


Türkiye büyük bedeller ödeyerek bugünlere geldi. Küresel krizlerin, jeopolitik risklerin, savaşların ve ekonomik dalgalanmaların ortasında ayakta kalabilmek için mücadele eden bir ülkeyiz.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 10 Nisan 2025 Perşembe - 10:12 | GDH Haber
Son dönemde bazı çevreler, ekonomik ve ticari gerekçelerle boykot çağrıları yapıyor.
Ancak meselenin derinine indiğimizde, bu çağrıların yalnızca belli bir şirketi ya da sektörü hedef almadığını, doğrudan ülkemizin ekonomisini baltalamaya yönelik olduğunu açıkça görebiliyoruz.
Türkiye büyük bedeller ödeyerek bugünlere geldi. Küresel krizlerin, jeopolitik risklerin, savaşların ve ekonomik dalgalanmaların ortasında ayakta kalabilmek için mücadele eden bir ülkeyiz.
Böylesine kritik bir süreçte, içten ya da dıştan gelen her türlü darbenin bizi ne denli zorlayacağını görmek için ekonomist olmaya gerek yok.
Ekonomi bir bütündür. Küçük bir taşın yerinden oynaması, dalga dalga yayılarak bütün yapıyı sarsabilir.
Bu yüzden, yapılan her boykot çağrısı, bir grubu,bir şirketi cezalandırmakla kalmaz; oralarda çalışan binlerce insanın işsiz kalmasına, yan sektörlerin zarar görmesine ve en nihayetinde tüm ülkenin ekonomik kayıp yaşamasına neden olur.
Bunun en açık örneğini pandemi sürecinde gördük.
Küçük bir kriz bile küresel çapta nasıl bir ekonomik yıkım getirdi, hepimiz şahit olduk.
Oysa o dönem birlik içinde hareket etmek, dayanışmayı güçlendirmek zorundaydık.
Bugün de aynı noktadayız. Türkiye’nin büyümesini, gelişmesini, kalkınmasını isteyen herkes, sorumluluk sahibi şekilde hareket etmek zorunda.
Bu gemi batarsa, hep beraber batarız. Aldığı yaraları tamir etmek bile ciddi maliyet gerektiriyor.
Şimdi yapılması gereken şey, iç hesaplaşmaları bir kenara bırakıp ülkenin kazanımlarını korumak. Çünkü unutulmamalı ki, boykotun gerçek mağduru sadece hedef alınan kişiler,şirketler değil, doğrudan Türkiye ekonomisidir.
Ve ülkesine zarar vermek, hangi gerekçeyle olursa olsun, ihanetten farksızdır.
Boykot çağrısı yapanlara sesleniyoruz:
Ülkemizin geleceğini riske atmayın! Kendi ekonomik sistemimize zarar vermek, dış güçlerin ekmeğine yağ sürmekten başka bir işe yaramaz. Eleştiri elbette olabilir, ancak çözüm yolu birlik ve beraberlik içinde olmaktan geçer.
Bugün kavga etme değil, ortak hedefler doğrultusunda birleşme günüdür.
Gelin, kendi geleceğimizi baltalamayalım.
Ülkemize sahip çıkalım, birlik olalım, omuz omuza verelim!
Vesselam…
Devamını Oku
10 Mayıs 2026 Pazar - 00:05
Devamını Oku
03 Mayıs 2026 Pazar - 00:02
Devamını Oku
26 Nisan 2026 Pazar - 00:35