


Ne çok insan, vücudunda bir şeylerin yolunda gitmediğini hissediyor ama doktora gitmeyi erteliyor. “Bir şey çıkar diye korkuyorum” cümlesi, her yaştan, her kesimden insanın diline dolanmış durumda.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 04 Haziran 2025 Çarşamba - 07:00 | GDH Haber
Bilmek
Bu dünyada insanların korktuğu şeyler saymakla bitmez!
Yoksulluk, ölüm, terk edilmek, yalnızlık…
Ama bütün bu korkuların ardında tek bir hakikat gizlidir!
Bilmek.
Evet, insanlar aslında en çok öğrenmekten korkar.
Çünkü bilgi, bir konfor alanını yıkar. Bilmek, insanı ya sorumlu kılar ya da çaresizliğiyle yüzleştirir. İkisi de can yakar.
Sağlık sektörüne adım attığımdan beri bu gerçeği daha derinden kavradım.
Ne çok insan, vücudunda bir şeylerin yolunda gitmediğini hissediyor ama doktora gitmeyi erteliyor. “Bir şey çıkar diye korkuyorum” cümlesi, her yaştan, her kesimden insanın diline dolanmış durumda.
Bu aslında “gerçeği öğrenmek istemiyorum” demenin başka bir yolu.
Oysa bilmemek, hastalığı ortadan kaldırmaz.
Sadece onun karanlıkta büyümesine izin verir.
Bilmek bazen ölümle burun buruna getirebilir insanı; ama aynı zamanda hayatı yeniden inşa etme fırsatını da sunar.
Ne tuhaf bir çelişki, değil mi? İnsanlar “ya hastaysam?” diye korkar ama aynı insanlar, o hastalığı yıllarca içinde taşıyabilir.
Bilinçsizce değil; bilmekten kaçarak, bile isteye.
Toplum olarak hastalıkla yüzleşmeyi zayıflık sanıyoruz.
Doktora gitmek, check-up yaptırmak, psikolojik destek almak; sanki bir eksiklik işaretiymiş gibi görülüyor.
Oysa gerçek cesaret, bir şeylerden şüphe ettiğinde üstünü örtmek değil, perdeyi aralayıp gerçeğin gözünün içine bakabilmektir.
Bilgiye sahip olmak bir yük olabilir, evet.
Ama bu yük, bilinmezliğin cehaletinden daha hafiftir.
Çünkü bilmek, bazen bir tedavi süreci başlatır; bazen bir kabullenişi, bazen de bir vedayı.
Ama her halükârda bir farkındalık doğurur.
Ve belki de insan en çok bundan korkar!
Fark etmekten.
Çünkü fark eden insan, artık aynı kalamaz.
Sağlık sektöründe her gün buna şahit oluyorum.
Geç kalınmış teşhisler, ertelenmiş kontroller, bastırılmış semptomlar… Hepsinin arkasında aynı fısıltı dolaşıyor: “Bilmek istemiyorum.”
Ama bilmeliyiz dostlar!
Çünkü insan, kendiyle yüzleşmediği sürece iyileşemez.
Ve belki de insan, en çok bildiğinde özgürdür.
Vesselam…
Devamını Oku
10 Mayıs 2026 Pazar - 00:05
Devamını Oku
03 Mayıs 2026 Pazar - 00:02
Devamını Oku
26 Nisan 2026 Pazar - 00:35