


Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yüreğimizi yakan hadiselerin ardındaki asıl gerçeği yüzümüze vuran acı bir tablo: Sınav netleriyle övündüğümüz, aynı evde yaşayıp ruhuna dokunamadığımız çocuklarımızın kalbine o silah girmeden önce düşen 'karanlık yalnızlığı' neden süremedik?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 19 Nisan 2026 Pazar - 00:01 | GDH Haber
Şanlıurfa’da, Kahramanmaraş’ta ve bugün yüreğimizi dağlayan her hadise, bize aynı hakikati fısıldıyor.
Bu yaşadıklarımız yalnızca bir güvenlik zafiyeti değil, çok daha derin bir kırılmanın tezahürüdür.
Bu, bir insan yetiştirme krizidir.
Biz uzun zamandır çocuklarımızı büyütüyoruz ama yetiştiremiyoruz. Aradaki farkı kaçırdık.
Büyütmek; yedirmek, giydirmek, okula göndermekle tamamlanan bir süreçtir. Ama yetiştirmek…
Yetiştirmek, bir kalbi inşa etmektir.
Bir vicdanı diri tutmaktır.
Bir çocuğa yalnızca matematik öğretmek değil; merhameti, sabrı, öfkeyi nasıl yöneteceğini, kaybettiğinde nasıl ayağa kalkacağını öğretmektir.
Bugün geldiğimiz noktada çocuklarımızın başarılarını sınav sonuçlarıyla ölçüyoruz.
Kaç net yaptı?
Hangi okulu kazandı?
Hangi mesleğe yerleşti?
Bunların hepsi önemli olabilir ama bir çocuğun kalbinde ne büyüttüğünü sormayı unuttuk.
İçinde sevgi mi çoğalıyor, öfke mi?
Merhamet mi gelişiyor, yoksa yalnızlık mı derinleşiyor?
İşte asıl mesele burada başlıyor.
Çünkü ihmal edilen her duygu, bir gün başka bir biçimde geri döner.
Bastırılan öfke bir gün patlar.
Görülmeyen bir çocuk, görülmek için yanlış yolları seçer.
Sevilmeyen bir kalp, sevgiyi yanlış yerde arar.
Ve biz o gün geldiğinde bu nasıl oldu?diye sorarız.
Oysa cevap yıllar önce, sessizce ihmal ettiğimiz bir çocuklukta saklıdır.
Okullarımız bilgi veriyor ama her zaman karakter inşa edemiyor.
Ailelerimiz çocuklarına imkan sunuyor ama her zaman zaman sunamıyor.
Ekranlar çocukların odasında ama anne-babalar çoğu zaman onların dünyasında değil.
Aynı evde yaşayan ama birbirine dokunamayan kalplerin sayısı her geçen gün artıyor.
İşte bu kopuş, görünmeyen ama en tehlikeli kırılmadır.
Bir çocuğun eline silah geçmeden önce, onun kalbine bir yalnızlık düşer.
O yalnızlık büyür, derinleşir ve zamanla karanlığa dönüşür.
Biz ise çoğu zaman sonucu konuşuruz, süreci değil.
Oysa mesele, o silahın nasıl temin edildiğinden önce, o çocuğun neden o noktaya geldiğini anlamaktır.
İnsan yetiştirmek; sadece birey değil, toplum inşa etmektir.
Çünkü her çocuk, yarının aynasıdır.
Bugün ihmal ettiğimiz her değer, yarın karşımıza bir kriz olarak çıkar.
Ve bu kriz, ne güvenlik kameralarıyla ne de yüksek duvarlarla çözülebilir.
Bu kriz, ancak kalplere dokunarak aşılabilir.
Ama artık sadece tespit yapmak yetmez.
Bu ülkenin çocukları için somut adımlar atmak zorundayız.
Okullarımızda sadece akademik başarıyı değil, duygusal ve davranışsal gelişimi de takip eden
risk tarama ölçekleri hayata geçirilmelidir.
Riskli öğrenciler, henüz kırılma yaşamadan önce fark edilmeli; yalnızlık büyümeden, öfke
taşmadan, bir el uzatılmalıdır.
Toplumun ruh sağlığını koruyacak, önleyici ve kapsayıcı bir ruh sağlığı yasası artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Çünkü bireyin iç dünyası korunmadan, toplumun huzuru korunamaz.
Aileyi yeniden merkeze alan, sürekliliği olan ve sadece kriz anlarında değil hayatın her evresinde devam eden sürdürülebilir aile eğitim programları oluşturulmalıdır.
Anne-babalık, kendiliğinden öğrenilen bir rol değil; desteklenmesi gereken bir sorumluluktur.
Çünkü mesele sadece çocuk değil; aile, okul ve toplumun birlikte kurduğu bir insanlık zeminidir.
Yeniden düşünmek zorundayız.
Çocuklarımızı sadece başarıya değil, hayata hazırlamak zorundayız.
Onlara sadece kazanmayı değil, kaybetmeyi de öğretmeliyiz.
Sadece konuşmayı değil, dinlemeyi…
Sadece kendini savunmayı değil, başkasını anlamayı da…
Çünkü bir toplumun gerçek gücü, yetiştirdiği insanların kalitesinde saklıdır.
Ve biz eğer güçlü bir gelecek istiyorsak, önce güçlü kalpler yetiştirmek zorundayız.
Ve asla unutmayalım!
Bir çocuğun kalbini ihmal etmek, bir toplumun geleceğini riske atmaktır.
Vesselam…
Devamını Oku
12 Nisan 2026 Pazar - 00:02
Devamını Oku
05 Nisan 2026 Pazar - 00:04
Devamını Oku
29 Mart 2026 Pazar - 00:13