SAHA EXPO 2026’da oluşan milyarlarca dolarlık değer, 81 ilde kurulacak drone üretim ve eğitim merkezleriyle gençlere yatırım olacak. Amaç sadece teknoloji üretmek değil; adaleti, merhameti ve yerli vizyonu taşıyan yeni bir “Teknoloji Kuşağı” inşa etmek.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 10 Mayıs 2026 Pazar - 00:00 | GDH Haber
Dünya, uzun süredir alışık olduğu serbest ticaret illüzyonundan sert bir şekilde uyanırken, 'gümrük savaşları' ve 'korumacılık' küresel güç mücadelesinin yeni cepheleri haline geldi. Küresel belirsizliklerin giderek arttığı ve dünyanın teknolojik egemenlik mücadelesine evrildiği bu kritik eşikte, ülkemiz varoluşsal bir mücadele veriyor. İşte bu zorlu konjonktürde, milli üretim kapasitesi artık sadece ekonomik bir tercih değil, devletlerin bekası için hayati bir "dayanıklılık testi" ve kaçınılmaz bir zorunluluktur.
"Teknolojiye Hükmet, Geleceği Şekillendir" sloganıyla bu yıl görkemli bir başarıya imza atan SAHA EXPO 2026, sadece bir fuar değil; tam bağımsızlık ülküsü yolunda gece gündüz demeden, sürekli ve durmaksızın çalışan adanmış bir neslin sarsılmaz iradesinin en somut tezahürüdür. Kendi standartlarını bizzat inşa eden ve artık dünyayı izleyen değil, tüm dünyanın gıptayla izlediği bir organizasyon haline gelen SAHA İstanbul, küresel ekosisteme vurduğu bu devasa mühürle adını tarihe yazdırmıştır. Ortak aklın teknolojiyle harmanlandığı bu vizyoner organizasyon, köklü bir zihniyet devrimini başlatırken dünyanın yeni denklemini de tüm gerçekliğiyle gözler önüne sermiştir.
Türkiye’nin bölgesel ve küresel denklemde artan ağırlığı
Türkiye, son yıllarda sadece kendi sınırlarını koruyan bir ülke olmaktan çıkarak, bölgesindeki ve küresel satranç tahtasındaki en kritik oyun kuruculardan birine dönüşmüştür. Etrafımızı saran jeopolitik krizler, enerji koridorlarındaki gerilimler ve konvansiyonel tehditler karşısında Türkiye; kendi ürettiği yüksek teknoloji savunma sistemleriyle sahada denge sağlayan, krizlerin çözümünde inisiyatif alan ve diplomatik gücünü askeri caydırıcılığıyla pekiştiren ana aktör konumundadır. Bugün Kafkaslardan Kuzey Afrika'ya, Karadeniz'den Orta Doğu'ya kadar uzanan geniş coğrafyada Türkiye'nin varlığı, istikrarın ve güvenliğin teminatı olarak görülmektedir. "Yumuşak gücü" ile "sert gücünü" Milli Teknoloji Hamlesi şemsiyesi altında başarıyla harmanlayan bu yeni stratejik duruş, Türkiye'nin artık başkalarının kurallarına uyan değil, masada ve sahada o kuralları bizzat yazan bir bölgesel lider olduğunu tüm dünyaya kanıtlamaktadır.
Manifestoların ötesi: Dijital sömürgeciliğe karşı 20 yıllık öngörü
Geçtiğimiz günlerde küresel veri ve savunma şirketi Palantir'in dünya gündemine oturan 22 maddelik manifestosu, aslında yeni harbin ve egemenliğin sınırlarının yazılımlar, algoritmalar ve askeri yapay zekâ üzerinden çizildiğini ilan ediyordu. Bu manifestonun ortaya koyduğu teşhisler son derece doğru; dünya bugün, hissiz algoritmaların ve devasa dijital tekellerin gölgesinde bir belirsizliğe doğru sürükleniyor. Ancak Batı dünyasının yeni idrak edip manifestolara döktüğü bu teknolojik kırılmayı Türkiye, tam 20 yıl öncesinden öngörmüş ve stratejik önlemlerini almıştı. Zira tasarımı ve algoritması bize ait olmayan her teknolojinin bizi yeni dünya düzeninin birer dijital sömürgesi yapacağı gerçeğiyle çoktan yüzleşmiştik. Türkiye, küresel derebeylerine bağımlı kılan bir "tekno-feodalizme" sürüklenmeye itiraz etti. Çünkü algoritması ve verisi başkasına ait olan bir düzende, tam bağımsız bir egemenlikten değil ancak dijital bir esaretten söz edilebilirdi. Bugün ulaştığımız noktada Türkiye; başkalarının algoritmalarına veri sağlayan pasif bir "kullanıcı" olmaktan çıkmış, kendi ekosistemini inşa ederek teknolojiye hükmeden, sınırları aşan ve bağımsız egemenliğini dijital kodlarla da güvence altına alan bir oyun kurucuya dönüşmüştür.
