
Yunus Emre ve Mevlana’nın asırlık bilgeliğinden süzülen bu yazı, insanın yeryüzündeki en büyük imtihanını mercek altına alıyor. Nefsin kibrine yenilip kırık kalpler bırakanlardan değil; merhametle, sabırla ve sevgiyle "gönül yapanlardan" olmaya dair sarsıcı bir manevi muhasebe...
0:00
--:--
Son Güncelleme: 15 Mart 2026 Pazar - 07:23 | GDH Haber
İnsan bu dünyadan geçerken geriye ne bırakır?
Bir iz mi, bir enkaz mı?
Kimi insanlar geçtiği yerde hayatı çoğaltır, gönülleri imar eder, umut eker.
Kimi ise dokunduğu her yerde kırılmış kalpler, dağıtılmış bağlar ve yıkılmış güvenler bırakır.
İşte insanın hakiki imtihanı burada başlar!
Yapanlardan mı olacağız, yıkanlardan mı?
Tasavvuf büyükleri bu dünyayı bir gönül imarı olarak görür.
Çünkü onlar bilir ki insanın yaptığı en büyük bina, taşla örülen duvarlar değil, gönüllerde kurduğu köprülerdir. Mevlana’nın dediği gibi, “Bir gönül yıkmak Kabe’yi yıkmak gibidir.”
Çünkü Kabe taşla yapılmıştır ama gönül, Allah’ın nazar ettiği mekandır. Bu yüzden hak yolunun yolcuları hep şu öğüdü verir; gönül yapmaya gelin, gönül yıkmaya değil.
Yapmak, sadece bir şey üretmek değildir.
Yapmak, bir kalbi diriltmektir.
Bir insanın içindeki umudu yeniden yeşertmektir.
Bir mazlumun yanında durmak, bir yetimin başını okşamak, bir kırgınlığı onarmaktır.
Tasavvuf ehli buna imar-ı gönül der. Çünkü gönül imarı, insanın kendi nefsini de imar etmesidir.
İnsan başkalarını onardıkça aslında kendi ruhunu da temizler.
Yıkmak ise çoğu zaman nefsin işidir. Nefis kibirle beslenir, öfkeyle büyür, hasetle güç kazanır.
O yüzden tasavvuf yolunun ilk derslerinden biri şudur!
Nefsini yıkmadan gönül yapamazsın. İnsan önce içindeki kibri, hırsı ve öfkeyi yıkmalıdır ki başkalarının kalbini yıkmasın.
Hakiki inşa, dışarıda değil içeride başlar.
Yunus Emre bu hakikati asırlar önce ne güzel söylemişti:
“Bir kez gönül yıktın ise
Bu kıldığın namaz değil.”
Çünkü tasavvufun özü şudur!
Allah’a giden yol gönüllerden geçer. Bir gönlü imar eden aslında kendi yolunu aydınlatır.
Bir gönlü yıkan ise kendi karanlığını büyütür.
Bugün dünyada gürültü çok, yıkım çok. İnsanlar birbirini kırmakta, incitmekte, tüketmekte yarışıyor.
Oysa hak yolunun yolcusu bilir ki asıl güç yıkmakta değil, sabırla ve merhametle inşa etmektedir.
Bir kalbi kazanmak, bir kalbi kırmaktan çok daha büyük bir iştir.
Bu yüzden insan her gün kendine şu soruyu sormalıdır!
Ben bu dünyaya ne bırakıyorum?
Bir yıkıntı mı, bir iyilik mi?
Çünkü sonunda geriye kalan şudur!
Bir gönül yaptıysan bir ömür yaşamışsındır.
Bir gönül yıktıysan, aslında kendi kalbini yıkmışsındır.
Ve hak yolunun en sade ama en derin nasihati şudur!
Yapan ol.
Gönül yapan ol.
Yıkanlardan değil, imar edenlerden ol.
Vesselam…
Devamını Oku
08 Mart 2026 Pazar - 00:04
Devamını Oku
01 Mart 2026 Pazar - 07:42
Devamını Oku
22 Şubat 2026 Pazar - 08:16