Gençlik yaş değil, iddiadır. Konforla değil, bedel ödeyerek büyür. Bekleyen değil harekete geçen, tüketen değil üreten kazanır. Bahane değil çözüm üretenler dünyayı değiştirir. Soru şu: İzleyenlerden mi olacaksın, yoksa yön verenlerden mi?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 20 Nisan 2026 Pazartesi - 22:45 | GDH Haber
Her çağ, kendi gençliğiyle imtihan olur.
Bugünün dünyası ise belki de en zor sorusunu soruyor:
Yol nereye?
Yönünü yitirmiş, hedeflerini sürekli erteleyen, gayesini belirsizliğe terk eden bir gençlik tablosu giderek belirginleşiyor; kalabalıkların ortasında yalnızlaşan, bilgiye hiç olmadığı kadar kolay ulaşmasına rağmen onu hikmete dönüştüremeyen, hızın cazibesine kapılıp derinliği kaybeden, anlık hazların peşinde savrulurken hazzın doyumsuzluğuna hapsolan, nefsin yönlendirdiği bir hayatın içinde kendi iradesini zayıflatan bir nesil… Bu yalnızca bireysel bir zayıflık değil; aynı zamanda çağın genç zihinler üzerinde bıraktığı derin bir yön kaybının ifadesidir.
Ancak bütün bu tabloya rağmen umutsuzluğa yer yok. Çünkü aynı gençlik, doğru bir istikametle buluştuğunda çağını değiştirecek potansiyele de sahiptir. İçinde bulunduğu savrulmayı fark eden, iradesini yeniden kuşanan, nefsine değil hedeflerine yönelen bir genç; yalnızca kendi hayatını değil, toplumun kaderini de dönüştürebilir. Bu yüzden mesele kaybolan bir nesil değil; yönünü bulmayı bekleyen büyük bir imkândır.
Dünya büyük bir dönüşümün içinde. Savaşlar artık sadece topraklar için değil; zihinler için veriliyor. Ahlaki sınırlar giderek silikleşiyor. Güç, çoğu zaman haklılığın önüne geçiyor. Gösteriş, hakikatin yerini alıyor. Değerler, hızla aşınıyor.
Böyle bir dünyada en büyük ihtiyaç nedir biliyor musunuz?
Yönünü bilen bir gençlik.
Sadece kendi hayatını değil; çağını da anlayan, sadece kazanmaya değil; inşa etmeye odaklanan, sadece tüketen değil; üreten bir gençlik…
Çünkü bu dünya, hazır olanları değil; hazırlananları ödüllendirir.
Bugün gençlerin önünde sayısız imkân var. Ama aynı zamanda sayısız dikkat dağıtıcı da var. Kolay olanın cazibesi, zor olanın değerini gölgede bırakıyor. Hızlı başarı hikâyeleri, uzun emek süreçlerini görünmez kılıyor.
Oysa gerçek başarı, görünmeyen saatlerde saklıdır.
Gecenin sessizliğinde, kimsenin görmediği bir çabada…
Tekrar tekrar denemekte, vazgeçmemekte, sabretmekte…
Hiçbir büyük ideal, konfor alanında inşa edilmemiştir.
Albert Einstein’ın şu sözü tam da burada anlam kazanır:“Başarılı bir insan olmaya değil, değerli bir insan olmaya çalışın.”
Çünkü mesele yalnızca bir yerlere gelmek değil; o yolda neye dönüştüğünüzdür.
Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurur:“İki nimet vardır ki insanların çoğu onların kıymetini bilmez: Sağlık ve boş vakit.”
Bugün gençliğin elinde her iki nimet de var.
Ama mesele sahip olmak değil; o nimeti nasıl kullandığını bilmektir.
Zamanını yönlendiremeyen, hayatını da yönlendiremez.
Necip Fazıl Kısakürek’in gençliğe seslenişi bugün hâlâ yankılanıyor:“Zaman bendedir ve mekân bana emanettir!” şuurunu taşıyan bir gençlik…
Bu sadece bir cümle değil; bir sorumluluk çağrısıdır.
Kendi zamanının farkında olan, bulunduğu mekânın hakkını veren bir gençlik…
İşte ihtiyaç duyulan budur.
Gençlik, yalnızca bir yaş aralığı değildir.
Gençlik, bir iddia hâlidir.
Bir şeyi değiştirebileceğine inanmak…
Daha iyisini inşa edebileceğini bilmek…
Ve bunun için bedel ödemeyi göze almak…
Bugün dünyanın ihtiyacı olan şey, konforuna düşkün bireyler değil; idealleri uğruna yorulmayı göze alan insanlardır.
Hazıra konan değil, üreten…
Bekleyen değil, harekete geçen…
Bahane üreten değil, çözüm arayan…
Unutulmamalıdır ki büyük dönüşümler, büyük hayallerle başlar.
Ama o hayalleri gerçeğe dönüştüren şey, disiplindir.
Çalışmadan, yorulmadan, bedel ödemeden hiçbir şey inşa edilemez.
Ve hiçbir millet, çalışmadan yükselmez.
Bugün eğer değerler aşınıyorsa, bunun karşısına dikilecek olan da yine değerli bir gençliktir.
Şimdi yeniden soralım:
Yol nereye?
Eğer yönünüz yoksa, her yol sizi kaybettirir.
Ama bir idealiniz varsa, en zor yollar bile sizi hedefinize taşır.
Bu çağ, güçlü olanı değil; hazırlıklı olanı ayakta tutacak.
Ve hazırlık, bugünden başlar.
Bu dünyanın daha adil, daha ahlaklı ve daha yaşanabilir bir yer olması, tesadüf değildir.
Bunu inşa edecek olanlar, bugünün gençleridir.
Ve unutulmamalıdır:
Bir gençlik neyi hedefliyorsa, bir toplum yarın onu yaşar.
Devamını Oku
16 Nisan 2026 Perşembe - 08:40
Devamını Oku
10 Nisan 2026 Cuma - 23:02
Devamını Oku
04 Nisan 2026 Cumartesi - 08:48