CHP lideri Özel’in "5 milyarlık bütçede 20 milyar yolsuzluk olur mu?" çıkışı Silivri’deki duruşma tutanaklarıyla ne kadar örtüşüyor? İddia makamının tezleri, MASAK’ın rakamları ve mahkemede aslında kimin neyi sorduğuna dair çarpıcı gerçekler: İletişimle değil, dosyayla savunulur.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 17 Mart 2026 Salı - 10:52 | GDH Haber
Silivri’de duruşmaları takip etmeye devam ediyorum. Artık “Dün gelmedin bak yok yazarlar seni” gibi laflar bile sokuluyor. Muhalif gazeteci abilerimiz görünce “Mahkemenin yıldızı naber?” gibi anlamlı dokundurmalar yapıyor.
Bu “anlamlı” dokundurmaların sebebi aslında tamamen bu yazının konusuyla ilgili. Normal bir gazetecilik faaliyetinin bir oyunu bozması.
Peki bu “normal gazetecilik faaliyeti” ne? Oyun ne?
Normal olan faaliyet, mahkeme başlamadan önce iddia makamının iddialarını okumak, anlamak, anlatmak ve bunların birer iddia olduğunun bilincinden kopmamaktı. Daha sonra mahkeme safhasında savunma makamının savunmalarını dinlemek ve en doğru şekilde anlatmak. Bunu yaparken iddia ile savunma arasında da denklikleri ve ayrımları insanlara anlatmak.
Oyun ise, mahkeme başlamadan önce iddia makamının tüm iddiasına “boş” demek. Esasa ilişkin hiçbir inceleme yapmadan tüm meseleyi siyasi operasyon olarak kriminalize etmek. Bunun iletişim faaliyetini yürütmek. Mahkeme başlayınca olanı olduğu gibi yazanları hedef göster ve işini yapmaması yönünde etkile. MASAK’ın raporunu itirafçının iddiası diyerek kürsüde anlat. İtirafçının iddiasından geri adım attığını iddia et. Buna dair işini olduğu gibi yapan birkaç kişi dışında kimse gerçeği yazmasın. Bağırarak, sesi yüksek çıkararak mahkemeyi etki altına almaya çalış ama sonra kapı arkasından “aman yaman” yap. Sadece iletişimi yönet ve yine esasa girme.
CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel kürsüde diyor ki,
"İtirafçı '20 milyarlık yolsuzluk gördüm' diyor. Ekrem Başkan soruyor 'Ağaç AŞ'nin 1 yıllık bütçesi ne kadar?'
5 milyar... 5 milyarlık yerde 20 milyarlık yolsuzluk olur mu?
'Valla doğru, o tarafını düşünemedim' diyor. Düşünemediği yalanın altına imza attırmışlar.
Ben de şöyle bir tweet attım,
“Sayın Özel aslında olduğu gibi gerçeği anlatsa yine önemli bir konuşma yapmış olurdu.
1- İddia eden itirafçı değil. İtirafçının meseleden haberi bile yok.
2- Suç isnadı yolsuzluk değil, rüşvet.
3- 20 milyar iddiası yolsuzluk ile ilgili değil, Ağaç AŞ’nin hak ediş ödemeleri
4- Bu iddia itirafçıya ait ya da onun imzaladığı bir belge değil, MASAK raporunun grafik özeti
5- Ve son olarak Ekrem İmamoğlu değil, Genel Müdür Ali Sukas sordu soruyu. Cevapta da “ben muhasebe ve finans bölümünün rakamlarını bilmem ama bu rakam mümkün değil” dedi itirafçı.”
Bu paylaşımımdan sonra çok fazla telefon aldım. Tüm bu telefonlarda aynı şeyi söyledim. Salonu bırakan, sahayı bırakan, haberin ucunu bırakan içerik ne olursa olsun algıda yenilir.
Peki neden yazının başlığı Ekrem Bey’in kurtarılması ile ilgili?
Çünkü Sayın İmamoğlu’nun dışarı çıkabilmesi için en başta örgüt iddiasının çökertilmesi, daha sonra Ekrem Bey’e direkt bağlanan iddialarla ilgili savunmanın kuvvetlendirilmesi gerekiyor. Bunlar yerine mahkemede söz konusu olmayan konuları dışarda algı yaratmak için konuşmanın Ekrem Bey’e bir faydası yok. Paylaşımımda da belirttiğim bir şey var. Zaten olanı olduğu gibi anlatsalar o anlar Ekrem Bey’in lehine anlardı. Ancak daha sonra çıkacak diğer itirafçılara yönelik bir algı oluşturmak için yapılan bir iletişim faaliyeti.
İletişimle olmaz bu işler!
Devamını Oku
13 Mart 2026 Cuma - 08:17
Devamını Oku
10 Mart 2026 Salı - 08:46
Devamını Oku
06 Mart 2026 Cuma - 08:27