İnsan çoğu zaman hayatı büyük cümlelerin içinde arıyor.
Daha çok kazanmakta, daha yükseğe çıkmakta, daha görünür olmakta…
Oysa yaşamın özü çoğu zaman çok daha sade şeylerin içinde saklıdır.
Bir sabah ağrısız uyanabilmekte…
Derin bir nefesi zorlanmadan içine çekebilmekte…
Bir bardak suyun ferahlığını hissedebilmekte…
Sevdiğin insanlarla aynı sofraya oturup huzurla tebessüm edebilmekte…
İşte bütün bunların adı sağlıktır.
Sağlık yalnızca bedenin hastalıksız olması değildir.
Sağlık, hayatın içindeki güzelliklere temas edebilme halidir.
Bir çocuğun sesini duyarken yüreğinin huzurla dolabilmesi, yürürken adımlarının seni yormaması, gökyüzüne bakarken içinin sıkışmaması…
Bunların her biri insanın çoğu zaman fark etmeden tükettiği büyük nimetlerdir.
Ne gariptir ki insan, sahip olduğu en kıymetli şeyi çoğu zaman onu kaybetmeye yaklaşınca fark ediyor.
Hayatı büyük hedeflerin içinde ararken, aslında en büyük zenginliğin huzurlu bir zihin, yormayan bir beden ve sakin bir kalp olduğunu geç anlıyor.
Bugün dünyanın en büyük yorgunluğu biraz da bundan kaynaklanıyor.
İnsanlar yaşamayı erteliyor.
Mutlu olmayı geleceğe bırakıyor.
Kendini dinlemeyi unutuyor.
Ruhunu ihmal ediyor.
Bedenini hoyratça yoruyor.
Sonra da huzuru uzak diyarlarda arıyor.
Oysa huzur bazen yalnızca sağlıklı bir bedenin içinde sessizce oturur.
Bir insanın canı yanıyorsa dünyanın en güzel manzarası bile eksik kalır.
Kalbi daralmışsa en kalabalık sofralar bile yalnız hissettirir.
Çünkü sağlık, hayatın bütün renklerini görünür kılan ilahi bir dengedir.
Belki de bu yüzden insanın her gün şükretmesi gereken ilk nimet sağlıktır.
Çünkü sağlık varsa umut vardır.
Üretmek vardır.
Sevmek vardır.
Paylaşmak vardır.
Yola devam edecek güç vardır.
Ve insan şunu unutmamalıdır!
Hayat, yalnızca uzun yaşamak değildir.
Hayatı hissederek yaşayabilmektir.
Bazen bir bardak çayın buharında…
Bazen pencereye vuran sabah ışığında…
Bazen de sevdiğin insanların sessizliğinde saklıdır yaşamın gerçek anlamı.
Bütün bunları fark edebilmek için ise önce sağlıklı bir beden, huzurlu bir ruh ve şükretmeyi bilen bir kalp gerekir.
Vesselam…




