Bölgemize emperyalist ve siyonist müdahale gerçekleşirken bundan nemalanacak gücü terör örgütünde bırakmayan Türkiye’nin gücünün ve etkisinin farkında olalım.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 13 Mart 2026 Cuma - 08:17 | GDH Haber
İran’a ABD ve İsrail’in saldırmasının ardından en büyük korkum İsrail ve Amerika’nın Zagros’un batısından Kürtleri ayaklandırıp, Suriye ve Irak’taki PKK varlığını İran’a kaydırıp tıpkı Irak’ı işgal ettiklerindeki gibi, tıpkı Suriye iç savaşı çıktığındaki gibi PKK’ya yeni terör alanı oluşturmalarıydı.
Hatta İsrail hem Barzani, hem Talabani, hem İran’daki Kürt aşiretleri ve hem de PKK üzerinden bunu denedi. İran o bölgede bir bombalama da yaptı. Ancak ben PKK’dan ne gelecek onu çok merak ediyordum. Çünkü savaşın hemen ilk günlerinde Abdullah Öcalan’dan gelen metin koşulsuz şartsız silahın olmadığı ve siyasetin tek yol olduğu bir düzene hızlıca geçilmesini öneriyordu.
PKK’dan beklenen açıklama geldi. Ve sonda söylenecek şeyi başta söyleyeyim, “Bölgemize emperyalist ve siyonist müdahale gerçekleşirken bundan nemalanacak gücü terör örgütünde bırakmayan Türkiye’nin gücünün ve etkisinin farkında olalım.”
Kandil’deki elebaşlarından Duran Kalkan, “Biz bu savaşa hareket olarak da, halk olarak da karşıyız. Bu savaşın Ortadoğu halklarına herhangi bir faydası yok. Farzedelim ki, ABD ve İsrail savaşı kazandı; ne olacak? İran egemenliğinin yerini ABD-İsrail hegemonyası alacak. Daha özgürlükçü ve demokratik bir yönetim mi olacak? ABD Başkanı açıkça "Benim için demokrasinin bir önemi yok" dedi. Savaşın sermaye ve çıkar çevreleri dışında kimseye faydası yok. İnsanlar ölüyor, halklar en ağır durumu yaşıyor. Bunun için Önder Apo "3. Siyasi Çizgi" demiş.
Bu da şimdilik görüntüde de olsa PKK’nın tasfiye sürecinin devam ettiği anlamını taşıyor.
Silivri’de mahkemeye ara verildiğinde
TGRT Haber’de Taksim Meydanı programında yer aldığım günden bu yana o eski dosya haberciliğini yeniden televizyon izleyicisine hatırlatmak için Beşiktaş’tan başlamak üzere iddianamelerin üzerine gidiyoruz. Aynı zamanda GDH’da da bu iddianameleri yazıyorum. Ne kadar sıkı takip edildiğini mahkemeler başlayınca anladım.
Açıkçası tepki göreceğimi sanıyordum. Hatta dedem, babam, annem, eşim ayrı ayrı ilk gün gitmeden önce “Aman dikkat et” diye uyarılarda bulunmuştu. Ama ben daha iddianamenin açıklandığı ilk gün iddia edilen örgüt şemasını anlatırken demiştim “Bugün iddiaları anlatacağım ve hiçbir şey saklamayacağım. Yarın da savunma ne derse anlatacağım” diye.
Mahkemelerin ilk gününden itibaren bırakın tepki görmeyi CHP’li siyasetçilerin, sanık avukatlarının, muhalif medyadan gazeteci dostlarımın dosya hakkında derinlemesine sohbetlerinin bir parçası oldum. Evet içerde gergin bir ortam var ama dışarda o ortamın son derece heyecanlı bir kritiği var. Ve bu kritiğin dışında hayata dair neşeli sohbetler…
İlk günden bu yana en çok sohbet ettiğim isim Ali Mahir Başarır. Ki ben Sayın Başarır hakkında köşe yazmış, ekranlarda eleştirmiş bir gazeteciyim. Ama kendisini çok tanıma fırsatım olmamıştı. İçerdeki gerginlik hakkında konuştuk ve kendisi beklediğimden farklı cevaplar verdi. Dosyadaki örgüt iddiası, farklı iştiraklerdeki yolsuzluk ve rüşvet iddiaları, ayrı ayrı bazı olaylara dair konuşmalar yaptık. Bunların hiçbirini yazmayacağım. Ama aslında dışardan göründüğü gibi meselenin olmadığını söyleyebilirim. Galatasaray muhabbeti açılınca, AK Partili grup başkanvekilleri ile aralarındaki anılar konuşulunca aslında hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlıyorsunuz.
Mustafa Sarıgül, Mahmut Tanal, Cem Avşar, Özgür Çelik gibi isimler ile konuştuğumda hepsi “Senin burada olman çok önemli” dediler. Yaşlıca bir teyze ki sanırım bir tutuklu yakınıydı, “Bunları TGRT’de anlat Hasan Bey, iddiaları anlattın bunları da anlat” diye seslendi. Dönüp, “O yüzden buradayım” dedim.
Duruşma aralarında özellikle sanık avukatları beni tanıyıp yanıma geliyorlar. Baz, HTS, itirafçı, MASAK raporu konularında benimle konuşup kendi zaviyelerinden meseleleri anlatıyorlar. Nasıl oluyorsa sohbetlerin sonu hep futbola dönüyor.
Bazı ismini vermeyeceğim kişiler tutuklu sanıklarla yaptıkları ziyaretlerde bahsimizin geçtiğini söylediler. Kırılanlar, kızanlar, “savunmaları anlatmazsa…” diye söyleyenler olmuş. Hepsinin canı sağ olsun. Hak yerini bulsun.
Mahkemeler milletin vicdanıdır. Son güne kadar takip etmek ve hem eğer çalınmışsa kamunun malının, kamunun hakkının peşinden koşmak hem de yargılananların hakkını hukukunu millete anlatmak için orada olmak görevimizdir.
Devamını Oku
10 Mart 2026 Salı - 08:46
Devamını Oku
06 Mart 2026 Cuma - 08:27
Devamını Oku
03 Mart 2026 Salı - 08:25