklediğini açıkladı. Savaş sonrası Osmanlı’nın bölgeden çekilmesiyle Filistin, Britanya Mandası altına girdi.
1920’ler ve 1930’larda Avrupa’dan Filistin’e yoğun Yahudi göçü yaşandı. Özellikle Nazi Almanyası’nın yükselişi ve II. Dünya Savaşı sırasında yaşananlar, göçleri daha da hızlandırdı. Bu süreçte Yahudi yerleşimleri büyürken Arap toplumuyla gerilim de hızla arttı.
Filistin’deki Yahudi toplumuna devlet kuracak altyapıyı sağlamak amacıyla çeşitli silahlı terör örgütleri kuruldu. Bunların en büyüğü Haganah idi. Ancak zamanla daha radikal örgütler de ortaya çıktı. Bunlardan biri Irgun oldu.
Irgun, Britanya yönetimine ve zaman zaman Arap sivillere yönelik saldırılarla adını duyurdu. 1946’da Kudüs’teki King David Hotel Bombing saldırısında onlarca kişi hayatını kaybetti. Örgütün liderlerinden Menachem Begin ise yıllar sonra İsrail başbakanı olacaktı.
1947’de Birleşmiş Milletler, Filistin’in Arap ve Yahudi devletleri olarak bölünmesini öneren planı kabul etti. Yahudi tarafı planı kabul ederken Arap tarafı reddetti. Gerilim kısa sürede iç savaşa dönüştü.
Ve 14 Mayıs 1948…
Britanya Mandası sona ererken David Ben-Gurion, İsrail devletinin kurulduğunu ilan etti. Ertesi gün Mısır, Ürdün, Suriye, Irak ve Lübnan orduları bölgeye girdi. Böylece ilk Arap-İsrail savaşı başladı.
Savaşın sonunda İsrail yalnızca varlığını korumadı; Birleşmiş Milletler planında kendisine ayrılandan daha geniş toprakları kontrol etmeye başladı. Bu süreçte yüzbinlerce Filistinli evlerinden ayrıldı veya ayrılmak zorunda kaldı. Filistinlilerin “Nekbe” yani “Büyük Felaket” olarak adlandırdığı süreç de böyle başladı.
Bugün İsrail’in kuruluşu; bazıları için bir bağımsızlık hikâyesi, bazıları için ise yerinden edilme ve kayıp anlamına geliyor. Ancak tartışmasız gerçek şu ki, Filistin’de Yahudi devletinin kuruluşu yalnızca bir diplomatik karar değil; silahlı terör eylemlerinin, büyük göçlerin, küresel siyasetin ve savaşların şekillendirdiği tarihsel bir kırılmaydı.
Devamını Oku
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 10:55
Devamını Oku
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 11:25
Devamını Oku
26 Nisan 2026 Pazar - 10:46