

Adalet Bakanı Akın Gürlek ile okul saldırıları ve Gülistan Doku dosyası üzerine kritik bir görüşme, Saadet Partisi'nde "Mahmut Arıkan" heyecanı ve Tele1 davasında "satış" uyarısı!
0:00
--:--
Son Güncelleme: 21 Nisan 2026 Salı - 08:54 | GDH Haber
Ankara’da Sayın Adalet Bakanı Akın Gürlek’i ziyaret ettim. Kısa bir ziyaret oldu. Çünkü Kabine vardı ve Sayın Cumhurbaşkanı’na ve Kabine’ye yönelik bir sunum yapacaktı Sayın Bakan.
Ancak o kısa zaman içinde birkaç soru sordum. Özellikle Gülistan Doku meselesinde dosyanın yeniden üzerine gidilmesi ve okul saldırıları konusunu sordum.
Okul saldırıları konusunda, “özellikle “suça sürüklenen çocuk” kavramını, dijital hayatın bu çocuklar üzerine etkisini, son yıllarda yargıda bu konunun nereye tekabül ettiğini detaylıca çalıştıklarını, bununla ilgili Sayın Cumhurbaşkanı’na detaylı bilgiler vereceklerini ve bu konuda üzerlerine düşen bütün görevlerde aktif olacaklarını” söyledi. “Ben yasal düzenlemeler olmalı” diye ekleyince, “Tabii bu Meclis’imizin konusu ama bir gelişme olacağını düşünüyorum” diye ekledi.
Gülistan Doku konusunda, Tunceli Başsavcısı’nın bu konunun üzerine kararlılıkla gittiğini vurgulayan Gürlek, “Biz sadece Gülistan kızımızın değil, bu durumda olan, çözülmemiş ya da mağdurun, acılı insanların tatmin olmadığı her konunun üzerine hukuk dairesinde ve kararlılıkla gitme iradesindeyiz. Sayın Cumhurbaşkanımız bu iradede, sonuna kadar kim olursa olsun, ne olursa olsun böyle meselelerde üzerine gidilmesi yönünde iradesi var. Biz de bu iradeye yetki ve sorumluluklarımız dairesinde destek veriyoruz. Vereceğiz.”
Gençler üzerine bir soru olunca Bakan Bey uyuşturucu meselesini de ayrı görmediklerini söyledi.
Sadece ünlülere değil baronlara da gidiliyor
Ünlülere yönelik uyuşturucu operasyonu kapsamında her operasyon yapıldığında şu cümleyi duyuyorum, “Aman efendim böyle mücadele olmaz baronları alacaksınız, büyük uyuşturucu geçiş noktası haline geldik bunları çökerteceksiniz.” Evet doğru ama mesele sadece bu mu?
Sayın Bakan’ın da kısa görüşmemizde vurguladığı konu buydu. Dedi ki, “Özendirme, rol model olan insanların bunu kullanmasıyla “rol modelim kullanıyorsa demek ki o kadar da zararlı değil” algısının ortaya çıkması. Bunlarla beraber mekanların ve eğlencenin bir parçasıymış gibi gözükmesi, yine bunun torbacılarının farklı şekillerde sosyal medya aracılığı ile kendilerine yalancı bir itibar yaratması, yine tabii ki bunun ticareti ve baronlar… tümünün üzerine gidiliyor.”
Buna çok yakın bir örnek,
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İstanbul İl Jandarma Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve MİT, Panama bandıralı bir gemide piyasa değeri yaklaşık 500 milyon TL olan 106 kg kokaini ele geçirdi. Operasyonun yurt dışı ayağı, bağlantıları, Türkiye’deki bağlantıları titizlikle irdeleniyor ve derinleştiriyor. Detaylar yakın zamanda yansıyacaktır.
Saadet’ten gövde gösterisi
Saadet Partisi’nin ilk kez düzenlediği Türkiye Divanı programı için Ankara’daydım. Öncelikle benim bildiğim teşkilatta hiçbir değişiklik, hiçbir heyecan kaybı, hiçbir umutsuzluk yok. Milli Görüş’ün organizasyon kabiliyeti dün neyse bugün de o.
Parti’nin muktesebatı ile yeni düzene ve döneme uyum sağlaması arasında bocalayacağını düşünenler için Genel Başkan Mahmut Arıkan’ın performansı ve yaklaşımı bu beklentiyi boşa çıkaracak cinsten. Eşi Hanımefendi ile basın yemeğine gelen, esprileri ve sıcak kanlılığı ile insani ilişkilerinin seviyesini gösteren, gece gündüz koşturmasıyla gençliğinin avantajını uzun yıllar sonra partililerine hatırlatan, 70’li yıllardan iktibas ederek kitlesini coşturan ama bugüne dair hem iktidara hem muhalefete eleştiriler yönelterek bugüne dair sözlerini esirgemeyen bir genel başkan portresi çizdi.
Ayrıca bugünü yakalamak noktasında hem NewYork hem de Macaristan seçimlerini incelediklerini, hem bu bölgedeki politik süreçlerin içinde olduklarını, hem de “Doğruya doğru, eğriye eğri” deme siyaseti ile herkesle her zaman diyaloğa aşık olduklarını söyledi.
Seçim startını bugün itibariyle verdiklerini ve ittifaklar konusunda “Milli Görüş ittifakına” yakın olduklarını da belli etti.
Ankara’da olduğum 2 gün boyunca tahmin ederseniz ki her kesime gittim. Her yerde Saadet illa ki gündem konusu oldu. Bu da yapılan işin herkes tarafından takip edildiğini ve önemsendiğini gösterdi.
TELE1’in şimdi satılması yanlış olur
Kesinleşmemiş bir karar olmadan Tele1’in satılması mülkiyet hakkına ve basın özgürlüğüne karşı bir hamle olur.
Ayrıca bütün iddialara inansak bile Tele1 10 bin + 5 bin dolardan daha fazla para eder. İddia-suç- yaptırım arasında oransallık da olmamış olur.
Mahkeme kararı beklenmelidir.
O zamana kadar da devlet Tele1’e sahip çıkmalı, marka değerini korumalıdır. Karar sonrası da hem kurumun hem devletin faydasına en uygun adım atılır.
Merdan Yanardağ’ın suçsuz olma ihtimalinden sonra alınacak yanlış bir kararın dönüşü olmayacaktır.
Devamını Oku
17 Nisan 2026 Cuma - 08:22
Devamını Oku
14 Nisan 2026 Salı - 08:38
Devamını Oku
10 Nisan 2026 Cuma - 11:21