


Uzun yıllardır terörle, iç ve dış vesayet odaklarıyla, bölgesel kuşatmalarla mücadele eden bir ülke; şimdi artık yön veren, belirleyen ve oyun kuran bir konumda.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 14 Mayıs 2025 Çarşamba - 07:00 | GDH Haber
Her coğrafya kendi kaderini yazar ama bazı milletler, o yazgının kalemini ellerine alır ve tarihe yön verir.
Türkiye bugün, tam da böyle bir eşikte duruyor. Uzun yıllardır terörle, iç ve dış vesayet odaklarıyla, bölgesel kuşatmalarla mücadele eden bir ülke; şimdi artık yön veren, belirleyen ve oyun kuran bir konuma yükseldi.
Bu sadece askeri ya da diplomatik başarıların bir sonucu değil.!
Bu, bir milletin yeniden kendine inanmasının ve kendi gücünü fark etmesinin hikayesidir.
Bugün artık Türkiye, terörle mücadelede tarihinin en güçlü ve kararlı dönemini yaşıyor.
PKK’nın dağ kadrolarına yönelik süpürme harekatları, örgütün çözülme sürecini hızlandırırken, kamuoyunda da uzun zamandır özlemi duyulan “terörsüz bir Türkiye” beklentisi ete kemiğe büründü. PKK’nın silah bırakma kararı alması, sadece güvenlik değil, sosyolojik ve psikolojik düzeyde de bir arınma süreci anlamına geliyor.
Suriye’de artık Türkiye’nin masada olmadığı bir denklem kurulamıyor. Sınır ötesi operasyonlarla güvenli hatların kurulması, Suriyeli sığınmacılar için dönüş projelerinin sahaya indirgenmesi ve Rusya-İran rejimi karşısında dengeleyici unsur olarak Türkiye’nin mevcudiyeti, Ankara’nın kararlılığını ortaya koyuyor. Akdeniz’de ise doğal kaynaklar üzerindeki egemenlik mücadelesinde Türkiye, hem deniz hukukunu hem de tarihi haklarını koruyarak güçlü bir duruş sergiliyor. Libya’dan Kuzey Kıbrıs’a kadar uzanan bu çizgi, Türkiye’nin “Mavi Vatan” doktrinini sahada da hayata geçirdiğini gösteriyor.
Rusya-Ukrayna Savaşı’nda tarafları masaya oturtabilen tek ülke olarak Türkiye’nin oynadığı rol, Batı’nın da Doğu’nun da Ankara’ya neden farklı bir gözle baktığını açıkça gösteriyor. İstanbul’da imzalanan Tahıl Koridoru Anlaşması, savaşın gölgesinde insanlığı kurtaran bir inisiyatif olarak tarihe geçti. Bu süreçte Türkiye, sadece bir arabulucu değil, aynı zamanda vicdanın ve denge siyasetinin temsili oldu. Tarafların perşembe günü tekrar Türkiye’nin öncülüğünde masaya oturacak olma ihtimali bile yürüttüğü dış politikanın ne kadar doğru yönde olduğunu göstermektedir.
ABD Başkanı Donald Trump’ın “Perşembe günü İstanbul’a geleceğim” açıklaması, her ne kadar sürpriz olsa da Türkiye’nin uluslararası cazibesinin ne denli arttığının bir göstergesi.
Batılı liderlerin, yatırımcıların ve kanaat önderlerinin gözü artık İstanbul’da. Çünkü Türkiye, jeopolitik konumunun yanı sıra, üretim, teknoloji, savunma ve kültür alanlarında da küresel bir aktöre dönüşüyor.
Bütün bu gelişmeler ışığında, artık eski Türkiye’yi konuşmak beyhude olur. Yeni Türkiye, sadece içeride değil, dışarıda da bir özne olduğunu ispatlamış durumda.
Savunma sanayinden diplomasiye, yerli teknolojiden enerji politikalarına kadar her alanda milli bir irade, stratejik bir akıl ve güçlü bir vizyon var. Ve bu vizyon, sadece bugünü değil, yarını da inşa ediyor.
Türkiye artık kendi kaderini kendisi yazıyor.
Bu yazı, sadece bu topraklara değil; mazlum coğrafyalara da umut, adalet ve cesaret taşıyor.
Ve bu devrim, daha yeni başlıyor.
Vesselam…
Devamını Oku
10 Mayıs 2026 Pazar - 00:05
Devamını Oku
03 Mayıs 2026 Pazar - 00:02
Devamını Oku
26 Nisan 2026 Pazar - 00:35