
Dostluk, alkışa yürüyenle değil, ateşe yürüyenle kurulan bir kader ortaklığıdır: Hazreti Ebubekir’in eli, Hazreti Ali’nin canı ile yazılan o büyük sadakat!
0:00
--:--
Son Güncelleme: 22 Şubat 2026 Pazar - 00:00 | GDH Haber
Dostluk bugün en çok telaffuz edilen ama en az taşınan kelime.
Herkesin dostu var, fakat yük ağırlaştığında omuz veren pek yok. Çünkü çağımızda dostluk, yakınlık sanılıyor.
Oysa bu toprakların irfanı dostluğu bir ahlak ve emanet meselesi olarak tarif eder.
Dostluk, aynı masada oturmak değil, aynı kaderde yer değiştirmeyi göze almaktır.
Bunu en berrak haliyle anlatanlardan biri Fethi Gemuhluoğlu’dur. Gemuhluoğlu’na göre dostluk, çıkarın ve konforun işi değildir.
Dostluk, yük almaktır.
Gerektiğinde susmak, gerektiğinde yalnız kalmak, gerektiğinde bedel ödemek.
Dost, alkışa yürüyen değil,ateşe yürüyeni tanıyandır.
Bu hakikatin ete kemiğe büründüğü yer, Peygamber Efendimiz’in etrafında kurulan o eşsiz sadakat halkasıdır. Orada dostluk, sözle değil canla yazılmıştır.
Hazreti Ebubekir, Sevr Mağarası’nda Resulullah’ın yanındayken, mağaradaki deliklere elini sokup zehre kendini siper etti.
Çünkü dostluk bazen konuşmaz, acıyı üzerine alır.
Zehir cana dokunurken sadakat ruhu ayakta tutar.
Hazreti Ebubekir’in yaptığı bir kahramanlık gösterisi değil, dostluğun tabii refleksidir.
O, yanındayım demedi, yerine geçerim dedi.
Ve Hazreti Ali…
Hicret gecesi Peygamber’in yatağına yatan Hazreti Ali, ölümü bilerek seçti. Bu yalnızca cesaret değildi, bu, emanetin omuzlanmasıydı.
Dostluk, gerektiğinde ölümü göze alıp hayatı korumaktır.
Hazreti Ali, o gece bir nutuk atmadı, ama insanlık tarihinin en ağır cümlesini kurdu!
Sen yaşa, ben bedel olurum.
Bugün dostluk neden bu kadar hafif? Çünkü bedelsiz.
Bedel ödenmeyen her şey gibi içi boş. Çıkar bitince dağılan ilişkileri dostluk sanıyoruz.
Oysa dostluk, menfaatin bittiği yerde başlayan bir ahlaktır.
Dost, sana benzeyen değil,seni doğruya çağıran, gerektiğinde karşısına geçen ama arkandan konuşmayan kişidir.
Gemuhluoğlu’nun işaret ettiği dostluk kalabalık sevmez.
Hakikat yolu dardır, dostluk yolu daha da dardır.
Herkesle yürünmez.
Herkesle sır tutulmaz.
Herkesle kader paylaşılmaz.
Dostluk, ben’i azaltıp biz’i büyütme sanatıdır.
Bu yüzden zahmetlidir, pahalıdır ve az bulunur.
Bugün bize düşen, dostluğu yeniden tanımlamak değil,yeniden hatırlamak. Yakınlık değil, sadakat; beraberlik değil, emanet; söz değil, yer değiştirme cesareti.
Hazreti Ebubekir’in mağarada, Hazreti Ali’nin yatakta öğrettiği şey budur.
Gerçek dostluk, konuşarak değil, yer değiştirerek anlaşılır.
Zehir geldiğinde elini uzatabiliyorsan, ölüm kapıya dayandığında yatağa yatabiliyorsan, işte o zaman dostluktan söz edebilirsin.
Gerisi, kalabalık yalnızlıktır.
Vesselam…
Devamını Oku
15 Şubat 2026 Pazar - 12:19
Devamını Oku
10 Şubat 2026 Salı - 10:49
Devamını Oku
08 Şubat 2026 Pazar - 10:58