İnsan, hayatı çoğu zaman kendi istediği hızda yaşamak ister.
Hemen olsun ister.
Kapılar hemen açılsın, yollar hemen düzelsin, dualar hemen kabul olsun ister.
Oysa bazı hakikatler vardır ki, acele eden gönüllere değil; beklemeyi öğrenen kalplere nasip olur.
Hz. Halime validemizin Mekke yolculuğu tam da bunun en güzel misallerinden biridir.
Süt annelik yapmak üzere Mekke’ye gelirken devesi yavaş ilerliyordu.
Yol uzuyor, kafile öne geçiyor, herkes çocuklarını seçip alıyordu.
Zengin ailelerin çocukları çoktan paylaşılmıştı bile.
Geriye ise kimsenin almak istemediği bir yetim kalmıştı!
Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem)
O gün Hz. Halime’nin gönlünden neler geçtiğini kim bilebilir?
Belki mahcup oldu.
Belki geciktiği için üzüldü.
Belki nasibinin eksildiğini düşündü.
Ama insan, kaderin perde arkasını göremez.
Boş dönmemek için razı olduğu o yetim çocuk, alemlere rahmet olarak gönderilen son Peygamberdi.
Ve o günden sonra sadece Hz. Halime’nin değil, onun evinin, yurdunun, ömrünün ve hatta tarihin bereketi değişti.
Demek ki insanın gecikti sandığı şey, bazen rahmetin tam vaktidir.
Bugün de birçok insan hayatında bunu yaşıyor aslında.
İşe geç kalıyor, istediği kapı açılmıyor, beklediği haber gelmiyor, hayalini kurduğu şey olmuyor diye üzülüyor. Oysa bilmediğimiz bir şey var!
Allah bazen vermeyerek korur, geciktirerek olgunlaştırır, mahrum bırakarak daha büyük bir nasibe hazırlar.
Biz sadece önümüzde kapanan kapıya bakıyoruz.
Allah ise açılacak bütün yolları görüyor.
İnsan için en zor şeylerden biri beklemektir.
Çünkü beklemek, teslimiyet ister. Sabır ister.
Güven ister.
Hele ki modern dünyanın hemen şimdi diye bağırdığı bir çağda, gecikmeye tahammül etmek daha da zor hale gelmiştir.
Fakat hakikat değişmez!
Allah’ın zamanlaması kusursuzdur.
Biz bazen erken istediğimiz için yoruluruz.
O ise tam vaktinde vermek için bekletir.
Çünkü vakti gelmeden açan çiçek solar.
Vakti gelmeden gelen nimet, insanı taşımaz.
Vakti gelmeden ulaşılan şeyler, çoğu zaman huzur değil yük olur.
Belki de bu yüzden insan, hayatındaki her gecikmeye hüzünle değil hikmet nazarıyla bakmayı öğrenmelidir.
Olmayan her şey kayıp değildir.
Geciken her şey mahrumiyet değildir.
Ve kapanan her kapı, son değildir.
Bazen bir gecikme, insanın bütün ömrünü değiştirecek bereketin habercisidir.
Hz. Halime validemizin yavaş ilerleyen devesi bize bunu öğretir.
Kaderin ağır ilerleyen adımlarında bile ilahi bir incelik vardır.
Çünkü Allah, kulunu hiçbir zaman geç bırakmaz.
Sadece en doğru zamana hazırlar.
Vesselam…






