

Partinin kimliği tam manasıyla oluşmuşsa vekilinin de başkanının da bonservisi partidedir. Oluşmamışsa bonservisler siyasetçilerin kendi ellerindedir. Ve siyaset o zaman kariyerist bir hal alır. İdeoloji ve dava gider, makam ve para gelir.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 18 Ağustos 2025 Pazartesi - 07:00 | GDH Haber
Aydın Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun CHP’den AK Parti’ye geçişiyle birlikte siyasette etik tartışmaları yine yükseldi.
Son derece ‘işine gelenin ahlaklı’ olduğu bu tartışmayı bu sefer yürüten CHP’liler Özlem Hanım’ı, Aydın’ı, topuklu ayakkabıyı, efeleri, Aydınoğulları Beyliği’ni, hatta Aydınspor’u bile linç ettiler.
Bu yazıda ‘vekiller, başkanlar neden transfer olur?’ sorusuna yanıt arayacağız. 2019-2025 arasındaki geçişler bize bayağı bir şey anlatacak.
2019 yerel seçimlerinden sonra 45 belediye başkanı AK Parti’ye geçmişti.
Bunlar;
Saadet Partisi 15, Bağımsız 8, İYİ Parti 7, CHP 4, Demokrat Parti 4, HDP 3, BBP 3, DSP 1 belediye başkanını AK Parti saflarına uğurlamıştı.
2024 Seçimlerinden sonra şu ana kadar 56 başkan AK Parti’ye geçti.
Bunlar;
Yeniden Refah 24, Bağımsız 15, CHP 7, İYİ Parti 7, Saadet 1, DEM 1, DEVA 1.
Yukarıdaki belediye başkanlığı geçişi tablosuna baktığımız zaman 2019 seçimleri sonrası Saadet Partisi’nin 15 başkanı kaybetmesi ve 2024 seçimleri sonrası Yeniden Refah’ın 24 başkanı kaybetmesini görüyoruz. Bu iki partinin Milli Görüş geleneğinden gelmesi ve AK Parti’nin de çıkış noktasının orası olması ile açıklamaya kalkarsak hata etmiş oluruz. 2019 seçim sathındaki Saadet ve 2024 seçim sathındaki Yeniden Refah politikalarında sorumuzun yanıtı gizli.
Yerel seçim dinamikleri genel seçimlerden farklıdır. AK Parti’nin çok yüksek oy aldığı yerlerde çok sevilen bir siyasetçi karşısına aday çıkıp seçimi kazanabilir. Aynı şey CHP ve diğer partiler için de geçerli.
AK Parti geçmişin aksine yerel siyasetteki güçlü aktörleri küstürdüğü bir döneme girdi. Birçok noktada oy kaybederek de olsa kazandı ama 2019’da aday göstermediği 20’den fazla belediyeyi Saadet Partisi’ne kaybetti. Saadet de AK Parti’nin aday göstermediği isimlere kapı açtı. Bu isimler Saadetli değildi. Organik adaylar değildi. Teşkilatla hareket etmiyorlardı. Seçimleri kazandılar ancak zaman içinde AK Parti’nin de ‘hata etmişiz’ tavrıyla partilerine döndüler. Yani o belediyeler zaten AK Parti’nindi.
Hatta o seçimde Şanlıurfa, Ordu ve Adıyaman gibi şehirlerde de Saadet benzer sebeplerle eski AK Partili adayları gösterdi ve yüksek oylarla ikinci parti oldu. Tıpkı 2024 seçimlerindeki Yeniden Refah’ın kazandığı Şanlıurfa ve Yozgat gibi.
Aynı hikaye 2024 seçimlerinde de yaşandı. 2024’te daha güçlü yaşanmasının başka sebepleri de oldu. AK Parti’nin irtifa kaybediyor olması, Yeniden Refah’ın bir yıl önce Cumhur İttifakı’nda yer alarak Saadet gibi mahalle dışında siyaset yapmaması gibi sebepler Refah’ın yükselişinin sebepleri oldu. Ancak organik olmayan yükselişler bir anda yaşanacak düşüşün de gerekçesidir.
O başkanlar AK Partiliydi. Yeniden Refah teşkilatları ile bütünleşmediler. Zaten yeni yapılanan parti ile bağ kurmadılar. ‘Ben kazandım’ dediler ve başarılarında partinin katkısını görmediler. AK Parti’den de yine ‘yuvaya dönün’ ışığını görünce hemen gittiler.
Bu iki parti üzerinden seçime girmeyen 2019’daki 8, 2024’teki 15 bağımsız başkanın durumu da benzer.
Milletvekillerinde ise benzer dinamiklerin yanında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin zorunlu kıldığı ittifakların siyasetteki organik ilişkileri bozması var.
