
Masumiyet karinesi, henüz yargı kararı olmayan hiç kimsenin suçlu ilan edilmemesini emreder. Gelinen noktada bu ilkenin, kimi zaman medya eliyle, kimi zaman da kamu gücünün hoyrat kullanımıyla zedelendiğini üzülerek görüyoruz.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 20 Aralık 2025 Cumartesi - 08:00 | GDH Haber
Toplum ancak ahlak, hukuk ve vicdan birlikte korunduğunda iyileşir.
Medya dünyası son günlerde yalnızca skandallarla değil, açık bir ahlak iflasıyla sarsılıyor.
Uyuşturucu, yasa dışı bahis, fuhuş ve benzeri gayri ahlaki ilişkiler artık kulis fısıltısı olmaktan çıkmış, kamuoyunun gözü önüne serilen utanç tablolarına dönüşmüştür.
Daha da vahimi, bu karanlık tablo gazetecilik gibi itibarı ve sorumluluğu yüksek bir mesleğin üzerinden okunmaktadır.
Gazetecilik; hakikatin izini sürme mesleğidir.
Gazetecilik; kamu vicdanını diri tutma sorumluluğudur.
Bugün ise bu sorumluluk, reyting ve linç kültürünün gölgesinde ağır yara almıştır.
Ancak burada hayati bir ayrımı yapmak zorundayız.
Bir suç iddiası varsa elbette hukuk devreye girer.
Fakat hukuk, teşhirle değil, adaletle işler.
Devletin en temel ilkelerinden biri olan masumiyet karinesi, henüz yargı kararı olmayan hiç kimsenin suçlu ilan edilmemesini emreder.
Bugün gelinen noktada bu ilkenin, kimi zaman medya eliyle, kimi zaman da kamu gücünün hoyrat kullanımıyla zedelendiğini üzülerek görüyoruz.
Devlet yetkilileri, özellikle de güvenlik ve adli merciler, bu süreçlerde çok daha hassas, çok daha ölçülü davranmak zorundadır.
Soruşturma süreçlerine ait mahrem bilgi ve görüntülerin, toplumun önüne servis edilmesi ne hukuka ne de vicdana sığar.
Emniyetin ve yargının elinde bulunan görüntüler, belgeler ve kişisel bilgiler; adaletin tecellisi için vardır, linç kültürünü beslemek için değil.
Kişisel mahremiyet; suç isnadı altında olanlar için bile dokunulmazdır.
Devlet, suçla mücadele ederken dahi insan onurunu korumakla mükelleftir. Aksi halde adalet, intikam duygusuna; hukuk, teşhire; kamu gücü ise keyfiliğe dönüşür.
Bu kirlenme yalnızca medyanın meselesi değildir. Medya kirlenirse toplum zehirlenir; fakat devlet refleksi zayıflarsa hukuk devleti yara alır. Gençler adaleti mahkeme salonlarında değil, sosyal medyada aramaya başlar. İşte asıl tehlike tam da buradadır.
Bu yüzden artık topyekun bir karşı duruş şarttır.
Gazeteciler, medya yöneticileri ve meslek örgütleri kadar; kamu gücünü kullanan herkes de sorumluluğunu hatırlamalıdır.
Etik ilkeler sadece basın için değil, devlet aklı için de vazgeçilmezdir.
Gazetecilik; güç sahiplerine yaslanarak değil, hakikate sadakatle ayakta kalır.
Devlet ise gücünü teşhirden değil, adalet ve vakarından alır.
Bugün medya kendi iç muhasebesini yapmaz, devlet de bu süreçlerde hukuk ve mahremiyet hassasiyetini korumazsa; yarın hep birlikte daha büyük bir güven krizinin altında kalırız.
Bu meslek yere düşürülemeyecek kadar değerlidir.
Ve bu toplum, ancak ahlak, hukuk ve vicdan birlikte korunduğunda iyileşir.
Vesselam…
Devamını Oku
28 Aralık 2025 Pazar - 08:00
Devamını Oku
21 Aralık 2025 Pazar - 08:00
Devamını Oku
17 Aralık 2025 Çarşamba - 08:00