İddianame masada, perdeler kalkıyor: İmamoğlu davasında 'esas' neden gizlenmek isteniyor? Tutukluluklara itirazdan, itirafçıların dinleneceği o gerilimli duruşmalara uzanan süreçte; Türkiye’nin geleceği bu dosyaların içinden çıkacak.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 22 Mart 2026 Pazar - 00:48 | GDH Haber
18 Mart’ın akşamı diploma iptalinden sonra Kenan Taş beni Cüneyt Özdemir YouTube kanalına davet etti. Orada söylediklerimi hatırlıyorum. “Geçmişe yürürseniz yol açmış olursunuz” demiştim.
Bir gün sonra büyük bir operasyonla uyandık. Ekrem İmamoğlu dahil birçok kişi tutuklanmıştı. Suçlamalar rüşvet, yolsuzluk, irtikap vesaireydi. O gün de yine Cüneyt Özdemir’e konuk oldum. Yine dediğim cümleyi hatırlıyorum, “Eğer somut konular ortaya konmaz ve operasyon siyasi düzlemde kalırsa, rakibi ekarte etme operasyonu algısı genele yayılırsa bu işin sonu çok farklı olur” demiştim.
İkinci dalga, üçüncü dalga, dördüncü dalga derken birçok iddia, yeni deliller, itirafçılar ve sonunda iddianameyi gördük. İddianame gelene kadar resmi açıklamaların tekrarlanması dışında konuya girmemeye dikkat ettim. Savcılığın ilerleyişinden ve medyaya yansıyan görüntülerden dolayı bazı yorumlar yaptım ve işin gideceği yeri tahmin ettim. Birçoğu da doğru çıktı. İddianame geldi ve artık konuşma zamanıydı.
Usul ve esas ayrımının ben çok doğru yapıldığını düşünmüyorum. Tutuklulukların uzunluğuna, yatarların bitmesine, şafak baskınlarına olan itirazların büyük çoğunluğuna hak verdim. Mehmet Murat Çalık’ın sağlık sorunları yaşadığı dönemde tutuksuz yargılanma isteğine destek verdim. Ama iddiaların kapağını açmadan hemen “Bu dosya boş, usul zaten yanlış, neyine bakacağız” diye siyaset ve yayıncılık yapan arkadaşlardan da olamam.
Usule ilişkin konuları dile getirmeyelim değil ama esasa da bakalım. Çünkü ilk gün dediğim gibi somut olayların olması ile bu dava anlam kazanacaktı.
İddianame geldiğinden beri açık ve anlaşılır bir şekilde hem burada hem katıldığım yayınlarda anlatıyorum. İzleyicilerime ve okuyucularıma da bir söz verdim. “Bugün iddia makamını anlatıyorum, yarın da savunmaları anlatacağım” dedim. Mahkeme başladığından beri de gidiyorum anlatmak için.
Bazı iddialar var ki bunların cevaplanması ve gerçeklerin kesinlikle ortaya çıkması lazım. Cumhurbaşkanı Adayı olan bir kişi var karşımızda ve ben iddianameyi okuyunca bazı konularda kendi adıma cevap istiyorum.
Özellikle Nuhoğlu, Kameroğlu gibi isimlerin geçtiği rüşvet iddiaları.
Boğaziçi İmar Müdürlüğü’ndeki rüşvet iddiaları.
Hafriyat konusu (ayrıca burada sadece İBB’nin değil, birçok başka kurumun da konuşulması gerekir)
Ulaşım ve reklam ihaleleri.
İmar değişimlerinde ve ruhsatlardaki usulün genel kural haline gelmiş olması.
Seçim ve siyaseti finanse etmek için iştiraklerin kullanıldığı iddiası. (Ağaç AŞ gibi)
Sosyal belediyecilik hizmetlerinin müteahhitlere karşılatılmasının genel kural haline gelmiş olması.
Bunların tamamı benim “Cumhurbaşkanı Adayı olmuş, CHP’nin yöntemini fiili olarak eline almış” bir siyasetçiye dair cevaplanması şart olan sorularım ve konularım.
Ayrıca İddianamenin bazı iddialarının da cevabını merak ediyorum. Bunlardan biri örgüt iddiası. “Yani bir paralel oluşum var mı?” sorusu. Diğeri siyasetin para ile ele geçirilmesi iddiası. Bunlara verilecek cevapları da izlemek istiyorum.
Mahkemesi görülen bir konuda yorum yapmam ama toptancı bir yaklaşım da sergilemem. Gerçeklerin ortaya çıkması Türkiye siyasetinin gelecek yıllarına yön verecektir.
İlk celse sonunda birçok tutuklu sanığın tutuksuz sanık olacağını tahmin ediyorum. Özellikle tutuksuz itirafçıların dinlenmesi sırasında gerilimin artacağını tahmin ediyorum. Delillerin tartışılması aşamasında tarafların mücadelesinin büyük haber değeri olacağını düşünüyorum.
İşin siyasi şov kısmı, dışarda Özgür Özel’in “esası konuşturmama” çabası da yine gözden kaçmayan ve çokça konuşacağımız konular arasında.
Devamını Oku
17 Mart 2026 Salı - 10:52
Devamını Oku
13 Mart 2026 Cuma - 08:17
Devamını Oku
10 Mart 2026 Salı - 08:46