Beklentileri aşan kapanış tablosu: Sahadaki somut gerçekler
Fuar öncesinde konulan hedefler oldukça iddialıydı, ancak kapanış toplantısında kamuoyuna duyurulan nihai veriler, SAHA EXPO'nun artık kendi sınırlarına bile sığmadığını gösteriyor. Rakamlar, bu vizyonun nasıl tarihi bir gerçeğe dönüştüğünü çok net ortaya koyuyor:
Rakamların ötesinde: Açıklanan nihai ihracat rekoru
Tehditlerin arttığı bu dönemde, savunma bütçemiz stratejik bir gereklilik olarak 36 milyar doları aşarken, bütçe içindeki ithalat payı da giderek azalıyor. 2000’lerin başında %20’lerde olan yerlilik oranımız, Milli Teknoloji Hamlesi’nin itici gücüyle %83’e ulaştı.
Ancak SAHA EXPO 2026'nın Türk ekonomisine ve savunma sanayisine vurduğu asıl büyük mühür, kapanışta açıklanan rekor anlaşma hacmi oldu. Fuarın açılışında telaffuz edilen hedefler öylesine büyük bir ivmeyle aşıldı ki; kapanış verilerine göre fuarda tam 182 anlaşma imzalanarak toplam 8 milyar dolarlık dev bir işlem hacmine ulaşıldı. Üstelik 8 milyar dolarlık bu tarihi ihracat rakamına, fuarın henüz ilk 3 gününde ulaşılması sektördeki dinamizmin en büyük kanıtı oldu.
Belki de fuarın en çarpıcı özeti, kapanış değerlendirmelerinde gizliydi. ASELSAN Genel Müdürü'nün de vurguladığı gibi; daha önce bize ambargo dahi uygulamış ülkelerin bugün birlikte "ne yapabiliriz" diye SAHA'ya gelmiş olması, geldiğimiz noktayı ve gücümüzü tescilledi. Bu durum, Türkiye'nin savunma sanayisinde artık takip edilen ve trend belirleyen bir ülke olduğunun en somut göstergesiydi. Ayrıca önümüzdeki kısa vadeli ufuk çizgisi de netleşti: Savunma ihracatında 11 milyar dolar barajını aşarak dünyada ilk 10 ülke arasına adımızı yazdırmak.
Geleceğin doktrini ve yeni "Teknoloji Kuşağı"
Modern harpte teknolojinin ve özellikle dron kullanımının merkeziliğini kavrayan Türkiye, sahadaki otonom sistem değişiminin şahidi değil, en güçlü öncülerinden biridir. Fuarda en çok ilgi gören FPV Dron ve UGV Mücadele alanları, inovasyonun somutlaştığı ve modern savunma doktrininin sergilendiği ana merkezler oldu.
Fakat elde edilen bu eşsiz başarıyı taçlandıran asıl unsur, bu milyarlarca dolarlık değerin nereye gideceğidir. Fuar sonrası planlamalara göre; en büyüğü İstanbul’da olmak üzere 81 ilimizin her birinde gençlerimiz için drone üretim ve eğitim merkezleri kurulacak. Buradaki temel amaç sadece teknoloji üretmek değil, adaleti savunan, merhameti yaşatan ve bu teknolojiyi geliştirecek yeni bir "Teknoloji Kuşağı" inşa etmektir.
Milli Teknoloji Hamlesi; kâr hırsıyla değil, fırsat eşitliğiyle, insan odaklı yükselen bir idealdir. Rakamların ve rekorların ötesinde SAHA EXPO 2026, Türkiye’nin özgüveninin, ortak umutlarımızın ve insanlığı yeniden kendi değerleriyle buluşturma iddiamızın dünyada yankılanan adıdır.
Devamını Oku
03 Mayıs 2026 Pazar - 00:00
Devamını Oku
26 Nisan 2026 Pazar - 02:12
Devamını Oku
20 Nisan 2026 Pazartesi - 22:45