Meclis’teki tablo daha karışık;
DEVA Partisi:
Mustafa Yeneroğlu, Burak Dalgın (Bağımsız)
Cem Avşar, Evrim Rızvanoğlu, Seda Kaya Ösen, Selma Aliye Kavaf (CHP)
Gelecek Partisi:
Selim Temurci, İsa Mesih Şahin, Doğan Demir (Bağımsız)
Serap Yazıcı Özbudun, Nedim Yamalı, Hasan Ekici (AK Parti)
İYİ Parti:
İdris Nebi Hatipoğlu, Dursun Ataş, Kürşad Zorlu, Ünal Karaman, Salim Ensarioğlu, Seyithan İzsiz, Ahmet Yücel (AK Parti)
Nimet Özdemir, Ayşe Yanıkömeroğlu, Ümit Özlale, Adnan Beker, Bilal Bilici, Aykut Kaya (CHP)
Koray Aydın (Bağımsız)
Demokrat Parti:
Cemal Enginyurt, Salih Uzun (CHP)
Yeniden Refah Partisi:
Suat Pamukçu (AK Parti)
MHP:
Hasan Basri Sönmez, İsmail Akgül, Mustafa Demir (Bağımsız)
Seçimden önce 6’lı Masa kuruldu. 6’lı Masa’da oturan partilerin içinde o kadar farklı düşünceler ve ekipler ‘Erdoğan karşıtlığıyla’ bastırıldı ki seçim mağlubiyeti sonrası fırtına koptu.
İYİ Parti içinde CHP ile ittifak yapan partileri yerine CHP’ye daha yakın duran vekiller CHP’ye geçti. Sebepleri ise ‘bizim partiden bir şey olmaz’ idi.
Yine İYİ Parti içinde ‘Bizim CHP ile ne işimiz var’ diyenler seçim mağlubiyetinden sonra ‘Bizim partiden bir şey olmaz’ diyerek AK Parti’ye geçti.
İYİ Parti, partililik kimliğini oluşturamamanın cezasını bu şekilde ağır ödedi. Bugünlerde Terörsüz Türkiye süreci karşıtlığı üzerinden bir kimlik oluşturup CHP’ye kaptırdığı oyları geri alma peşindeler.
Gelecek ve DEVA partileri partilerine kimlik oluşturma yerine kendilerini AK Parti’ye göre, AK Parti sonrasına göre ya da mahalleye duyulan öfkeye göre konumladılar. Üstüne bir de seçime girmeyip CHP listelerinden vekiller alınca ve seçim de kaybedilince olanlar oldu.
Gelecek Partisi kendisini ‘gerçek AK Parti’ ‘temiz olan’ ‘dışlanan’ olarak konumladı. Listelerini buna göre oluşturdu. Olanlar olunca ve partinin durumu kötüye gidince vekiller bir bir AK Parti’ye geçti. Bağımsız kalanların da AK Parti ile görüştüğünü biliyoruz.
DEVA kendisini Erdoğan karşıtı blokun parçası ve ‘muhafazakar mahalleden zinhar değiliz’ gibi bir noktada konumlandırdı. Ali Babacan her ne kadar 4 eğilim vurgusu yapsa da partisindeki isimler Siyasal İslam sövgüsünü çok vurguluyordu. Sonuç olarak vekillerini CHP’de buldular.
Partiler oluşturamadıkları kimliklerinin bedelini ödediler.
Demokrat Parti delegesi, partinin Gültekin Uysal’ın malı olmasını seçtiği için muhalif medyanın ekran yüzü vekillerini CHP’ye uğurladılar.
Parti kimliği konusunda sorunu olmayan Saadet Partisi vekillerinin transfer olmadığını da burada gördük. 2019’daki organik olmayan sürecin Saadet’e sağladığı tecrübe ile hareket ediyorlar. 6’lı Masa tecrübesinin sonucu olarak muhafazakar mahalle ile arasına giren mesafeyi kapatmaya çalışıyorlar.
Partinin kimliği tam manasıyla oluşmuşsa vekilinin de başkanının da bonservisi partidedir. Oluşmamışsa bonservisler siyasetçilerin kendi ellerindedir. Ve siyaset o zaman kariyerist bir hal alır. İdeoloji ve dava gider, makam ve para gelir.
Peki CHP’liler neden transfer oluyor?
CHP’nin iddia ettiği gibi operasyonlardan kurtulmak için mi AK Parti’ye geçiyorlar?
Ben sordum. Birçok kişiyle konuştum. Bana söylenen şu,
“Bizim partide ekipler olur, klikler olur, ideolojik farklılıklar ve çatışmalar olur. Partimizi büyük ve güçlü yapan budur. Ancak Ekrem İmamoğlu partiye akçeli işleri getirdi, partinin ele geçirilebilir hale gelmesine sebep olur, ne idüğü belirsiz iş adamlarını partililerin mahremine soktu, Genel Başkanlık makamını kadük hale getirdi, iktidar için her yol mübahtır felsefesini getirdi ve bu sadece partimiz için değil, ülkemiz için bir sorun”
Bu sözleri söyleyenler belki de suçlarını Ekrem Bey ve onun dışardaki işlerini yaptığı izlenimi veren Özgür Özel üzerinden örtmeye çalışıyordur. Ama bu sözler çok ağır ithamlar.
Kulağıma gelenler başka belediye başkanlarının da ‘biz bu işlerden, ilişkilerden kurtulmak istiyoruz’ diye haberler gönderdiği yönünde.
Devamını Oku
15 Mayıs 2026 Cuma - 08:22
Devamını Oku
12 Mayıs 2026 Salı - 08:47
Devamını Oku
08 Mayıs 2026 Cuma - 08:26