


Urfa ve Maraş’taki okul katliamları, toplum olarak yüzleşmekten kaçtığımız dijital bir çürümeyi ifşa etti. Bir yanda teknolojiyi üreten 'klavye' toplumları, diğer yanda karanlık odalarda zihinleri avlanan kayıp bir nesil...Kötülüğe açık zihinleri nasıl inşa ederiz?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 17 Nisan 2026 Cuma - 10:09 | GDH Haber
Maalesef sekiz öğrencimizi ve bir öğretmenimizi daha hayatlarının baharındayken toprağa verdik. Önce Urfa arkasından Maraş’taki saldırılar toplumdaki çürümeyi adeta gözlerimizin önüne seriverdi.
Toplumdan kopmuş ve aile içinde dahi kendisini odaya kapatan bir çocuğun yaptığı katliamı, hemen polisiye tedbirler alarak nasıl engelleriz konusuna kafa yormaya başladık. Kuşkusuz emniyet tedbirlerinin arttırılması çok büyük bir önem arz ediyor lakin sorunun kök sebeplerine inmedikçe sorun da orada durmaya devam ediyor.
Topluma kapalı, kötülüklere açık zihinler
Maalesef bugün geldiğimiz noktada çocuklarımızın büyük oranda sanal alemin tuzaklarına nasıl çekildiğini içimiz acıyarak görüyoruz. Birçok çocuğumuz gün boyu okulda arkadaşlarıyla görüşmek ve sohbet etmekten ziyade elindeki tablet ve telefon üzerinden ne olduğu belirsiz alemlere akıp gidiyor.
Yıllar önce olaylar daha bu denli vahim bir hale bürünmeden konuya dair bir makale okumuştum. Makalede toplumlar kendi içinde iki kategoride tasnif ediliyordu: Klavye kullananlar ve Mouse kullananlar.
Biz bugün bu tasnifi klavye kullananlar ile parmaklarını kullananlar olarak da yapabiliriz zira artık herkes parmağı ile akranlarında bir şeyler kaydırarak tüm gününü geçiriyor.
Nedir aralarındaki fark?
Klavye kullanan toplumlar hem veriyi ortaya koyma hem de bu veriden bilgi üretme eğiliminde olan toplumlar. Bu veri ve veriden bilgiye ulaşılması konusu, kuşkusuz hayatın her alanı için geçerli. Sağlık, enerji, teknoloji, sosyal bilimler gibi alanların tamamında elde edilen bilimsel başarılar için klavye kullanmak yani girdi yapmak bu işin önemli bir kısmını oluşturmakta.
Konunun bir diğer yanı ise bazı toplumları av haline getirebilmek ile alakalı.
Klavye kullanarak oluşturduğunuz platformlar üzerinden gençliğin esir alınması. Bilgisayar oyunları üzerinden cinayet işlemeye meyyal bir nesil oluşturma. Mesela bir oyun yazılımı yolu üzerinden yolda giden bir aracı durdurup, içindeki sürücüsünü öldürmek ve kullandığı araca el koymak üzerine kurgulanmış ve milyonlarca gencin oynadığı oyunlar.,
Bu türden bir oyunu klavye eşliğinde siz yazıp servis ettikten sonra, gerisi tüketici gençlerin oyun konsolları ile 24 saatlerini geçirdiği bir mecraya dönüşüveriyor.
Geçtiğimiz yaz gözümün önünde gençlerin bir savaş oyunu oynadıklarını izledim.
Birçok savaş içinden seçim yapabiliyorsunuz.
Bu gençler de Gelibolu Savaşı diye oyunda yer alan Çanakkale Harbini seçmişler. Bu oyun içinde gençlerin her biri ANZAK olmuş cami minarelerinin süslediği coğrafyada kendi dedesini katlederek başarı elde ediyor.
Bunun dışında Maraş’ta meydana gelen olaydan sonra ismini duyduğumuz C31K Platformu gibi nice platform günahsız birçok genci suç makinesi haline dönüştürüyor.
Genellikle Telegram ve Discord gibi platformlarda bir araya gelen C31K gibi platformlar, yaşları 14 ile 20 arasında değişen, aşırı radikal düşüncelere sahip gençleri bir araya getiriyor. Bir oyun konsolu üzerinden akşama kadar Gelibolu cephesinde dedesini katleden evlatlar akşam olduğunda da bu platformlarda kimleri nasıl katledeceklerini anlatıyorlar.
Grup üyeleri kendilerini toplumun dışına itilmiş olarak görmekte ve şiddeti bir kendini kanıtlama veya intikam aracı olarak kutsallaştırmaktadır. İşin en üzücü tarafı ise emniyet birimlerinin raporlarına göre, bu ağın kapatılmadan önce yaklaşık 100 bin üyesi olmasıdır.
Burada neler kaleme alınıyor ve paylaşılıyor?
Platformda dile gelenler açıkça suç ve şiddet güzellemesi yapmaktalar.
Mesela bu platformda Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'daki okullarda gerçekleşen saldırıların failleri kahraman ilan edilmekte, okul basma rehberleri ile saldırı anında dikkat edilmesi gerekenler ve yeni eylem planları yayınlanmakta.
O zaman bu devletin gece bekçisinden ziyade bu platformlarda olanı biteni gözetim altında tutacak ve gerektiğinde tedbir alacak siber bekçilere ihtiyacı var.
Devamını Oku
09 Nisan 2026 Perşembe - 13:04
Devamını Oku
03 Nisan 2026 Cuma - 10:25
Devamını Oku
26 Mart 2026 Perşembe - 08:40